Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


2027 İlkbahar/Yaz moda haftalarında defile müzikleri, koleksiyonların anlattığı hikayeleri tamamladı.
Defilelerde kullanılan müzikler, koleksiyonların hikayesine yeni bir katman eklerken tasarımları algılama biçimimizi tamamen değiştirebiliyor. 2027 İlkbahar/Yaz moda haftalarında kimi parçalar duygusal anlatıları güçlendirirken kimisi de defilelerde anlatılan hikayelerin bir parçası oldu. Klasik bestelerden pop hit'lerine, synth tınılarından rock parçalarına uzanan seçkilerde David Bowie’den Britney Spears’a birçok sanatçının unutulmaz parçaları yer aldı.
Cult Gaia’nın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu Behesht, kreatif direktör Jasmin Larian Hekmat’in, büyükannesinin kaybı sonrasındaki kişisel deneyiminden; yasın ardından güzellik ve kutlama duygularının doğabileceği fikrinden doğuyor. Defile müzikleriyse bu duygusal kontrastla epey örtüşen cinstendi: Fonda Eric B. & Rakim’in Paid in Full parçasının Coldcut remix'i ile İranlı sanatçı Hayedeh’in Shanehayat’ı buluşurken, yas ve güzellik arasındaki bağ müzikle de hissettirildi.
Ralph Lauren defilesinin Andrea Bocelli’nin Love in Portofino parçasıyla açılması koleksiyonun romantik bir ruha sahip olacağının ipucunu verirken ardından gelen Alex Amor’un This Must Be The End’i kırılganlığı ve zarafeti yansıttı. Bu iki parçadan sonra çalan Clou’nun À l’arrière de la voiture’ü, yerini Sting’in Every Little Thing She Does Is Magic parçasına bırakırken, bu zarif ve romantik koleksiyonun aslında eğlenceli ve genç ruhlu detaylara sahip olduğu da hissettirildi.
2027 İlkbahar/Yaz New York Moda Haftası kapsamında sunulan yeni sezon Tommy Hilfiger defilesinde müzikler bir hoparlörden dinletilmek yerine canlı bir orkestra tarafından seslendirildi. Matt Jones Orchestra, koleksiyonun Amerikan preppy tavrını Jay-Z’nin Empire State of Mind parçası da dahil olmak üzere birçok farklı hip-hop bestesini yorumlayarak güçlendirdi. Canlı performans ise orkestrayla sınırlı kalmadı. Defilenin sonunda Slayyyter, Unknown Loverz ve Dance parçalarını seslendirdi.
Conner Ives, bu sezon Londra Moda Haftası takviminden çıkarak, yeni koleksiyonu Across the Pond’u New York’ta sundu. Ives’in İngiliz terziliği ekolünden gelen ancak Amerikan vizyonu taşıyan tasarım anlayışı, defilenin müzik seçimlerinde de karşılık buldu. Seçkide Annie Lennox’un Money Can’t Buy It’inden Denice Williams’ın Free’sine ve George Michael’ın Fastlove Pt.1’ına farklı türlerden parçalar, koleksiyonun çeşitlilik taşıyan ruhuna eşlik etti.
Thom Browne’ın performans sanatına dönüşen 2027 İlkbahar/Yaz defilesinde aktarılan metamorfoz teması, A Bug’s Life filminden parçalarla desteklendi. Filmdeki tırtıldan kelebeğe dönüşüm anlatısı, koleksiyondaki dönüşüm temasıyla örtüştüğünden müzik seçimi de hikayenin bir tamamlayıcısı oldu. Modellerin dans ettiği kısımlardaysa, Çaykovski’nin 5. Senfoni'sinin 1. Bölümü (Andante – Allegro con anima) teatral anlatımı güçlendirdi.
Daniel Lee’nin Burberry mirasını deneysel ve kişisel bir yaklaşımla yeniden yorumladığı yeni koleksiyonunda, defile müzikleri David Bowie’nin kariyerinin farklı dönemlerinden seçilen parçalardan oluştu. İngiliz moda ve müzik mirası aynı çizgide buluşturulurken Bowie’nin duygusal müziği Lee’nin kişisel dokunuşlarıyla bağ kurdu.
Prada’nın, tamamı etek görünümleri üzerine kurulu yeni sezon koleksiyonunu tanıttığı defile, Malcolm McLaren’ın Madam Butterfly (Un Bel Di Vedremo) parçasıyla açıldı. Puccini’nin klasik Madama Butterfly operasındaki Un bel dì Vedremo aryasını 80’lerin elektronik tınılarıyla yeniden yorumlayan parçanın ardından, aryanın Maria Callas tarafından seslendirilen versiyonu çaldı. Bu müzik tercihiyse Prada’nın eteği farklı formlarda yeniden ele alırken modaevinin temel kodlarına sadık kalışını çağrıştırıyordu.
Jonathan Anderson’un Dior 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonundaki hafifleyen kumaşlar, tüller, akışkan siluetler ve rüzgarla hareket eden görünümleri defilede de hafif ve özgür parçalar eşliğinde sunuldu. Son Lux ve Lorde’nin Easy (Switch Screens) parçasıyla açılan defilede, Maria Chiara Argiro’nun Air’ı, Sudan Archives’ın Selfish Soul’u, Sound of Fractures’ın Bubbles’ı ve Donna Blue’nun Harmony of Spheres parçaları, duygusal ama özgür ruhlarıyla kumaşlar, kesimler, aksesuarlar ve tasarımlarla bağ kurdu.
