Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Ödül sezonu Emmy ile açılırken, yeni sezonun merakla beklenen dizileri ve yılın son büyük filmleriyle, sinema ve televizyon dünyasında heyecan giderek artıyor.
Sinema ve televizyon takvimi, eylül ayıyla birlikte başka bir ritme geçiyor. Yazın gişe filmlerinin ardından festivallerde ilk kez gösterilen yapımlar ödül sezonunun dilini belirlemeye başlarken televizyon dünyası da yeni sezonunu açıyor. Birkaç ay önce yalnızca yayın takviminde gördüğümüz bazı isimler artık ödül yarışının içinde konuşuluyor, daha önce ödül toplamış yapımların yeni sezon blümleri ise beklentilerin yükünü taşıyor. Bu nedenle sonbahar, yalnızca yeni dizilerin başladığı ya da yeni filmlerin vizyona girdiği bir dönem değil, hangi yapımların sezon boyunca gündemde kalacağını anlamak için takip etmek gereken de bir eşik.
78. Emmy Ödülleri bu sezonun televizyon tarafındaki ilk büyük fotoğrafını çekti. Şimdi sıra sonbahar festivallerinin ardından Oscar yarışının şekillenmesinde. Ancak bu iki ödül töreninin arasında yeni bir televizyon sezonu da kendi hikayesini yazmaya başladı.
14 Eylül’de gerçekleşen 78. Emmy Ödülleri’nin öne çıkan yapımı Widow’s Bay oldu. Apple TV+ yapımı korku komedisi En İyi Komedi Dizisi ödülünü kazanırken Matthew Rhys de komedi dizisi erkek oyuncu kategorisinde ödüle ulaştı. Rhys’in aynı gece Netflix yapımı The Beast in Me ile Mini Dizi Veya Antoloji Dizisi-En İyi Erkek Oyuncu ödülünü de kazanması, gecenin en önemli oyunculuk başarılarından birini oluşturdu. Widow’s Bay toplam 14 Emmy ile bir komedi dizisinin tek sezonda ulaştığı en yüksek ödül sayısına çıktı.
Drama tarafında The Pitt ikinci kez En İyi Drama Dizisi seçilirken Noah Wyle da ikinci kez Drama Dizisi-En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Buna rağmen 25 adaylıkla gecenin en fazla aday gösterilen dizisinin yardımcı oyunculuk kategorilerinde beklenen karşılığı bulamaması dikkat çekti.
Pluribus ise Rhea Seehorn’un En İyi Kadın Drama Oyuncusu ödülünü kazanmasıyla öne çıktı. Hacks ise Jean Smart’ın beşinci kez aynı kategoride ödül almasıyla televizyon tarihindeki yerini güçlendirdi. Mini Dizi kategorisinde, Beef ikinci sezonuyla ilk sezonunun yarattığı etkiyi sürdüremezken ödül DTF St. Louis’e gitti. Emmy sonrasında ortaya çıkan tablo, yeni yapımların eski favoriler kadar hızlı bir şekilde ödül yarışının merkezine yerleşebildiğini gösteriyor.
Oscar yarışının merkezinde şimdilik Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi bulunuyor. Matt Damon’ın başrolünde olduğu yapım, En İyi Film ve En İyi Film Yönetmen kategorilerinin yanı sıra oyunculuk dallarında ve teknik dallarda da sezonun güçlü adayları arasında. Denis Villeneuve’ün Dune: Part Three filmi ise aralık ayında vizyona girmesiyle yarışa dahil olacak ve yapımın özellikle teknik kategorilerde öne çıkması bekleniyor. Ryan Gosling’in başrolünde olduğu Project Hail Mary de güçlü gişe performansının yanı sıra sezon boyunca ilgiyi koruyan büyük yapımlardan biri.
Sezon ilgi çeken bir diğer filmi ise Obsession. Büyük stüdyo yapımlarının arasında düşük bütçesiyle beklenenden daha fazla ilgi gören filmin adı, özellikle Inde Navarrette’in performansıyla ödül yarışında anılmaya başladı. Festival sezonunun ardından Wild Horse Nine, Elsinore ve The Debut da yarışın farklı kategorilerinde ağırlığını artırdı. Julianne Moore’un The Debut, John Malkovich’in Wild Horse Nine ve Andrew Scott’ın Elsinore performansları, sezonun takip edilen oyunculuk yarışları arasında.
Primetime da henüz vizyona girmese de büyük prodüksiyonların dışında kalan ve sezonun dikkat çeken yapımlardan biri. Dolayısıyla bu yılki yarış yalnızca The Odyssey ve Dune: Part Three gibi büyük ölçekli filmler üzerinden ilerlemiyor. Eylül itibarıyla tablo, gişe başarısını ödül sezonuna taşıyan filmlerle festival keşiflerinin aynı yarışta buluştuğu, daha geniş bir seçkiye işaret ediyor.
Bu yılın Oscar sezonu özellikle oyunculuk kategorilerinde takip edilmeye değer bir tablo sunuyor. The Odyssey ile Matt Damon, Wild Horse Nine ile John Malkovich ve Elsinore ile Andrew Scott erkek oyuncu yarışının öne çıkan isimleri arasında. Digger ile deneyimini ortaya koyan Tom Cruise'un yarışa dahil olması da sezonun önemli başlıklarından.
