19 Mayıs 2019

Kiri-Una ile Ego Çağında Sanatla İnteraksiyon

YAZI: DEFNE SARIÇETİN

kiri una

Fotoğraf: Costa Virtanen

Kendimizi her zamankinden fazla ön plana koyduğumuz, Instagram’la yatıp kalktığımız bugünlerde sanat ve modayla iletişim kurma şeklimiz tamamen değişti mi? Markaların ve logoların hüküm sürdüğü bir çağda ürünlerin esas anlam ve amaçları gölgede mi kalıyor?

Brezilya ve Almanya kökenli Avusturalyalı genç sanatçı Kiri-Una Brito Meumann’ın enstalasyonları bu soruların cevaplarını gözlemler nitelikte. Kiri’ye Amerikan Vogue’un sayfalarında Helmut Lang kazaklar ve eski Celine sneakerlarla, ya da her daim sportif görüntüsünü yegane aksesuarı Rei Kawakubo x Louis Vuitton çantasıyla tamamladığı kombinlerin kuratörlüğünü yaparken denk gelmiş olabilirsiniz.

Yaklaşık 20 bin milenyal takipçi, günlük kıyafetlerinden beğendiği mimarilere kadar heyecanla onun estetik anlayışını takip etse de, Kiri bir stilist olmadığının altını çiziyor. Bu nedenle, National Trust of Australia, onu ülkenin önde gelen stilistleriyle beraber yaratılacak serginin bir parçası olmak üzere kostüm arşivine göz atmaya çağırdığında, Kiri bu sergiye bir sanatçı perspektifinden yaklaşmakta kararlıydı; Como Cam adını vereceği bir enstalasyonla.

kiri una

Fotoğraf: Kiri-Una Brito Meumann

Kiri’nin günümüzün popüler kültür referanslarından esinlenerek yarattığı enstalasyonlar, insanların beraber fotoğraf çektirdiği, bir nevi interaktif sanat eserleri. En çok adından söz ettiren işlerinden biri de kadın idealizmine arsız bir espri anlayışıyla yaklaştığı ve referansının Kim Kardashian’ın kalçası olduğu Golden Derriere.

A$AP Rocky’nin onun yaptığı bir kolajı Instagram üzerinden keşfetmesinden beri, sosyal medya ve sanatseverlerle bir etkileşim içerisinde olmak hep Kiri’nin ilgisini çeken ve işlerine de yansıyan bir tema haline geldi. Jeff Koons’un balon köpekleri ya da insanların tek bir selfie çekmek için sırada bekledikleri Yayoi Kusama’nın aynalı odalarına işaret eden Kiri, bu sanatçıların eserlerini bu işlevi düşünmeden yarattıklarını göz önünde bulunduruyor. Ve Como Cam ile acaba bu modern interaksiyonlar, "İşin bir parçası olarak düşünülerek yaratılsa nasıl olurdu?" sorusunu cevaplıyor.

Koons ve Kusama’nın aksine, Como Cam’i farklı kılan nokta, baştan insanların sanatla günümüzdeki etkileşime geçme şekline olanak sağlama niyetiyle yola çıkması. Çünkü Kiri, insanların moda ve sanatla iletişim kurma biçiminin, geçmişe kıyasla tamamen bambaşka olduğu bir zamanda olduğumuza inanıyor. Bu nedenle, insanların onun işleriyle nasıl bağ kuracakları ve sosyal medya yönü onun hep aklının köşesinde bulundurduğu bir konsept.

kiri una

Fotoğraf: Kiri-Una Brito Meumann

Kostüm arşivindeki tüm eskiden kalma kıyafetleri incelerken, logolar hakkında düşünmeye başlıyor. Nasıl zamanla evrim geçirdikleri ve eski anlamlarına karşı şu an ne ifade ettikleri: “Markaların ve logoların şu anda esas kıyafetlerin ötesinde var olmaları hakkında düşünüyordum. Mesela Louis Vuitton, yaptıkları tüm bireysel parçaların ötesinde marka kimliği ile daha geniş bir algı halinde var oluyor.”

Como Cam’in ana fikri bu konseptten geliyor — hiçbir kıyafet ya da ürün içermeyen, yalnızca logo ile markalaştırılmış arkaplan ve atmosferlerin yaratılması. Logoların farklı sahnelere işlendiği interaktif bir alanda, izleyiciler hem fiziksel hem de dijital olarak var olan Como Cam dünyasının bir parçası.