Saint Laurent defilesi, Piero’nun kendi çocukluğunu ve kökenlerini anlattığı Io Vengo parçasıyla açılırken Vaccarello, altın görünümlerin öne çıktığı koleksiyonunu sundu. Defile sonunda podyuma çıkan Charlotte Gainsbourg, nakaratında “You’re so much Yves Saint Laurent” sözleri geçen parçayı seslendirdi. Piero’nun geçmişini anlattığı parçadan Yves Saint Laurent kimliğine uzanan bu geçiş, tasarımcının markadaki son koleksiyonuyla birlikte okunduğunda, Vaccarello’nun aile köklerinden Saint Laurent’de geçirdiği on yıllık yolculuğuna uzanan hayatını çağrıştırırdı. Defilenin müzikleri, Vaccarello’nun "altın" vedasına yakışır bir duygusallığa sahipti.
Lauryn Hill ve Fugees’in Ready or Not parçasıyla açılan Balenciaga defilesinde kendinden emin ve cesur parçalar koleksiyonun arka fonunu oluşturdu. Labrinth ve Emeli Sandé’nin Beneath Your Beautiful’u, Gaspar Claus’un 2359 (Blossom Version) parçası, Anne Müller’in Bel Tono’su ve Matt Calvert’in 112051’i çalınan şarkılar arasındaydı.
Kreatif direktör Michael Rider, Celine 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda tasarımlarını “duygusal giyinme” fikri üzerine kurarken modern ve sofistike Celine kadınını kalıpların dışında, farklı yönleriyle ele aldı. Defilede çalan parçalar da farklı ritimleri ve ruh halleriyle koleksiyona uyum sağladı. Erykah Badu’nun I’ll Call U Back parçası ana fonu oluştururken Go Kurosawa’nın Autowalk’u, Louisahhh’ın Change’i ve Lucie Antunes’un Hoho’su defilede yer aldı.
Miu Miu’nun yeni sezon koleksiyonu Here and Now’da sportif kesimler zarif siluetlerle buluşurken Amerikan preppy hissi gece tasarımlarının detaylarıyla tamamlandı. Bu kontrast, defile müziklerinde de takip edildi. Uli Doenitz’in For the Crow parçasındaki caz tınıları, Coil’in Exploding Frogs’u ve impLOG.’un Holland Tunnel Dive’ının elektronik sound’larıyla zıtlık yarattı. Ancak defile müziklerinde bizlerin de fazlasıyla tanıdık olduğu melodiler vardı. 52 yaşındaki ünlü oyuncu Olivia Colman’ın ilk defile deneyiminde, podyuma çıktığı anda fonda Anadol’un Ay Çürüdü parçası çaldı. Koleksiyondaki tanıdık spor giyim parçalarının farklı okazyonlara uyarlanması, Ay Çürüdü’de uzun hava geleneğinin deneysel tınılarla yorumlanmasıyla paralellik kurdu.
Paris’teki Sainte-Geneviève Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen Valentino 2027 İlkbahar/Yaz defilesinde çalan şarkılar, strobe ışıklarıyla aydınlatılmış kütüphane ortamını kulüp atmosferine çevirdi. Troye Sivan’ın Party parçası ve Madonna’nın Music'i (HQ2 Club Mix), ritmi ve ortamın enerjisini yükseltirken Anyma’nın Syren’i, Anyma, Argy ve Son of Son’ın Voices In My Head’i ve Clotur’ün Mirage Dub’ı bu parti havasını güçlendirdi. Antibiblioteca adlı koleksiyonda kreatif direktör Alessandro Michele, okunmamış kitaplara ve henüz fırsatı gelmemiş ihtimallere odaklanırken kütüphanenin bir dans pistine dönüşmesi de bu fikri mekan üzerinden somutlaştırdı.
Chanel, 2027 İlkbahar/Yaz moda haftaları kapsamında sunulan defileler arasında en eklektik ve duygusal müzik listelerinden birine sahipti ve çalan parçalar koleksiyonla sağlam bağlar kuruyordu. Çaykovski’nin Valse Sentimentale bestesi, kuş sesleriyle süslenerek temaya uyum sağlarken Nicole Kidman, Virginia Woolf’un Orlando romanından bir pasaj seslendirdi. Koleksiyon Gabrielle Chanel’in hayatının farklı dönemlerinden ilham alıyor ve onun kişisel gardırobunu marka mirasıyla birleştiriyordu. Bu nedenle fonda Lesley Gore’un You Don’t Own Me parçasının çalması da Gabrielle Chanel’in özgür ruhunu temsil ediyordu. Camille Saint-Saëns'ın Le Carnaval des Animaux süitinden Le cygne ve Arrival of the Birds parçalarıyla, kuş imgeleri koleksiyonda olduğu gibi müzikte de kendine yer buldu.
Blazy, Chanel mirasını hafifleyen kumaşlar, tül formu alan tüvitler ve harekete alan açan siluetlerle çağdaş ve genç bir noktaya taşıdı. Çaykovski’nin yaklaşık 144 yıl önce bestelediği Valse Sentimentale’ini Britney Spears’ın Gimme More remix'inin takip etmesi, kreatif direktörün marka mirasına sadakatini korurken tasarımları çok daha genç ve çağdaş bir noktaya taşıdığını yansıtan başka bir detaydı.