06 Eylül 2021

Deniz Can Aktaş'la Her An Tetikte

YAZI: HAZAL BAYAT

FOTOĞRAF: ALİYAVUZ ATA

deniz can aktaş, mr.vogue

Bazı insanların karakter özellikleri öyle keskin oluyor ki, görünüşlerine dahi sinip onlarla henüz tanışmasanız bile haklarında ipucu veriyor... İşte Deniz Can Aktaş benim için öyle biriydi; kendisini izlediğim ilk an düşünmüştüm karşılaştığı yepyeni durumları telaşa kapılmadan, sakince değerlendirmesini sağlayan bir karaktere sahip olduğunu. Haklı da çıktım, bundan yaklaşık altı sene önce başlayan oyunculuk serüveninde birçok karaktere hayat veren Deniz Can’dan kendini birkaç kelimeyle tanımlamasını rica ettiğimde net bir şekilde cevapladı sorumu: “Sakin ve sabırlı.” Söz konusu karakter özellikleri yalnızca varoluştan gelmiyor elbette; doğup büyüdüğü samimi mahalle, ailesiyle arasındaki sıkı bağlar, disiplinli geçen okul yılları… Kısacası hayatına giren herkes ve her şey Deniz Can’ı bugünkü Deniz Can yapmış.

Aslında sakinlik ve sabırlı olmaktan bir mizaç değil, bir yetenek olarak bahsetmek daha doğru olacak; zira sınırlarını çizen bu iki özellik, etrafında olup biten her şeyi daha doğru değerlendirebilmesini sağlıyor: “Gelip geçenlerin ve geleceklerin tesadüf eseri olmadığına inanıyorum ve başıma gelen her şeye bir sınav, ders çıkarılacak yaşanmışlıklar olarak bakmaya çalışıyorum. Hayatıma her gelen bana bir şey katıyor, onlar sayesinde daha da değerli hâle geliyor yaşamak” diyor. Her yaşananı bir sınav olarak gören genç oyuncunun bugünkü kariyeri bir gençlik dizisinde canlandırdığı rolle başladı; onun için bambaşka bir gelecek ihtimali kurgulayan gemi makineleri ve işletme mühendisliği bölümünden mezun olduktan biraz sonra. Deniz Can’ın televizyonla tanışmasını sağlayan bu ilk projesi, bambaşka bir yolun varlığını göstermenin yanı sıra çok değerli bir de ders olmuş kendisi için; “Oyunculuk mesleğinin gerekliliklerini fark etmeye başladığım ilk andı... İlk setim olmasından kaynaklanan tecrübesizlik beni biraz zorlamıştı elbette; fakat söz konusu zorluk o gün zihnimi harekete geçirdi ve beni bugünlere hazırlayan kıvılcımı ateşledi” diyor.

deniz can aktaş, mr.vogue

Kıvılcımın ateşlendiği o gün öyle yer etmiş ki zihninde, konuşma ilerledikçe konu tekrar tekrar söz konusu ilk güne geliyor… Bugün kariyerinde birçok ilki ve başarıyı tecrübe ettiği bir noktada olan Deniz Can, onu en çok heyecanlandıran ânı sorduğumda kameraların karşısına geçtiği ilk günü anımsıyor yine: “İnsan bir işi yapmaya alıştıkça heyecanını kontrol etmeyi öğreniyor, tecrübe kazandıkça daha da çok rahatlıyor. Bu durum azmimi, oyunculuğa karşı duyduğum isteği kaybetmeme neden olmasın diye böyle zamanlarda anılara gitmek, heyecanımı anımsamak enerjimi tazeliyor.” Deniz Can’ı mesleğine sımsıkı bağlayan ve tutkuyla bahsetmesini sağlayan sırrını öğrenir öğrenmez bu büyülü hikayenin negatif tarafı olup olmadığını merak ediyor, oyunculuğun onu en çok zorlayan yönünü soruyorum; “Sanırım en büyük zorluk çalışma temposundan kaynaklanıyor” diyor Deniz Can. Onu rahatsız eden yorgun düşmek değil, bu kadar yoğun bir tempoda çalışmanın insanı işinin ve çevresindekilerin güzelliğini göremeyecek raddeye getirmesinden rahatsız. “Yoğun çalışma temposu insanın tüm ilgi ve dikkatini gerektirdiğinden uzun süreler devam ettiğinde psikolojik olarak yıpratıcı bir hâl alabiliyor. Bu psikolojiden sıyrılmak ve kafamı kaldırıp güzellikleri görmeye başlamak hayatımı daha pozitif bir noktaya taşımamı sağlayan önemli basamaklardan biriydi” diyor.

