08 Ağustos 2013

Puan mı, çizgi mi?

Neredeyse üç yıl olmuştur, Vogue’un aylık rutin toplantısındayız. O ay dergide hangi konulara yer vereceğimizi, hangi yazıyı kimin yazacağını, filanca çekimi kimin yapacağını konuşuyoruz. Konu oraya nasıl geliyor hatırlamıyorum ama birimiz ortaya “puan mı çizgi mi” diye bir soru atıyor. Hiç düşünmeden “çizgi” diyorum. Bir konuda bu kadar hızlı ve net fikir beyan etmek hoşuma gidiyor. Kendinden emin insanların özgüveniyle tavrımı pekiştirmek için tekrar ediyorum: “Evet, evet kesinlikle çizgi.”

 

Çizgi ve puan trendi bu sene yine belirince o günü hatırladım. “Kesinlikle çizgi de, sor bakalım niye” dedim kendime. O gün çizgi deyince aklıma özgür, modern ve rahat bir kadın geliyordu. Özgür, çünkü denize açılmış. Modern çünkü lacivert ve beyaza bürünmüş. Rahat çünkü giysileri son teknoloji ile üretilmiş rahat kumaşlardan kesilmiş. Nereden baksan, kendi kararlarını kendi veriyor, yetişkin, net, belki biraz da sert. Karşısındaki puanda ne var peki? Pastel renkler üzerine başka pastel renklerde kondurulmuş benekler. Kollar biraz karpuz. Kumaş ille de ipek. Arkadaşlarıyla beş çayı içiyor. Porselen fincanı puanlı değilse çiçekli. Kendisi biraz mahcup, biraz kırılgan, korunmaya muhtaç… Bak sen şu imajinasyona! Ayrıca, imajinasyon benim kime ne, ben ilk kadını seçiyordum.

 


Şimdi Vogue’da geçen üç koca yılın ardından “puan mı çizgi mi” sorusunu tekrar soruyorum. Ve biliyor musunuz, artık cevabımdan o kadar emin olamıyorum. Bunda benim müterredit ruhum kadar tasarımcıların da büyük etkisi  var. Son iki sezona bakıyorum da, artık ne çizgi eski çizgi ne puan eski puan. 2013 İlkbahar / Yaz’ın çizgilerini hatırlayın. Dolce Gabbana kadını enine boyuna renkli çizgiler içinde, yelken açmak, çapa atmak şöyle dursun, elini suya sokmazdı. Dior’un enini çizgili kısa elbiseleri de başına buyruk bir kadının değil köşeleri olan bir hanımefendinin giyeceği cinstendi.


Ama aklımı asıl katıştıran 2013-2014 Sonbahar Kış sezonundaki Miu Miu puanları oldu. Baştan aşağı puanlara bürünmüş Miu Miu kadını, beş çayından çok dünyayı kurtarmaya gidiyor gibi göründü gözüme. Sonra puanı çocuksu bulanlar için Celine’in yetişkinlere özel “grown-up” puanları geldi. Uzaktan bakıldığında puan gibi görünen dağınık lekeler yani. Chloe’nin transparan tül eteğinin üzerindeki puana hanım hanımcık demek ise bırakın yorumu kimsenin haddi değildi. İşte böyle sevgili okur, üç yılda puan da, çizgi de, ben de, nereden nereyee…



Bu arada düşünüyorum da kafa karışıklığı her zaman kötü bir şey değil galiba. Ben puan ve çizgi arasında böyle medcezirler yaşamasam puan - çizgi konusunda bir yazı yazanı da okuyanı da çok sıkabilirdi. Dahası tek kelimelik bir cevaptan ibaret kalabilirdi.


 

İlgili Başlıklar