Sergi alanına girmeden önce ilk olarak interaktif kullanımı açıklayan talimatlarla karşı karşıya geliyorsunuz. Yaklaşık üç metre genişliğinde ve duvarları yeşil ekranla kaplanmış odaya girdiğiniz andan itibaren, stratejik olarak yerleştirilmiş kameralar sayesinde Como Cam’in websitesinde naklen yayınlanıyorsunuz. Telefonunuzdan hangi logonun arka planını istediğinizi seçip, odadaki kameralara kendi resminizi çektirebiliyorsunuz.

kiri una

Fotoğraf: Kiri-Una Brito Meumann

“Fiziksel olarak, yalnızca bu yeşil odanın içindesiniz,” diye açıklıyor Kiri, “ama dijital dünyada adeta bu diğer atmosferlere ışınlanmış oluyorsunuz.” Courreges’in plajı, Prada’nın pembe tonlardaki sahası, Louis Vuitton’un karlarla kaplı ormanı ya da Yves Saint Laurent’in elegan galerisi önünde poz verebiliyorsunuz.

Kiri’ye göre live-streaming kameranın işlevi, resminizi çekmesi için arkadaşınıza bel bağlamak zorunda kalmadan kişisel bir interaksiyon sağlaması. Galeride görülen bir işle fotoğraf çekilmek gibi modern alışkanlıklar düşünülerek hazırlanmış bir sanat eseri kulağa tuhaf gelebilir, ama insanların günümüzde markalarla ve sanatla etkileşime geçme şekilleri aynı zamanda Como Cam’ın arkasındaki ana fikir.

kiri una

Fotoğraf: Kiri-Una Brito Meumann

Altı çizilmesi gereken bir başka nokta, Kiri’nin sosyal medya ile ilgili iyi ya da kötü diye bir argüman sunuyor olmaması. Bir yandan hayatımızın her alanına yayılan sosyal medyanın özellikle mental sağlık konusundaki eksileriyle ilgili endişelerine değinirken, aynı zamanda gelecekte bunlarla başa çıkma konusunda daha iyi yöntemler geliştireceğimizden de umutlu.

İş ve sanat söz konusu olduğunda, beraber eğitim gördüğü arkadaşlarının aksine, sosyal medyayı insanın kendisi için işe yarayacak şekilde kullanmasının faydalı olduğunu düşünüyor. Sonuçta, eğer işlerini Instagram üzerinden paylaşmasaydı, ne bu kadar çok insana ulaşabilecekti ne de şu anda bu konuşmayı yapıyor olacaktık...

“(Sosyal medya) seni tüketmek ya da seninle ilgili her şey olmak zorunda değil, çünkü tabii ki hayat bundan çok daha fazlası. Ama bu parametreler içinde çalışabilmelisin. Bence sadece etkileşim kurulabilmesi gereken bir şey.” Saat akşam dokuza geldiği anda kendisinin de, erkek arkadaşının da direkt Uçak Modu’na geçtiğini itiraf ediyor.

kiri una

Fotoğraf: Kiri-Una Brito Meumann

İnteraksiyon; etkileşim ve iletişim kurabilme, kesinlikle Kiri’nin sık sık tekrarladığı anahtar kelimeler. Como Cam'le de başarmak istediği; insanların onun işlerinin bir parçası olmaktan heyecan duyacağı, gösteri-vari bir atmosfer. İnsanların işlerini deneyimleyebilmesi ve içinde kendilerinden bir parça olması. “Çünkü esasen bugünlerde herkesin istediği şey bu. Her şey kendimizle ilgili!”, diye yarı şakalaşarak gülüyor Kiri, “hepimizin sürekli olarak bu kavramlarla ilgili düşündüğü bir dönemde, kişisel olarak benim için bunları göz önünde bulundurmadığım işler yapmak tuhaf olurdu. Çünkü bu yalnızca insanların bu günlerde nasıl etkileşim kurduğuyla ilgili.”

Belki gerçekten de ego çağındayız. Ve belki de, Kiri’nin dediği gibi artıları kadar eksileri de olan bu atmosferde hepimiz esasen “kendimizi online olarak markalaştırıyoruz.” Como Cam kendi içinde sanat ve moda ile nasıl bağlantı kurduğumuzun bir keşfi. Ve bu interaksiyonun dijital zamanlar ile nasıl inkar edilemez bir biçimde değiştiğinin direkt olarak bir gözlemi.

Como Cam’In tanımında açıkladığı gibi: “Lüks moda tasarım, kalite ve işçilik tarafından karakterize edilir. Ama bu değerler genellikle (bilinçli veya başka türlü olarak) marka imajı ve kimliğinden sonra, ikincil olarak görülüyor. Modada prestijin markanın yaptığı çağrışımlar yoluyla geliştiği fikrinin altı çiziliyor. İzleyicileri saran marka atmosferi, katılımcılarda lüks moda markalarının logolarının etkisi ile ilgili hiper bir farkındalık yaratıyor.” Belki de bu farkındalık, interaksiyonlarımız ile ilgili bir sonraki adım olmalı.

ETİKETLER: KİRİ UNA , ÇAĞDAŞ SANAT , DİJİTAL SANAT , SANAT