Özetle mesleğiyle alakalı tek sorununun kaynağını daha yolun başındayken tespit etmekle yetinmemiş, çözüm yolunu da kendi içinde bulmuş. Deniz Can’ın şimdilerde başrolü olduğu Menajerimi Ara dizisinde canlandırdığı Barış karakteri, tıpkı kendisi gibi genç bir oyuncu. Her ne kadar dizinin hikayesi Deniz Can’ın yaşadığı dünyanın bir benzerinde geçiyor olsa da, o yine de bir şeyler öğrenmeye devam etmeyi başarıyor. “Canlandırdığım karakter iş ortamında artık rutine bağlanan ve gözden kaçan detaylara odaklanabilmeme ve o detayları başka insanlara aktarabilmeme olanak sağladı” diyor. Her yaptığı işten bir şeyler almak, yaptığı işin her ânını unutulmaz kılmaya çalışmak ve yoğun tempoda yaşarken bir yandan da çevresinde olup biten güzelliklerin peşinde koşmak dile kolay; iyi bir motivasyon ve doğru ilham kaynakları olmadan altından kalkmak pek de mümkün değil. Deniz Can’ın bugünlerdeki ilham kaynaklarındaysa pandeminin etkisi var; bu sıralar ona en çok ilham veren iki şeyin doğa ve bilim olduğunu söylüyor.

deniz can aktaş, mr.vogue

Pandemi yalnızca ilham kaynakları üzerinde de etkili olmamış Deniz Can’ın; “vazgeçilmezim” dediği ailesine sıkıca sarılamadığı günler herkes gibi onu da düşünmeye itmiş: “Karantinada geçen günler benim hayata olan bakışımı, değerlerimi, hayattaki gereksinimlerimin neler olduğunu yeniden sorgulamamı sağladı” diyor; sorgulamalarının sonucunda eskisinden daha çok güçlenmeyi başaranlardan. “Beni daha iyi, daha sabırlı bir noktaya taşıdı 2020. Elindekiyle yetinmeyi bilen, empati yeteneği artmış biriyim artık. 2020’nin değiştirmediği insan yoktur diye düşünüyorum. Yalnızca bizleri değil, bizden sonra gelen nesilleri de etkileyecek olaylar, değişim ve dönüşümler yaşadık” diyor.

Geçirdiğimiz karamsar günlerin pozitif sonuçlara vesile olma ihtimaliyse dileklerinde: “Umarım tüm insanlık bu yaşananlardan ders çıkarmıştır da önümüzdeki yıllarda çevreye ve diğer insanlara karşı duyarlı, sevgi dolu ve ölçülü bir noktaya geliriz.” Tüm bu sorunların bittiği ve eski hayatlarımıza geri döndüğümüz o gün ne yapacağını sorduğumda verdiği yanıtın basitliği, çıkardığı derslerin bir özeti mahiyetinde: “İlk olarak sevdiklerime, aileme sıkı sıkı sarılıp öpmek istiyorum.” Deniz Can’ın sakin duruşunun ardında durmaksızın işleyen bir algoritma var özetle: Hayatına giren herkesten bir şeyler öğrenmeye odaklı, sorunları bulup anında çözerek galip gelmekte ustalaşmış... Karşılaştığı her şeyi sakin ve sabırlı bir şekilde değerlendirip ders çıkarması, başarıyı da kaçınılmaz kılıyor. İlk günkü heyecanını kaybetmeden, sımsıkı bağlandığı mesleği sağ olsun, kendisini ekranlarda daha çok göreceğiz.

ETİKETLER: DENİZ CAN AKTAŞ , MR.VOGUE