Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Kariyerinin 100. defilesini iki ciltlik bir kitapla kutlayan Dries Van Noten, modanın öykücülüğünden beslenen ve hayal ile gerçek arasındaki bu geleneği korumaya yeğ tutan ender tasarımcılardan biri.
Modayı; bir halk şiiri, masal, öykü ve şehir efsanesiymişcesine ağızdan ağıza aktarılan hikayeler gibi düşünelim. Tasarımcıların ise, Osmanlı kahvehanelerinde veya topluluk önünde çeşitli hikayeler anlatan meddahlar olduğunu hayal edelim. Bugün kulağa fazlasıyla romantik gelen bu teşbih, 70’ler ve 80’lerde Montana, Mugler, Kenzo ve Jean Paul Gaultier gibi tasarımcıların yegane gerçeğiydi. O dönem için moda demek; hikayecilik demekti. Kariyerinin 100. defilesini iki ciltlik bir kitapla kutlayan Dries Van Noten, modanın öykücülüğünden beslenen ve bu geleneği korumaya yeğ tutan ender tasarımcılardan biri.

Kitabın sonunda 100 defilelik yıldızlı kariyerine katkı sağlayan herkese teşekkür ederken, Dries Van Noten’ın yola nasıl bir hayal valiziyle çıktığını merak ediyor insan.

Fotoğraf: Patrice Stable
Nostaljiyi kutsayan biri gibi tınlamak istemese de, o günlere duyduğu özlem ve iştahın tazeliğini, sözleri bir şekilde ele veriyor Antwerp'in yaratıcılık havasını solumuş tasarımcının. Paris’te, seyrettiği ilk Yohji Yamamoto defilesini asla unutmuyor. Defile alanına girmek için, çoğu zaman sahte bilet kullandıklarını itiraf ederken, zorlandıkları zamanlarda imdatlarına, The New York Times’ın efsane fotoğrafçılarından Bill Cunningham’ın "Moda sizin gibi gençlerle güzel, ihtiyarlarla değil!" diyerek yetiştiğini de saklamıyor.
Sonbahar/Kış 1986 koleksiyonu başta olmak üzere, 11 sezon boyunca o büyük çıkışı yakalayabilmek uğruna, ehliyetsiz şartlara göz yumuşunu da şu sözlerle anlatıyor: "Büyük prodüksiyonlar için paramız yoktu ama bir şekilde iletişim kurmalıydık. Mağazaların dikkatini çekmeyi ümit ederek; küçük, düşük bütçeli kataloglar tasarlayıp, kartlar bastırırdık. Yokluktan hayal kurduk biz. Gerekli koşulları sağlar sağlamaz da, hayallerimizi podyum üzerinde gerçekleştirdik."
Gianni Versace’nin podyumunda, George Michael’ın Freedom’ı eşliğinde Cindy Crawford ve Naomi Campbell gibi süpermodellerin kasıp kavurduğu ve Vivienne Westwood’un ilk Paris çıkarmasını ortaya koyduğu 1991’de, Dries Van Noten’ın Hotel Saint-James and Albany on the Rue de Rivoli’de, halk tiyatrosu konseptiyle tanıttığı İlkbahar/Yaz 1992 koleksiyonu bir meddahın öyküleri gibi kulaktan kulağa yayılmayı başarabildi.
"Bir defilenin hakkında konuşup, paylaşmaktı aslolan. Öncelik, duygu ve hikayenindi. Ön sıralarda donanımlı insanlar otururdu. Onlar sizden bahsetmeye başladığı anda, başarınız kulaktan kulağa yayılırdı. Şimdiki gibi fotoğraf çılgını da değildik. Genellikle Vogue Italia’da basit bir fotoğraf karesiyle yayınlanırdı koleksiyonlar."

Fotoğraf: Patrice Stable
Sıradan bir defile ya da sunumla asla tatmin olmayan tasarımcı, kıyafetlerle kurduğu kişisel ve derin ilişkinin, en özel biçimde anlaşılmasını arzulamış hep. Buna muvaffak da olmuş...
"Hiçbir zaman ön sırada kimin oturduğuyla ilgilenmedim. Daha büyüğü, daha masraflısı hep yapılır ama yüksek modanın gerçek amacı bunlarla mı sınırlı? Benim vermek istediğim bir mesaj var. Defile alanına ayak bastığınız anda, benim vizyonumu hissetmeniz önemli."

Fotoğraf: Mathieu Ridelle
Dries Van Noten defilelerini; ister ön sıradan, ister ayakta, isterse dergi sayfalarından takip edin, onun hayal ile gerçek arasındaki eşsiz tasarım dünyasında kaybolacağınız kesin. O, Osmanlı meddahlarına da sandığımız kadar uzak değil. 56. defilesi olan Sonbahar/Kış 2006-07 koleksiyonunda Topkapı Sarayı’ndan ilham alması ve 1844 yılına ait Osmanlı bayrağındaki hilal motiflerini elbiselerinin üzerinde kullanması, Van Noten'ın sınır tanımayan evrensel öykülerinin birkaç metrelik kumaşların vasıtasıyla podyumdan podyuma, sezondan sezona ve kuşaktan kuşağa iletileceğinin zarif belirteçleri. Delillerin devamıysa, Tim Blanks ve Susannah Frankel'ın 100 defileyi her ayrıntısıyla kaleme aldıkları, Lannoo yayınevinden çıkan 'Dries Van Noten: One Hundred Shows, The Story So Far' isimli bu kitapta.

