27 Ocak 2014

Yeni lüks: Kendi yetiştirdiklerinle beslenmek

YAZI: BERAT ÇOKAL

Geçtiğimiz yıl kısa bir röportajda sorulan "hayattaki en büyük lüksünüz nedir?" sorusuna "şehirde yaşayıp kendi yetiştirdiğiniz ürünlerle beslenmek" yanıtını vermiştim. Henüz tam o aşamaya geldiğimi düşünmesem de Uludağ yolunda Tuzaklı köyü içinde yer alan çiftlik evimiz ve bahçesi sayesinde bu lüksü sık sık tadıyorum. Tuzaklı, Bursa'nın dağ köyleri arasında henüz villalar tarafından işgal edilmemiş olanlarından biri. Köy hayatı yaşlılar tarafından da olsa devam ettiriliyor. Her sabah önce köyün keçi sürüsü ardından koyun sürüsü çanlar çalarak kapımızın önünden geçiyor. Köpeğimiz Punk çoban köpekleriyle atışıyor ardından komşularımız köyün biraz dışındaki bahçelerine kimi at kimi eşek sırtında tıngır mıngır gidiyorlar.

 

 

Tuzaklı yüksek rakımı (800 m. ) ve dağın güney yamacındaki lokasyonu sayesinde tertemiz bir havaya sahip. Şehir merkezinden sadece 18 kilometre ötede kendinizi bütün görüntü, hava, ses ve ışık kirliliğinden kurtarıyorsunuz. Güneye bakan konumu sayesinde her daim güneşli bahçenizde dilediğiniz sebze meyveyi yetiştiriyor, odunlu kuzinede sıcacık ev ekmekleri pişiriyorsunuz. Yaz sonları bütün aileyi eldeki fazla sebze meyveleri kış için saklama telaşı alıyor. Sert domatesler bütün bütün derin dondurucuya giriyor, yumuşak olanlar salçaya veya konserve soslara dönüşüyor. Yaz ortasında iyice ucuzlayan çilekler püre yapılıp saklanıyor, arakalar, iç fasulyeler, börülceler donduruluyor.

 

 

Kışın bahçenin taze yeşilliklerine keçi yollarında doğa yürüşlerine çıkıp topladığınız yabani yeşillikleri de ekleyebilirsiniz.  Gezerken çok sık rastlayacağınız dağ kekiği ve adaçayına, biberiye ve kereviz yaprakları ekleyerek yapacağınız aromalı otlar buketi her türlü et yemeğine harika tatlar katacaktır. Adaçayı kekik toplarken karşınıza çıkacak kış ortancası ve uludağ çiğdemi gününüzü aydınlatacak, salep yapımı için aşırı toplanmaktan artık soyu tükenmiş olan uludağ orkidesini hasretle anacaksınız.

 

Dağın güzellikleri bununla da bitmeyecek. Alpin zonlarının bıçak gibi kesildiği, yukarı çıktıkça bitki örtüsünün değişimi çok net gözlemleyebildiğiniz dünyadaki sayılı dağlardan biridir Uludağ. Değişen bitki örtüsüyle birlikte her yükseklikte farklı meyveler bulabilirsiniz. Düşük rakımlardaki böğürtlen ve dağ çileği yükseklere çıktıkça yerini frambuaz ve çayüzümüne (yaabi blueberry) bırakır. Yaz sonu toplayacağınız çeşitli orman meyveleriyle harika turtalar yapmak mümkün.  Kışın ise meyvelerin yerine toplayacağınız türlü türlü yabani otla salatalarınızı şölene çevirebilir, çeşitli sebze kavurmalarıyla sağlıklı öğünler geçirebilirsiniz. Ben de kısa bir gezinin ardından topladıklarımla hızlı ve sağlıklı bir öğle yemeği hazırladım.

 

 

40 dakikalık bir gezide topladığımız 2 kilo kadar şeker otu, karahindiba, ebegümeci, kızılbacak ve gelincik ayıkladıktan sonra neredeyse yarıya iniyor. Topraklarından arındırmak için sirkeli suda bekletiyor ardından 4-5 defa duruluyoruz. Bahçeden tazecik kopardığımız taze soğanlardan ikisini ince ince doğruyor, kalın tabanlı bir tavada kızdırdığımız iki kaşık zeytinyağında öldürüyoruz. Ardından yarım kilo kadar ot karışımını doğrayıp soğanların üzerine ekliyor, kolay ölsünler diye üzerine biraz tuz serpiyoruz. Otlar iyice yumuşadıktan sonra lezzeti artırmak için tavaya bir kaşık tereyağı ekliyor, komşunun folluğundan sıcak sıcak aldığımız irili ufaklı yumurtalardan 3-4'ünü tavaya kırıyor beyazları katılaşana kadar pişiriyoruz. Yumurtalar tamamen doğal gezerek beslenen tavuklardan olunca boy standardına uymuyor, sarıları da açık renkli oluyor. Otların tadını ise tarif etmem mümkün değil, pişerken farklı rahiyaların yayıldığı bu karışım ortak şekerli bir tat alıyor. Siz de doğa yürüyüşlerine gittiğinizde ülkemizin bir çok bölgesinde yetişen bu otlardan toplayabilirsiniz. Balık restoranlarında yediğiniz ege otları mezeleriyle kendinizi kandırmayın. Doğada hepsi bedava!

 

 

İlgili Başlıklar