Kadın oyuncu tarafında ise; Inde Navarrette’in Obseasion’daki, Julianne Moore’un The Debut’deki ve Sandra Hüller’in Rose’daki performanslarının yanında, farklı yapımlarla yarışa dahil olan başka isimler de dikkat çekiyor. Burada özellikle festival sezonunun önemi büyük. Eylül ayında oluşan algı, sonbahar boyunca düzenlenen eleştirmen ve oyuncu birlikleri ödülleriyle güçlenebilir ya da tamamen değişebilir. Oscar adaylıklarının 21 Ocak 2027’de açıklanacak olması, önümüzdeki dört ayı bu açıdan son derece hareketli hale getirecek. 99. Oscar Ödülleri ise 14 Mart 2027’de düzenlenecek.
Ödül sezonunun sinemaya yöneldiği sırada televizyon dünyası kendi yeni dönemini açıyor. Bu sonbaharın dikkat çekici tarafı, yeni dizilerin yalnızca büyük oyuncular üzerinden değil, tanınmış hikayelerin yeniden yorumlanması üzerinden de şekillenmesi.
Mike Flanagan’ın Carrie uyarlaması bunların başında geliyor. Prime Video’da 7 Ekim’de başlayacak dizi, Stephen King’in romanını televizyon için yeniden yorumlarken Brian De Palma’nın 1976 tarihli filminden ayrı bir anlatı kuruyor. Flanagan’ın korku türündeki geçmişi, diziyi yalnızca yeni bir uyarlama olmaktan çıkarıp, sezonun yakından izlenecek projelerinden biri haline getiriyor.
Netflix’in Below dizisi ise daha farklı bir korku anlayışına yöneliyor. Newfoundland’daki küçük bir balıkçı topluluğunun karşılaştığı gizemli bir deniz yaratığını merkeze alan yapım, sonbaharın atmosferik korku dizileri arasında yer alıyor. Peacock’ın Crystal Lake dizisi ise Friday the 13th evrenini yeniden açıyor. Linda Cardellini’nin başrolünde olduğu yapım, Jason Voorhees’in hikayesine annesi Pamela Voorhees üzerinden yaklaşıyor. Üç yapımın da ekim ayında art arda yayına girecek olması, streaming platformlarının korku türünü sonbahar programlarının merkezine yerleştirdiğini gösteriyor.
Bunun yanında Peacock’ın The Good Daughter uyarlaması da sonbaharın takip edilecek yeni dizileri arasında. Karin Slaughter’ın romanından uyarlanan yapımda Rose Byrne ve Meghann Fahy başrolleri paylaşıyor. Kitaptan ekrana taşınan hikayelerin yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde The Good Daughter, özellikle gerilim ve aile dramını bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Platformun sonbahar programında The Paper ve Dig gibi farklı türlerdeki yeni yapımların bulunması da televizyon takviminin tek bir estetik etrafında şekillenmediğini gösteriyor.
Yeni sezonun asıl uzun vadeli etkisi ise yalnızca sonbaharda başlayacak dizilerle sınırlı değil. House of the Dragon, Shrinking ve Percy Jackson and the Olympians gibi devam yapımları izleyiciyi daha önce kurulmuş dünyalara geri götürürken, Netflix’in Pride and Prejudice uyarlaması ve HBO’nun yeni Harry Potter dizisi gibi büyük projeler klasik hikayelerin günümüz televizyonunda nasıl yeniden kurulacağı sorusunu gündeme taşıyor. East of Eden uyarlamasında Florence Pugh’un başrolde olması da edebiyat uyarlamalarının yeni televizyon sezonundaki ağırlığını artırıyor.
Sinemada ise 2027’ye uzanan takvimin ağırlık merkezi, Dune: Part Three ile birlikte değişecek. Oscar yarışının son haftalarına yetişen filmler, sonbaharda vizyona giren yapımlardan farklı bir avantaj taşıyor. Çünkü ödül sezonunun hafızası henüz tazeyken seyirci ve Akademi üyeleriyle buluşacaklar. Wildwood ise animasyon kategorisinin ötesine geçme ihtimali nedeniyle ayrıca izlenecek.
Sonbahar itibarıyla elimizde artık tek bir ödül sezonu değil, birbirine paralel ilerleyen birkaç ayrı yarış var. Emmy Ödülleri Widow’s Bay, The Pitt, Pluribus ve Hacks üzerinden televizyonun mevcut dengelerini ortaya koydu. Oscar tarafında The Odyssey ile Dune: Part Three gibi büyük prodüksiyonlar The Debut, Wild Horse Nine ve Elsinore gibi festival filmleriyle aynı yarışın içinde. Televizyonda ise Carrie, Below, Crystal Lake ve The Good Daughter yeni sezonun farklı yönlerini temsil ederken, House of the Dragon, Shrinking ve önümüzdeki yıl ekranlara gelecek büyük uyarlamalar uzun bir izleme takvimi oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemi ilginç kılan da tam olarak bu çeşitlilik. Eylül ayında başlayan ödül sezonu, mart ayındaki Oscar gecesine kadar yalnızca kazananları belirlemeyecek. Hangi filmlerin festival heyecanını koruyabildiğini, hangi oyuncuların sezon boyunca ivme kazandığını, hangi yeni dizilerin ilk bölümlerinin ötesine geçerek kalıcı bir izleyici yaratabildiğini ve hangi eski hikayelerin yeniden anlatılmaya değer bulunduğunu da gösterecek.


