Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Norveçli stil ikonu Marianne Theodorsen’in modayla ilişkisi hem ülkesinin soğuk rüzgarlarına hem de gardırobunun coşkulu çeşitliliğine aynı anda karşılık veriyor. “Asla vazgeçmem” dediği sıradışı çantaları ise moda yolculuğuna eşlik eden koleksiyonluk parçalar arasında yer alıyor.
Marianne Theodorsen için stil, kendini yeniden tanımlamanın, ruh halini dışa vurmanın bir yolu. “Çocukluğumdan beri üzerimdeki kıyafetlerle kendimi ifade etmeye ilgi duyuyorum” diyor ünlü stil ikonu. “Küçüklüğümdeki o merak ve deneme isteğini hiç kaybetmedim; bugün de aynı heyecanla modayla oynuyor, yeni şeyler denemeye devam ediyorum.” Konuştukça onu yakından tanıyor, her kombinimin bir fikir, her aksesuarının ise bir duygu olduğunu kolayca anlıyoruz. Kimi gün cesur, kimi gün sade ama her zaman samimi… Gardırobunda göz alıcı parçalar ve dürüstlük var ve belki de tam da bu yüzden onu izlemek bu kadar ilham verici.
Norveç’te doğup büyüyen Marianne, doğayla iç içe bir hayatın ve sert hava koşullarının stil üzerindeki etkisini çok iyi biliyor. “Norveç’te hava koşulları oldukça zorlu olabiliyor” diye anlatıyor, kahvesinden bir yudum alırken. “Bu yüzden bazı kıyafet tercihlerinden sıkça taviz vermeniz gerekiyor. Ama bu da işin eğlenceli kısmı. Pratiklikle şıklık arasında bir denge kurmak bana göre yaratıcı olma fırsatını da veriyor.”

Stilini üç kelimeyle tanımlamasını istediğimizde hiç duraksamadan “Korkusuz, gelişen ve değişken” yanıtını veriyor.
Onun için ruh hali, gardırobunun en güçlü yönlendiricisi. Trendlerden ya da sosyal medyanın dayattıklarından ziyade iç sesini dinliyor: “Bir şeyi seviyorsam, onu kendi tarzıma uydurmaya çalışıyorum. Denemek, bazen hata yapmak ama en önemlisi eğlenmek benim için işin en önemli kısmı” diyerek hiçbir zaman sabit bir formül arayışında olmadığının altını çiziyor. Bazen tek bir parçayla güne başlarken, bazen de tek isteği sıcaklık ve konfor. Ona göre giyinmenin katı kuralları yok. “Bazı günler en bol jean’lerimi ve en rahat sneaker’larımı seçiyorum çünkü öyle hissediyorum. Hepsi bu.” Yine de ısrarla sorduğumuzda özellikle bir stil kuralını bozmaktan büyük keyif aldığını itiraf ediyor: “Kim demiş birden fazla deseni aynı anda giyemezsiniz diye? Desenleri karıştırmak, doğru yapıldığında harika sonuç verebiliyor!”

@marianne_theodorsen hesabıyla Instagram’da modanın nabzını tutan ve takipçileriyle stil sırlarını paylaşan genç ikon, konu “olmazsa olmaz” parçalara geldiğinde, “Çantalarımı alırsanız elimde hiçbir şey kalmaz! Ben tam bir çanta kadınıyım” diyor gururla. Hermès’in Kelly’si, Louis Vuitton’un Speedy 25 Bandoulière Damier Pop’u veya Chanel’in Trendy CC Handle’ı… Her biri adeta gardırobunda birer başrol karakteri. “Eğlenceli çantalar benim için her şey demek. Hem beni yansıtıyorlar hem de anında enerjimi değiştiriyorlar.” Eğer sosyal medyada Marianne’in sıkı bir takipçisiyseniz dünyanın en renkli ve eğlenceli Chanel çanta koleksiyonlarından birine sahip olduğunu görmüşsünüzdür.

Yatırım parçalara gelince, hem onun için önemli olan tasarımlardan hem de alışveriş alışkanlıklarından bahsediyor. Tercihleri her zaman yatırım kelimesinin hakkını veren klasiklerden yana.
“Chanel ceketlerim” diyor düşünmeden, “Asla modası geçmeyecek parçalar. Hem bol jean’ler ile hem de eteklerle veya topuklu ayakkabı kombinleriyle harika görünüyorlar.” Marianne, dürtüsel alışverişten kaçınıyor, hızlı modaya mesafeli. Onun için vintage butiklerde ve ikinci el alışveriş, bir hazine avına çıkmak gibi. “Bir parçayı sadece trend olduğu için almayın. Gerçekten seviyorsanız, biraz bekleyin. İçinize siniyorsa o zaman alın. Aksi halde o parçadan ziyade o trendi giyiyorsunuz.” Takılar ve aksesuarlar ise görünümünün gizli kahramanları. “Kışın özellikle kat kat giyinirken, o küçük dokunuşlar görünümü tamamlıyor. Bir kolye, bir küpe ya da bir şapka en sade kombini bile bambaşka bir şeye dönüştürebiliyor.”
Moda dünyasında takip ettiği favori isimlerini merak ediyoruz.
Gözleri Matthieu Blazy’nin yeni Chanel koleksiyonunda. “Timsah derisi çantalara bayıldım ama bütçemin biraz üzerinde” diyerek gülüyor. Yakından takip ettiği bir diğer isim, Celine’in şahsına münhasır kreatif direktörü Michael Rider.
Peki, çantalara bu kadar düşkün birisinin çantasında neler var? Marianne’in cevabı son derece samimi: “Telefonum, kulaklıklarım ve dudak balm’ım. Telefonsuz yaşayamam, müziksiz dışarı çıkmam, kuru dudaklara ise asla tahammül edemem.”

“Farklı renklere sahip puffer montlara şans verin. Bazen bir renk tüm görünümünüzü beklenmedik bir şekilde canlandırabilir.”
“İyi bir çanta, en sade kombini bile bambaşka bir seviyeye taşıyabilir. Gerçekten sevdiğiniz bir modele yatırım yapmaktan korkmayın.”
“Davetlere giderken rahat olun; elbisenizin üzerine şık bir kazak geçirerek ya da bol kesim jean’inizi şık bir topukluyla tamamlayarak zıtlık ve denge arasında bir oyun oynayın.”
“Bir parçayı sadece trend olduğu için almayın. Gerçekten seviyorsanız, biraz bekleyin. İçinize siniyorsa o zaman alın. Aksi halde o parçadan ziyade o trendi giyiyorsunuz.”

Marianne için her kombinin tamamlayıcısı sıradışı aksesuarlar, en sade hatta en sportif görünüme bile karakter ve ruh katıyor, onu anında kişisel bir imzaya dönüştürüyor.

Norveç’in sert soğuğunda, sıcak tutan kabanlar ve örgü bereler vazgeçilmezi; ama ona göre bir aksesuar görünümü hem sıcak hem de kişisel kılabiliyor. “Aksesuarlar dolabımın ruhu. Onlar olmadan stilimin eksik kaldığını hissediyorum.”

Stilini üç kelimeyle tanımlamasını istediğimizde hiç duraksamadan “Korkusuz, gelişen ve değişken” yanıtını veriyor. Onun için ruh hali, gardırobunun en güçlü yönlendiricisi.