METROPOL
METROPOL

08 Ekim 2021

Renk, ölçek ve dokunun peşinde: Rachel Hayes

YAZI: ILGAZ GÖKIRMAKLI

Rachel HayesRachel Hayes/ISTANBUL’74

Contemporary Istanbul nihayet kapılarını açıyor.

Dünyanın dört biryanından sanatçıların bir araya geldiği etkinlik, 7-10 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek. Contemporary Istanbul’un 16. edisyonunda yer alan ISTANBUL’74, Amerikalı sanatçı Rachel Hayes’in mekana özgü kurguladığı ve büyük ölçekli kumaşlar kullanarak yarattığı renkli enstalasyonunu açık havada sergileyecek.

Formları ve geometrik desenleri, mevcut mimari ve çevre unsurlarıyla iç içe geçerken, izleyicileri eserler ile etkileşime geçmeye davet eden sanatçıyla sohbetteyiz.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, sizin hakkınızda ne bilmeliyiz? 

Amerikalıyım. Bir süre New Mexico ve New York'ta yaşadıktan sonra, bir sanatçı ikamet programına katılmak için Midwest'e döndüm. Şu anda Tulsa, Oklahoma'da yaşıyorum. Eşim de bir ressam, büyük endüstriyel bir depoyu stüdyo olarak beraber kullanıyoruz. 7 ve 11 yaşında iki çocuğumuz var. Onlar okuldayken de iki büyük köpeğimiz bize eşlik ediyor. Genel olarak bunları söyleyebilirim.

Formları ve geometrik desenleri, mevcut mimari ve çevre unsurlarıyla iç içe geçerken izleyicileri eserler ile etkileşime geçmeye davet eden eserlerinizle tanıyoruz sizi. Çalışmalarınızdaki temel motivasyon nedir?

Sanatın, görsel olarak dikkat çekici, fiziksel olarak dokunsal ve duygusal olarak canlandırıcı, en hareketli yerlerde bile beklenmedik deneyimler için bir fırsat sunduğuna inanıyorum. Mekana özel kurulumlarım, herhangi bir ortamla uyum içinde çalışarak, yoruma açık güzelliği, merakı, inceliği ve gücü ortaya çıkarıyor. 

Renk, ölçek ve doku da her zaman oyunun bir parçası. Aydınlık ve karanlık, parlak ve ince, şeffaf ve opak arasında bir denge bulmaya çalışıyorum. Çeşitli ortamlara uyarlanabilen kompozisyonlar yaratmaya çalışmanın zorluklarından zevk alıyorum.

Rachel Hayes

Rachel Hayes/ISTANBUL’74

Size en çok ne ilham verir?

Geniş açık gökyüzü, gün batımları ve gökyüzünün ve dünyanın birleştiği yerin ufuk çizgisini görmek.

İmzanız haline gelen rengarenk çalışmalarınızı mekanlardan ilham alarak yarattığınızı da biliyoruz. Bu sefer nelerden ilham aldınız?

Koyu çelik mimari armatürün ölçeği çok cesur ve lineer, bu yüzden kalın ve lineer bir çalışma grubu seçtim. Bu mimari, etkileyici yükseklik ve dinamik açılar dahil olmak üzere birçok fırsata sahip. Ona bakarken gökyüzünde bir şekille kesildiğini görüyoruz. Yapının ciddiyeti, yaptığım dalgalı panolardan bir anekdot içeriyor. Çalışmamın bu armatürün tüm özelliklerini öne çıkardığını ve içindeki armonileri yansıttığını düşünüyorum.

Ziyaretçilerin sergiyi ve eserlerinizi gördüklerinde ne düşünmelerini ve hissetmelerini istersiniz?

İlk önce kurulumun rengi ve ölçeğinden etkileneceklerini düşünüyorum. O zaman umarım ışığın kumaşla nasıl etkileştiğini, aynı anda gölgeler ve parlak yüzeyler oluşturduğunu da fark ederler. Renk insanlarda duygusal bir tepki uyandırabilir ve belki de bazı ziyaretçiler işime derinden, öznel bir tepki verebilir.

Sergiyi ziyaret edip işlerinizi görecek ziyaretçiler nelerle karşılacak, onlara neler söylemek istersiniz?

Öncelikle kendileri için benzersiz anlar yakalayabileceklerini söyleyebilirim çünkü gökyüzü ve ışık günün 24 saati değişiyor, her bir an eşsiz. Bunun yanı sıra rüzgarın da tam anlamıyla bir işbirlikçi olduğunu söyleyebilirim; resmen çalışmaya hayat veriyor. Güneş gökyüzünde hareket ettikçe ve rüzgarlar sakinden daha esintili hale geldikçe iş anbean değişecek. Kısacası, çalışma da çevreye tepki verecek ve her seferinde farklı şekilde deneyimlenebilecek. Gerçekten heyecan verici olduğunu düşünüyorum.

Rachel Hayes

Rachel Hayes/ISTANBUL’74

İtalyan moda markası Missoni ile 2018’de yaptığınız iş birliğinizi hatırlıyoruz. Sanat ve moda uzun zamandır yan yana yürüyor, birbirine destek oluyor. Siz bu ikilinin dostluğu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Moda sayesinde beden, desenlere ve dokulara hayat ve hacim kazandırıyor. Sanatımla ve mimariye verdiğim tepkiyle birlikte doğal unsurlar ve çevredeki ortamlar da formun yaratılmasına yardımcı oluyor, bedenlerimiz de buna tepki gösteriyor. Sanat, moda ve mimari daha ne kadar benzer olabilir! Tüm parçaları kendim dikiyorum. Farklı yapım yöntemleri ve renk kombinasyonları, dünya çapında farklı şekillerde görülüyor ama ortak bir tepki alıyor. Ortamların bu şekildeki çarpışması, samimiyet, coşku ve ihtişam, şık bir hava veriyor ve sanırım hepimiz bu tür bir güzelliğin sunabileceği akışa ilgi duyuyoruz.

Contemporary Istanbul, İstanbul'u her yıl uluslararası sanat merkezlerinden biri yapan önde gelen sanat etkinliklerinden biri. Etkinlik hakkında bilginiz var mıydı öncesinde? Bir parçası olmak neler hissettiriyor, neler söylemek istersiniz?

Contemporary Istanbul'dan Demet Müftüoğlu-Eşeli ve ISTANBUL'74 ekibiyle tanıştıktan sonra haberdar oldum. Burada olanlardan büyülenmişken, şimdi de işin bir parçasıyım. Küratörlüğünü Demet'in yaptığı işlerimden derlenen bir seçki, bu tarihi tersanenin yanında, suya yakın, çevredeki binaların güzel manzarası ve her yerde İstanbul'un zengin tarihi ile yan yana. Çalışmalarımı bu bağlamda, böyle bir ortamda gördüğüm için çok şanslıyım. Aynı şekilde İSTANBUL’74 ile çalışmak da benim için büyük bir şans. Dünyanın her yerinden sanatçılar ve galerilerle tanışabildim. Tüm bu deneyimleri evime, stüdyoma taşımak için elimden geldiğince her şeyi özümsemeye çalışıyorum.

 

ETİKETLER: ISTANBUL’74 , 16. CONTEMPORARY İSTANBUL , RACHEL HAYES