METROPOL
METROPOL

07 Mart 2021

Gizli Kalmış 3 İngiliz Dizisi

YAZI: ALPER ETİŞ

Tek bir izleme platformunun menüsüne takılı kalmak, ya da yeni sezonları beklemek zorunda değilsiniz. Karantina ve pandemi kelimeleriyle evde geçirilen dönemin 1. yılı şerefine ‘izleyecek bir şey bırakmadım’ cümlesine bu 3 İngiliz yapımıyla meydan okuyorum. Ve ne izlesem sorusuna kara mizahından acı gerçeğine ve pek tabii çekici aksanına kapılıp gideceğiniz farklı türlerdeki üç İngiliz dizisini irdeleyip tavsiye ediyorum. 

Crashing

Kathy Burke, Phoebe Waller-Bridge, and Damien Molony in Crashing (2016)Fotoğraf: Crashing, 2016, IMDb

Phoebe Waller-Bridge 2022 için Mr.&Mrs. Smith dizisini hazırlıyor. Global izleyiciyle tanışmasını sağlayan Fleabag ufak bir İngiliz bisküvisi misali tadını damağımıza bırakıp gitti. Netflix’in derinlerine indiğinizde bir başka Phoebe Waller-Bridge eseri göreceksiniz: Crashing!

20’lerinde 6 birbirine benzemeyen, yüksek kiralar sebebiyle kullanılmayan bir hastane binasında bir arada yaşıyor. Türlü durum komedisine sahne olan bu habitatta geçen tüm olaylar, diyaloglar yüksek doz komedi ve gerçeklik içeriyor. Çocukluk arkadaşları Louise ve Anthony’nin ‘friend-zone’ ihlali üstüne kurulu sahneleri çok tanıdık hislere tercüman. Her karakterin kişisel geçmişi, hayatı algılama şekli bu yarı komün hayat dahilinde beklenmedik derecede iyi bölümler sunuyor. 

Devam etse -iddialı olacak ama- yılların Friends açığını bir şekilde kapatabilecek Crashing’in tek kötü tarafı, mini dizi olarak kurgulanmış ve altı bölümde sonlanıyor olması. Bir pazar öğleden sonrası başlayınca, yeni hafta öncesi altı acayip tiple tanışmış hissine sahip olacaksınız. Komedi-drama dengesi muazzam, Waller-Bridge alametifarikalarının cömertçe sergilendiği yapım Crashing’i izleme listenize kesinlikle eklemelisiniz.

 

I Hate Suzie

Kathy Burke, Phoebe Waller-Bridge, and Damien Molony in Crashing (2016)Fotoğraf: I Hate Suzie, Robert Viglasky / Sky UK

Çocuk yaşta şöhreti yakalamış Suzie Pickles’ın hayatı ve kariyeri ortalama seyrinde devam ederken (hatta yeni bir çıkış yakalayacakken), telefonunun hacklenmesiyle hayatı tepetaklak oluyor. Kocası olmayan bir adamla kişisel anlarının ifşası sonrası başlayan süreçte göz önünde bir kadının yaşadıkları sadece kariyerdeki kayıplardan çok daha fazlasına değiniyor. 

Dizinin başrolü ve yaratıcılarından biri Billi Piper, performansıyla sürüklüyor. İkinci sezon onayını alan dizinin tansiyonu bazı sahnelerde biraz düşse de, karakterlerin kendi defoları açığa çıktıkça hareketlenen hikaye bir insanın özel hayatının ifşası sonrasından fazlasını sunuyor. 

Bu travmatik deneyimin süreçleri sekiz bölümde, şoktan suçluluğa, öfkeden kabullenmeye kadar mini filmler tadında kurgulanmış. Dışarıdan bakınca hayatı dağılan bir kadının, modern zamanlarda toparlanmaya çalışırken, özel hayatını koruma ve işleri yoluna koyma serüveninde toplumun dinamikleri kara mizah komedi ve drama dengesinde çok iyi bir çatıyla kurulmuş. Dizinin bir diğer güzel tarafı, karakterler ya da olaylar diğerine göre daha iyi-kötü yansıtılmıyor, böyle olunca da gerçekliği daha inandırıcı hale geliyor.

 

Industry

Kathy Burke, Phoebe Waller-Bridge, and Damien Molony in Crashing (2016)Fotoğraf: Industry, IMDb

Yoğun drama Industry, üniversiteden yeni mezun bir grup gencin Londra’daki büyük bir yatırım bankasında stajyerlikten kalıcı eleman olmaya giden sürecini anlatıyor. 

İş dünyasının rekabetçi ortamındaki mobbingler, çıkar çatışmaları, kişisel hırslar tablasındaki bu gençlerin yaşadıkları üzücüdür ki, sanılandan daha fazla kişiye benzer deneyimleri hatırlatabilir. 

Tacizin ve erkek egemenliğin bir kültüre dönüştüğü yapılarda titrlerin ve kurumların gölgesindeki karakterler öz benlikleriyle sert çatışmalara giriyor. Düzenin daim, kazananın belli olduğu ana fikri üzse de Industry’nin ayna tuttuğu gerçekler göz ardı edilemez. 

Diziyi izlemeyi keyifli kılan (spoiler vermeden bu kadar yazabiliyorum), karakterlerin başlarına gelen olaylar karşısındaki ters köşe reaksiyonları. Sistemin bozukluğunu anlatmak için biraz daha detay kullanılabilirmiş fakat bu haliyle de, iş dünyasının çarpıklığının insani düzeyde nelere sebep olabileceğine dair gayet çarpıcı sahneler sunuyor. 

 

Başlığı gizli kalmış diziler diye belirleyince, çok kişinin duyduğu fakat Altın Küre tayfasının bile görmezden geldiği I May Destroy You dizisini bonus olarak eklemek isterim. Geçen yılın en iyiler listelerinde kendine haklı yer edinen yapımın yaratıcısı Michaela Coel kesin bir dille açıklamış olmasa da dizinin ikinci sezonu olmayacak. Ve ‘cinsel ilişkide rıza’ kavramını modern zamanlarda bu dürüstlükle anlatacak bir yapım, platformların menülerinde arka sıralarda kalmaya başlamışken henüz izlemediyseniz mutlaka listenize dahil etmenizi hatırlatırım.

ETİKETLER: DİZİ , İNGİLİZ DİZİLERİ