Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Ringde, kortta, tatamide, okyanusta... Onlar sadece rakipleriyle değil kendi sınırlarıyla da mücadele ediyor. Milli sporcuların hikayeleri; yarışırken disiplinin, yalnızlığın ve vazgeçmemenin öneminin altını çiziyor.
Başta belki fiziksel tarafı dikkat çekiyor ama beni asıl içinde tutan şey kontrol hissi oldu. Tatamide tek başınasın. Kimse senin yerine karar veremiyor, kimse seni kurtaramıyor. O an tamamen kendi sorumluluğunu alıyorsun. Bu bana çok güçlü bir his kattı. Mesele sadece teknik ya da güç değil o gücü kontrol edebilmek ve o anın sorumluluğunu taşıyabilmek. Taekwondo benim için disiplin ve denge demek.
Aslında ikisi birden oluyor. Dışarıdan bakınca her şey çok hızlı ama benim için bazı anlar yavaşlıyor. Özellikle kritik anlarda, rakibin hamlesini gördüğün, karar verdiğin o an sanki biraz uzuyor. Ama genel akış yine çok hızlı ve sürekli tetikte olman gerekiyor. O yüzden zihnin de bedenin de aynı anda çok hızlı çalışıyor.
Maça her zaman bir stratejiyle çıkıyorum. Arkamda ciddi bir ekip var. Antrenörlerimle birlikte rakibi analiz ediyoruz, planımızı net kuruyoruz. Ama tatamiye çıktığınızda her şey bireyselleşiyor. Orada tek başınasınız ve o planın içinde anlık kararlar vermeniz gerekiyor. Bu noktada sezgiler devreye giriyor. Çünkü her şey planladığınız gibi gitmeyebiliyor. O yüzden benim için en doğrusu, stratejiyle başlayıp sezgiyle devam edebilmek.
Günlük hayatımda daha sakin ve planlı biriyim. Daha çok düşünerek, tartarak ilerlemeyi tercih ediyorum. Çünkü her şeyin bir süreci olduğuna inanıyorum. Ama spor sayesinde şunu öğrendim: Ne kadar planlı olursan ol, bazen ânı doğru okuyup karar vermen gerekiyor. O dengeyi kurabilmek önemli.
Fiziksel üstünlükten çok kendini kontrol edebilme yetisi. Çünkü ringde güçlü olabilirsiniz ama o gücü doğru yönetemediğinizde bir anlamı kalmıyor. Asıl mesele baskı altındayken sakin kalabilmek, doğru anda doğru kararı verebilmek. Zamanla şunu anladım: Gerçek güç ne zaman duracağını, ne zaman bekleyeceğini bilmek.
Uzun boyluydum; küçükken boyum dikkat çekiyordu ve bununla nasıl başa çıkacağımı bilemediğim dönemler oldu. Ama taekwondo sayesinde algım tamamen değişti. Boyumla barıştım hatta onu nasıl kullanmam gerektiğini öğrendim. Artık benim için bir farklılık değil bir avantaj. Bedenimi anlamak ve onunla birlikte hareket etmek bana hem özgüven hem de rahatlık verdi.
Benim için başarı daha çok süreç. Çünkü o an çok kısa sürüyor, gelip geçiyor. Asıl kalıcı olan, o noktaya gelene kadar verdiğin emek, yaşadığın zorluklar ve öğrendiklerin. Zaten o süreç seni o ana hazırlayan şey. O yüzden ben başarıyı sadece kazanılan anla değil o yolda neye dönüştüğünle tanımlıyorum.
İlk anlar duygusal oluyor tabii ama çok uzun sürmesine izin vermiyorum. Daha çok kendimle sakin bir şekilde konuşmaya çalışıyorum. Neyi eksik yaptım, nerede hata yaptım, bunlara bakıyorum. Çünkü o kaybın bir anlamı olması gerekiyor. Kendime yüklenmekten çok anlamaya odaklanıyorum. Sonuçta bu yolun içinde kaybetmek de var ve önemli olan oradan neyle çıktığın.
İnatçı ve çalışkanım. Bir şeyi istediysem kolay kolay vazgeçmem. Hayatın her alanında bu tarafım çok baskın. Sanırım beni ben yapan şey de bu: İstediğim ve hayal ettiğim şeyin peşini bırakmamak.
En çok ailem ve eşim beni dengeliyor. Onlarla vakit geçirmek, özellikle sofrada bir araya gelmek bana çok iyi geliyor. Adanalıyım; bizde sofranın yeri ayrıdır. Birlikte yemek yemek, sohbet etmek bütün yoğunluğu ve yorgunluğu unutturur.