EN VOGUE
EN VOGUE

26 Nisan 2022

Esneyebilecek Kadar Güçlü

YAZI: CAN REMZİ ERGEN

Sadece bir kurumu ve farklı sanat dallarında işleri yönetmeyecek; Londra başta olmak üzere bütün dünyadaki insanlara hitap eden işler yapacak. Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nün (ICA) yeni direktörü Bengi Ünsal ile herkesi kapsayan yaklaşımını konuştuk.

bengi ünsal

Şu an saat sabaha karşı dört ve ben bu yazıyı dün gece yazmamak için yapılabilecek her türlü her aktiviteyi yaptıktan sonra uyudum. Şimdi yazı teslimine saatler kala yarı huzursuz, yarı heyecanlı bir şekilde bilgisayarımın karşısındayım. Elimde nasıl anlatacağımı çok da bilmediğim konular olunca böyle oluyor bazen. Zor bir konudan kaçmak değil ama böylesine bir konuyu “en doğru” şekilde konuşmak gerektiği için. Böyle bir konuda ne yazarsanız yazın yetmeyeceği için… (Neyse ki konumuz, çok güzel bir haberle alakalı).

Dünyada hâlâ kadınlara ne yazık ki sırf kadın oldukları için yapılan haksızlıklara tanık olunca duyduğumuz rahatsızlık kadar, “kadınların güçlendirilmesi” kelimelerinin yan yana gelişi de size yine biraz rahatsızlık vermiyor mu? Örneğin; bir kadının önemli bir pozisyona gelmesini, o kişi sırf kadın olduğu için ayrıca kutlamak size de sorunun bir parçası olduğunuzu hissettirmiyor mu? Evet, adaletsizlikten bahsetmek için çok sebebimiz var ama bu durumlar belli kişilerin daha üst bir perdeden duyulan ses tonuyla çözebileceği bir sorun değil. Bengi Ünsal’ın da bu konu hakkında biraz benim gibi düşündüğünü söylersem haksızlık etmem: “Basın bültenini yazarken bu konu üzerine konuştuk. Benim bir kadın olma durumumu ne kadar vurgulayacaktık? ICA’yı 55 yıldır bir kadın yönetmemişti ve kurumun ilk direktörü Dorothy Morland’in adı internette bile çok az geçiyor, ICA’ya en uzun hizmeti onun vermiş olmasına rağmen. Kadın olduğum gerçeğinin altını çizmeyi kabul ettim çünkü bu durumu onurlandırmamız gerektiğini hissettim. Bugün, ‘X şirketinin ilk kadın CEO’su’ dememiz hâlâ sorunun bir parçası olduğumuzun göstergesi. Çünkü yetmez, daha çok olması gerekiyor. Diğer yandan yöneticinin sorumluluğu ve iş yapış biçimi, cinsiyeti özelinde değil bana göre. Dolayısıyla bunu vurgulamak bana başta tuhaf geliyordu ama bu durum hakkaniyetsizlikten mağdur olan kişiler için daha farklı. Cinsiyetle birlikte azınlıklar ve etnik gruplar bu durum daha çok konuşulsun istiyor. O zaman öyle yapmamız lazım, bu konuları konuşmak, çözüme giden yolda bir araç olabilir”.
Altı yıl boyunca üstlendiği, Southbank Centre’ın müzik direktörlüğü rolü Bengi’nin İngiltere’deki ilk işiydi. Öncesinde Türkiye’de İKSV Salon’u yönetiyordu. Şimdiyse ICA’nın 75. yılında bu prestijli kurumun direktörü olarak işe başlamanın heyecanını yaşıyor. Turner Prize sahibi Wolfgang Tillmans’ın yönetim kurulu başkanı olduğu ICA, Olafur Eliasson, Damien Hirst, Gerhard Richter, Anish Kapoor ve Antony Gormley gibi isimlerin sergi açtığı bir kurum. Yoko Ono, Patti Smith, Paul McCartney ve Pink Floyd gibi yaratıcı kişi ve gruplar da bu kurumda performanslar sergiledi.

Bengi yeni görevinde kapsayıcılık ve çeşitlilik kavramlarının öncelikli olduğunu söylüyor. “ICA bu kavramları halihazırda önemsiyor. Burada yapılan işler herkesi içeriyor. Ben de olaya buradan bakıyorum. ICA sanatçılar ve düşünürler tarafından kurulmuştu, amaç onların farklı ifade biçimleri üzerinden dünyayı görmekti. Beni de en çok bu heyecanlandırıyor. Burada herkesin içinde olduğu inisiyatiflerden bahsediyoruz çünkü her türlü sanatçıya yer veriyoruz. Sınırlarının sadece kendi yaratıcılığı olduğu sanatçılarla çalışmayı çok seviyorum, salt müzik veya salt görsel sanatlar uzmanı olması değil de, o insanın başka kişilerle işbirliği yapmaya açık bir sanatçı olması hoşuma gidiyor. Sanatçılar, gördüklerini sansürsüz şekilde ortaya koyma cesaretini gösteren bireyler ve bu nokta herkesin işe dâhil edilmesi için önemli. Diğer yandan bugün karşımıza çıkan sanatçıları daha biz görmeden birileri bazı süzgeçlerden geçiriyor ve o süzgeci kullanan insanlara da düşen bir sorumluluk var. Endüstride kadınların rolünden bahsedeceksek bu durumdan da bahsedelim. Hakkaniyetli olabilmek gerekiyor. Hep kendimize benzeyen insanlarla ilgilenirsek dünya sıkıcı bir yer olurdu. Mesele bizden farklı insanları dinleyebiliyor muyuz?”

Biz konuşurken Bengi’nin elinde oynadığı lastik bir bant var. Konuşmayı bitirirken, bir yandan esnek olmasına rağmen kopan lastik banda bakarak şöyle diyor: “Zamanında UNIVERSAL müzikteki patronum; ‘Ağaç gibi olman lazım Bengi, rüzgar estiği zaman esnemeyi bilmelisin yoksa kırılırsın’ demişti. Esnemeye gönüllü olmak önemli. Bazen esnememen gereken yerler de olur ama esnemediği zaman yorulur insan.”

ETİKETLER: BENGİ ÜNSAL , #VOGUELEADERS , #VOGUESOSYALETKİ