Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


28-29 Mart hafta sonunda izlemeniz için dijital platformlardan ve beyazperdeden önerilerimizi derledik.
Haftanın yoğunluğundan sıyrılıp dinlenmenin en keyifli yollarından biri, kaliteli bir yapımın evrenine adım atmak. Bu hafta vizyona giren filmler ve yayına başlayan diziler, yalnızca eğlence sunmakla kalmıyor; güçlü karakterleri, özgün hikaye anlatımları ve etkileyici görsellerle izleyicide iz bırakıyor. Farklı türlerde öne çıkan, her biri kendi alanında dikkat çekici yapımları sizin için derledik. Bu haftaki izleme listenizi oluştururken kaçırmamanız gereken önerilere göz atın.
Léon: The Professional ve Lucy'nin yönetmeni Luc Besson, Bram Stoker'ın 1897 tarihli klasik romanını gotik bir aşk trajedisi olarak beyaz perdeye taşıyor. Besson'ın hem yazıp hem yönettiği Dracula:A Love Tale, 15. yüzyılda eşinin acımasızca öldürülmesine tanıklık eden Prens Vlad'ın (Caleb Landry Jones) Tanrı'yı inkar ederek ölümsüzlükle lanetlenişini ve yüzyıllar boyunca kaybettiği aşkını arayışını konu alıyor. Sokaklarda kadınları kendine çeken özel bir parfümle donanmış Drakula, 19. yüzyıl Paris'inde sonunda eşinin reenkarnasyonuyla karşılaşır; ancak bu kavuşmanın önünde, Vatikan'ın vampir avcısı rahibi (Christoph Waltz) durmaktadır. Danny Elfman'ın müzikleriyle derinleşen gotik atmosferi ve Caleb Landry Jones'un katmanlı performansıyla öne çıkan yapım, Zoë Bleu ve Matilda De Angelis'in de yer aldığı güçlü kadrosuyla Drakula efsanesini şiddetten çok duygusal bir kayıp ve ölümsüz aşk üzerinden yeniden yorumluyor.
The Witcher: Blood Origin'in yönetmeni Vicky Jewson'ın yeni projesi Pretty Lethal, Prime Video'da yayınlandı. Prestijli bir dans yarışmasına giden beş balerin, otobüsleri ıssız bir ormanda bozulunca Devora Kasimer (Uma Thurman) adlı münzevi bir eski bale dehası tarafından işletilen, yol üstündeki 'rahatsız edici' bir hana sığınmak zorunda kalır. Vardıkları andan itibaren bir şeylerin ters gittiğini hisseden balerinlerin içgüdüleri, en kötü bir şekilde doğru çıkar ve durum hızla ölümcül bir hâl alır. Aralarında derin rekabetler ve kırılgan dostluklar taşıyan ekip, hayatta kalabilmek için yıllarca süren acımasız eğitimlerini silaha dönüştürmek zorunda kalır. Zarafet, disiplin ve bale ayakkabıları bu noktada bambaşka bir anlam kazanır. Iris Apatow, Lana Condor, Millicent Simmonds, Avantika ve Maddie Ziegler'ın canlandırdığı beş balerinle Uma Thurman'ı karşı karşıya getiren Pretty Lethal, John Wick evreninin bale spinoff'u Ballerina ile aynı sezona denk gelen, ama çok daha sert ve karanlık bir enerji taşıyan aksiyon gerilimi olarak öne çıkıyor.
2005'te tek sezonla başlayan, 2014'te beklenmedik bir dönüşle devam eden The Comeback, HBO Max'te üçüncü ve final sezonu ile perdeyi son kez açıyor. Lisa Kudrow ile Sex and the City'nin yaratıcısı Michael Patrick King'in birlikte kaleme aldığı sekiz bölümlük final sezonu, Valerie Cherish'i bu kez yapay zeka tarafından yazılan ilk sitcom'un başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkarıyor. Hollywood'un yapay zeka korkusuyla boğuştuğu ve sektörün kendi varlığını sorguladığı bu karmaşık dönemde Valerie, hem kariyer hem de kimlik mücadelesini sürdürüyor. Yirmi yıllık bir karakteri sahneye taşımanın tüm ağırlığını ustalıkla taşıyan Kudrow'a Dan Bucatinsky, Laura Silverman, Damian Young ve Andrew Scott eşlik ederken King tüm bölümleri tek başına yönetiyor. Hollywood'un iç dinamiklerini keskin bir ironiyle mercek altına alan TheComeback, bu final sezonuyla yalnızca Valerie Cherish'e değil, Kudrow ve King'in birlikte yarattığı evrene de duygusal bir veda niteliği taşıyor.
