28 Haziran 2020

Son Birkaç Ayın Özeti: Fiziksel Uzaklık, Sosyal Yakınlık

YAZI: ESRA BEBEK

Sessizleştikçe, daha derinden duyabiliyor insan” diyor Rumi. Sizce de bu sözler bugünlerde yaşadıklarımıza ayna tutmuyor mu?

Birkaç aydır tüm dünyayı etkisi altına alan virüsün gözle görülemeyen varlığını kabul edişimizle birlikte, her birimiz yeni yaşam biçimleri kurguluyoruz. Hepimizin gündeminde yepyeni bir ifade var: Sosyal mesafe. Peki, nedir bu sosyal mesafe?

20-06/28/julia-and-finnlay-vogue-turkey-1593330802.jpg

Fotoğraf: Tuğber Acar, Moda editörü: Ece Öğütoğulları

Psikoloji bilimi bugün birçok kaynak aracılığıyla sosyalleşmenin insan doğası için önemli bir mesele olduğunu vurguluyor. Bir varoluş ihtiyacı olan sosyalleşmenin biçimsel olarak form değiştirdiği zamanlardan geçiyoruz. Fiziksel olarak uzak kalırken, ruhen birbirimize daha derinden yaklaşmaya çalışıyoruz. Öğreniyoruz. Sanki hızlandırılmış bir bilinç yükselişi kursundaymışız gibi, her birimiz uzaktan sosyal bağlarımızı derinleştirmenin yollarını araştırıyoruz. 2. sezonunu merakla beklediğim bir film gibi izliyorum bu hali; yaşamın her alanında büyük bir dönüşüm başlatan bu yepyeni durumun sosyal ilişkilerimize yansıyışını hissetmeye çabalıyorum.

Yakınlarımızla sosyalleşmek, bundan birkaç ay öncesine kadar birlikte yapılan uzak yol seyahatlerinde mesafe kaygısı olmaksızın geçirdiğimiz uzun saatlerle ifade edilirken bugün belki de sadece göz göze gelebildiğimiz anlara dönüştü. Son yıllarda yapılan mutluluk konulu birçok araştırma, daha fazla sosyal bağlantısı olan bireylerin olmayanlara oranla daha sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteriyor. Yetişkin gelişimini odağına alan, şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı Harvard araştırmalarından birinde 75 yıl boyunca 724 kişinin yaşamını gözlemliyorlar. Araştırma sonucu ortaya çıkan binlerce sayfalık raporun en dikkat çekici cümlesi iyi sosyal ilişkiler kurmanın bizleri daha sağlıklı ve mutlu kıldığını söylüyor.

20-06/28/julia-and-finnlay-vogue-turkey-02.jpg

Fotoğraf: Tuğber Acar, Moda editörü: Ece Öğütoğulları

Peki sosyal bağlarımızın niteliğinin bireysel mutluluğumuz üzerine olan etkisini sıklıkla deneyimlediğimiz bu günlerde fiziksel mesafeleri korurken ruhen birbirimize yaklaşmayı nasıl başarabiliriz? İşte size birkaç öneri:

  • İlk madde şüphesiz göz göze gelme sanatının derinliklerini keşfetmek. Şimdiden söyleyelim, "göz göze gelmek" son yılların en önemli sosyal becerilerinden biri olmaya aday!
  • Bir diğer önerimiz modern çağın salgını telefonlardan ve sosyal medyadan uzak geçirilecek akşam yemekleri organize ederek samimiyeti, bir arada olduğumuz değerli zamanların her bir anını duymaya çalışmak.
  • Bambaşka bir formül ise beden dilini izlemek. Mucizevi bir şekilde, sözcüklerin yanı sıra eller, açık bir kalp alanı ve duruşumuz göründüğünden çok daha fazla şey anlatıyor. Beden dili okumanın inceliklerini anlatan Jo-Ellan Dimitrius imzalı İnsanları Okumak isimli kitap ise favorilerimizden.
  • Daha uzak mesafeleri korumanın önemli olduğu yakınlarımız ile ilişkilerimizi güçlü tutmak için ise bir süredir hayatımızda yer alan zoom, facetime gibi dijital dünyaya ait alternatiflere ek olarak açık havada yapılan piknikleri deneyimleyebiliriz. 

Bu yeni yolda keşfe çıkarken iki ruh arasında kurulan bağı derinleştirmenin en değerli tonu olan nezakete, hem sözcüklerinizde hem de tavırlarınızda daha fazla yer açmayı deneyin. Belki de nezaket; tüm dillerde, bir diğeri için gösterdiğimiz özeni anlatmanın en yalın yoludur.

İlgili Başlıklar