Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sosyal medyada viral olan kozmetik içerik Volufiline’i edinmeden önce bilmeniz gereken her şey…
Algoritmanız enjeksiyonsuz bir dolgu yöntemi olduğunu söylese, birkaç saniyeliğine de olsa kafanızda değerlendirmez miydiniz? Daha dolgun dudaklar, çukur görüntüsünden uzak göz altları ve dolgu enjeksiyonlarına başvurmaya kalmadan belirginliğini yitiren nazolabial çizgiler… TikTok’er Amy Mataczynski haftalardır kullandığı Volufiline içeriğini öve öve bitiremiyor: “Cildinizi enjeksiyonlar olmadan daha dolgun gösterecek, bitki bazlı bir içerik fikri pas geçemeyeceğim kadar güzeldi.”
Volufiline, Anemarrhena asphodeloides isimli bir kök ekstraktından elde ediliyor. “Yeni bir içerik değil aslında, uzun yıllardır kozmetik sektörünün radarında” diyor Uzman Dr. Betül Şengör. Instagram ve TikTok’un dayatmalarına dayanamayıp en yakın eczaneden The Ordinary’nin meşhur ettiği aktif içeriği almama ramak kala kendisini arıyorum. “Volufiline gerçekten de enjeksiyonların yerini doldurabilir mi? ‘Şişede dolgu’ tabirleri gerçek olabilir mi?” Öğrendiğime göre Volufiline, ilk kez Fransız bir kozmetik markasının geliştirdiği; yağ hücrelerini uyaran Sarsasapogenin maddesinden zengin bir içerik. Kopari, Goop, Tower28, Rhode gibi güzellik markalarının danıştığı, KKT Labs kurucusu, kozmetik kimyager Krupa Koestline, “Çoğunlukla hacim ve dolgunluk hedefleriyle pazarlandığını görmüşsünüzdür” diyor Vogue’a verdiği röportajda: “Yağda çözündüğü için ancak yağ bazlı serumlar ya da çok iyi formüle edilmiş kremlerde etkisini gösterir.”
Volufiline’in popülerliği, sürekli yeni bir viral ürün arayışımızın dışında biraz da doğal tedavilere duyulan ilginin artışından geliyor. “Sosyal medyada özellikle topikal dolgu ya da şişede dolgu gibi ifadelerle sunulması bunu kanıtlar nitelikte.” Şengör’e göre göz altı, nazolabial alan ve dudak gibi hacim kaybının dikkat çektiği bölgelerde kısa sürede sonuç vereceği ihtimali güçlü bir pazarlama diliyle ifade ediliyor. Hekimler ve estetisyenler tarafında algı sosyal medyada olduğundan farklı. “İçeriği tamamen reddeden bir yaklaşım olmasa da Volufiline’in klinik etkilerinin sosyal medyada anlatıldığı kadar dramatik olmadığı konusunda bir fikir birliği var.” Dermatolog, içeriği daha çok destekleyici bir aktif kozmetik olarak görüyor; yani egzersiz ve diyet programınızı birtakım masajlar ya da takviye edici gıdalarla pekiştirmek gibi düşünün. Örneğin Bromelain takviyeleri almanın tek başına yağ yakmaya ve zayıflamaya pek de büyük bir katkısı olmayacağı gibi, Volufiline de dolgu maddelerinin yerine geçecek bir içerik değil. “Hiyalüronik asit dolgularındaki gibi belirgin bir hacim etkisi beklemek gerçekçi olmaz.” Şengör ve meslektaşlarının kliniklerinde uyguladıkları dolgu enjeksiyonları, anatomik olarak hacim vermeyi ve cilt germeyi hedefliyor. Volufiline ise tamamen farklı bir mekanizmayla çalışıyor. “İçeriğin hedefi ‘pofuduk’ ve su tutmuş bir cilt.”
“Enflamasyon ya da ödem benzeri hafif bir dolgunluk, hatta yumuşama.” Volufiline’i yağlı bir içerik olarak tanımlayan Şengör, parlak ve canlı bir cilt izlenimi yaratabileceğini, özellikle nemini ve hacmini kaybetmiş ciltlerde kozmetik bir destek kuvvet gibi çalışabileceğini söylüyor. “Öte yandan belirgin yağ ve kemik desteği kaybı olan yüzlerde dolgu alternatifi gibi değerlendirilmesi yanlış.”
İçeriği hemen farklı şekillerde kullanmayı deneyen güzellik influencer’ları da var: Bilyeli şişelere aktarıp göz altı roll-on’u olarak kullananlar; dudak balmı niyetine uygulayanlar… Ancak hekimler tarafında her dolgunluk estetik olarak hoşa gitmeyebiliyor. “Özellikle göz altı ve nazolabial alan gibi halihazırda ağırlaşma ve sarkma eğilimi bulunan bölgelerde kontrolsüz hacim etkisi yüzü daha da ağırlaştırarak uzun vadede sarkmalara zemin hazırlayabilir.” Dr. Şengör, enjeksiyonlu dolgu uygulamalarını hacim yaratma hedefinden çok cildi saç çizgisine doğru germeyi amaçlayarak likit bir yüz germe aracı gibi kullanıyor. İçerikler ya da enjeksiyonlar; püf noktası kendini yerçekimine teslim etmeye hazırlanan cildi ağırlaştırmamakta.
Volufiline’i mutlaka denemek istiyorsanız cilt tipinize göre bilmeniz gereken birtakım detaylar var: “Özellikle çok hassas, bariyeri bozulmuş, aktif dermatiti veya enflamatuar aknesi ya da rozaseası olan kişiler dikkatli olmalı.” Zira Volufiline çoğunlukla yağ bazlı formüllerin içinde kullanılıyor ve bu da bazı ciltlerde iritasyon, milia veya komedon geliştirebiliyor. Herhangi bir doktor veya cihaz uygulaması sonrasındaki hassas dönemde ya da aktif enflamasyon dönemlerinde de sakıncalı olabileceğinin notunu düşüyor Dr. Şengör. Hamilelik ve emzirme döneminde ise yeterli güvenlik verisi olmadığından her aktif kozmetikte olduğu gibi Volufiline’de de temkinli bir yaklaşım izlenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Eğer bu engellere takılmadan içeriği düzenli kullanabilecek kişilerden biriyseniz, şunu bilmenizde fayda var: Yazının başında söz ettiğimiz o Fransız şirketi düzenli kullanımda yüzde 8 ila 10 arası bir hacim artışı vaat ediyor. Beklentileriniz konusunda gerçekçi olmakta fayda var.