Stranger Things'in yaratıcıları Matt ve Ross Duffer'ın Upside Down Pictures bünyesinde yapımcılığını üstlendiği SomethingVery Bad Is Going to Happen, Netflix'te sekiz bölümlük bir mini dizi olarak izleyiciyle buluşuyor. Baby Reindeer'ın yönetmeni Weronika Tofilska'nın dört bölümü yönettiği yapımın yaratıcılığını Haley Z. Boston üstleniyor. Düğününe beş gün kalan Rachel (Camila Morrone), nişanlısı Nicky (Adam DiMarco) ile, onun ailesine ait ıssız bir ormandaki tatil evine gider. Vardıkları andan itibaren bir şeylerin ters gittiğini hisseden Rachel'ın paranoyası, art arda yaşanan tuhaf olaylarla giderek büyür. Carrie bir kız çocuğunun kadına dönüşünü, Rosemary'sBaby bir kadının anneliğe geçişini anlattıysa Something Very Bad Is Going to Happen da evliliğe adım atmanın karanlık korkularını mercek altına alıyor. Jennifer Jason Leigh ve Ted Levine'in de kadroda yer aldığı dizi, bu sezonun en çok konuşulacak korku yapımları arasına girmeye aday.
Sarı Zarflar, İlker Çatak imzasını taşıyan ve Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ile taçlanan bir politik dram olarak, sanat ile baskı arasındaki kırılgan dengeyi incelikle sahneye taşıyor. Ankara’nın tanınan tiyatro sanatçıları Derya (Özgü Namal) ve Aziz’in (Tansu Biçer), bir prömiyer gecesi sonrası hayatlarının altüst oluşu, yalnızca fiziksel bir yer değiştirme olmakla kalmıyor; etik, aidiyet ve direnç kavramlarının da yeniden tanımlandığı bir içsel yolculuğa dönüşüyor. İstanbul’da sıkışan yaşamlarında hayatta kalma refleksi ile ideallerine sadakat arasında gidip gelen çift, kızları Ezgi ile kurdukları bağın da çözülmeye başladığını fark ederken, izleyiciyi şu soruyla baş başa bırakıyor: İnsan, inandığı değerler uğruna neyi göze alabilir? Minimalist anlatımı ve yoğun duygusal katmanlarıyla film, çağdaş Türkiye’nin sosyo-politik atmosferine zarif ama sarsıcı bir ayna tutuyor.
Andy Weir'in çok satan romanından uyarlanan Project Hail Mary, Spider-Man: Across the Spider-Verse'ün yönetmen ikilisi Phil Lord ile Christopher Miller'ın imzasını taşıyor. The Martian'ın senaryosunu kaleme alan Drew Goddard'ın bu kez de uyarlamayı üstlendiği yapım, Ryan Gosling'in kariyerinin en zorlu ve en sürükleyici performanslarından birini sunuyor. Gosling, Dünya'dan ışık yılları uzakta, mürettebatını kaybetmiş bir uzay aracında hafızasız olarak uyanan fen bilgisi öğretmeni Dr. Ryland Grace'i canlandırıyor. Hafızası yavaş yavaş geri geldikçe Grace, insanlığın son umudu olduğunu ve Güneş'i yavaşça yok eden gizemli bir madde olan Astrophage'i durdurmak için gönderildiğini fark eder. Yalnız başına, neredeyse imkansız bir görevi üstlenen Grace'in yolculuğu, beklenmedik bir karşılaşmayla bambaşka bir boyut kazanır. Sandra Hüller'in de kadroda yer aldığı Project Hail Mary, 20 Mart itibarıyla sinema salonlarında gösterime girdi. Bilimi, mizahı ve insanlığa duyulan inancı ustalıkla harmanlayan yapım, bu yılın en çok konuşulacak filmleri arasında yer almaya aday.
Yellowstone'un yaratıcısı Taylor Sheridan'ın en kişisel yapımı olarak tanımlanan The Madison, 14 Mart itibarıyla TV+'ta altı bölümlük ilk sezonuyla izleyiciyle buluştu. 1883 ve 1923'ün yönetmeni Emmy adayı Christina Alexandra Voros'un tüm bölümlerini yönettiği dizi, New York'tan gelen Clyburn ailesinin büyük bir trajedinin ardından Montana'nın güneybatısındaki Madison Nehri vadisine sığınmasını konu alıyor. Acıyla yüzleşmek ve yeniden bir araya gelebilmek umuduyla bu ıssız doğaya adım atan aile ferdleri, şehrin gürültüsünden uzakta kendilerini ve birbirlerini yeniden keşfetmek zorunda kalıyor. Ailenin matriarkı Stacy Clyburn rolünde Michelle Pfeiffer, bugüne kadar gördüğümüz en sessiz ve en derin performanslarından birini sunarken Kurt Russell, Beau Garrett ve Lost'tan tanıdığımız Matthew Fox'un da yer aldığı güçlü kadro diziyi çok katmanlı bir aile portresine dönüştürüyor. Sheridan'ın daha önce hiç denemediği bu içe dönük ve duygusal anlatı, The Madison'ı yalnızca bir Montana hikayesi olmaktan çıkarıp kayıp, dayanışma ve insan bağı üzerine evrensel bir çalışmaya taşıyor.
Steven Knight'ın yarattığı ve 2013'ten 2022'ye kadar altı sezon boyunca televizyonun en ikonik yapımlarından biri olan Peaky Blinders, bir uzun metraj filmle geri dönüyor. Dizi yaratıcısı Steven Knight'ın senaryosunu kaleme aldığı, ilk sezonun yönetmeni Tom Harper'ın yeniden koltuğuna oturduğu Peaky Blinders: The Immortal Man, Netflix kataloğuna eklendi. 1940 yılının Birmingham'ında geçen filmde Tommy Shelby (Cillian Murphy), çekildiği uzletten çıkmak zorunda kalır. Zira oğlu Duke (Barry Keoghan), Peaky Blinders çetesinin başına geçmiş ve İngiliz ekonomisini çöküşe sürükleyecek 350 milyon sterlinlik sahte banknot planıyla, Nazi Almanyası'nın işbirlikçisi Faşist Birlik partisinin üyesi Beckett (Tim Roth) ile tehlikeli bir ittifaka girmiştir. Tommy'nin bu son savaşı yalnızca ailesini değil, ülkesinin kaderini de belirleyecek. Rebecca Ferguson, Stephen Graham ve Sophie Rundle'ın da kadroya dahil olduğu film aile, ihanet ve miras kavramlarının ağırlığını 1940'ların kaotik atmosferinde işlerken, Murphy'nin Tommy Shelby olarak bugüne kadar verdiği en derin performansı sunuyor.
Steven Knight'ın kısmen kendi gençliğinden ilham aldığı This Town, Birmingham ve Coventry'nin 1980'lerin başındaki fırtınalı atmosferini müzik çerçevesinde aktaran altı bölümlük bir HBO Max dizisi. 1981 Handsworth ayaklanmalarının ve IRA bombalarının gölgesinde geçen dizi, ska ve two-tone müzik akımlarının Orta İngiltere'nin işçi sınıfı mahallelerinden nasıl filizlendiğini ve siyah, beyaz, Asyalı gençleri ortak bir ritimde nasıl bir araya getirdiğini konu alıyor. Levi Brown, Eve Austin, Jordan Bolger ve Ben Rose'un canlandırdığı dört genç, müzik aracılığıyla hem kendileri için hem de çevrelerindeki dünya için yeni bir anlam arayışına giriyor. Michelle Dockery, Nicholas Pinnock ve Peter McDonald'ın da yer aldığı güçlü kadrosuyla This Town, bir dönem dramasının çok ötesinde; şiddet, ekonomik çöküş ve Thatcher İngiltere'sinin yarattığı derin kırılmalar arasında yaratıcılığın nasıl boy verdiğini, müziğin nasıl bir direniş biçimine dönüştüğünü anlatan etkileyici bir yapım.
Ryan Murphy ve Matthew Hodgson'ın Jeremy Haun ve Jason A. Hurley'nin çizgi roman serisinden uyarladığı The Beauty, Disney+'ta yayında. FBI ajanları Cooper Madsen (Evan Peters) ve Jordan Bennett (Rebecca Hall), uluslararası süper modellerin gizemli ölümlerini araştırmak üzere Paris'e gönderilir. Soruşturma derinleştikçe ikili, insanları fiziksel mükemmelliğe dönüştüren ancak ölümcül bir yan etkiye sahip cinsel yolla bulaşan bir virüsün izini sürer. Bu keşif, onları milyarlarca dolarlık bir imparatorluğun sahibi, karanlık teknoloji devi The Corporation (Ashton Kutcher) ile doğrudan karşı karşıya getirir. Kutcher'ın canlandırdığı karakter, gizlice geliştirdiği bu mucizevi ilacı korumak için acımasız tetikçisi The Assassin'i (Anthony Ramos) devreye sokmaktan çekinmez. Jeremy Pope ve Bella Hadid'in de yer aldığı dizi, Paris'in arka sokaklarından Venedik kanallarına, Roma'nın tarihi dokusundan New York'un gökdelenlerine uzanan bir küresel kovalamacaya sahne olmasıyla ve güzellik uğruna nelerin feda edilebileceğini sorguladığı karanlık ve sürükleyici anlatısıyla bu sezonun en cesur yapımlarından biri.


