02 Temmuz 2014

hergunbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

113. SISTERS (Yön: BRIAN DE PALMA, 1973)

De Palma’nın ilk döneminden, Hitchcock’u çatlatacak incelikte bir korku-gerilim. Dairesinde cinayet işlendiğine polisi inandıramayan bir genç modelin kendi göbeğini kendi kesme hikayesi. Adeta bir imza film.  


114. LES YEUX SANS VISAGE (Yön: GEORGES FRANJU, 1960)

Rahatsız edici bir şeyler izlemek istiyorsanız, bu elli küsur yaşındaki tuhaf korku filmi tam sizlik. Bir araba kazasında yüzü tanınmaz hale gelmiş kızına yeni bir yüz bulmaya çalışan dahi bir doktorun hikayesi. Şiir gibi dili ve sinir bozucu atmosferiyle Almodovar’ın La Piel Que Habito’suna da ilham verdi bu saplantı epopesi.


115. NEMA-YE NAZDIK (Yön: ABBAS KIAROSTAMI, 1990)


Tıpkı The Imposter gibi bir sahtekarlık hikayesi. Sinema sevgisini en iyi anlatan filmlerden biri. İran sinemasının yüz akı bu film, pek çok soruşturmada tüm zamanların en iyi İran filmi olarak görünüyor ve sahte Mahmelbaf’la gerçeğinin yüzleşmesi gibi unutulmaz anlarla tam bir duygu ziyafeti vadediyor.


116. SECONDS (Yön: JOHN FRANKENHEIMER, 1966)

Hayatınızdan çok mu sıkıldınız? Sizi yalandan öldürüp yeni bir yüz ve yeni bir kimlik veriyoruz! Frankenheimer’ın adeta shaker’la hazırladığı bu türler kokteyli, paranoya üçlemesinin son halkası ve gerçek bir sinefil hazinesi.


117. MARATHON MAN (Yön: JOHN SCHLESINGER, 1976)

Midnight Cowboy’un yönetmeninden, ayakkabınıza taş kaçmış gibi izleyeceğiniz enfes bir gerilim. Dustin Hoffman’ın en iyi performaslarından birine Laurence Olivier gibi bir dev mukabele edecek. E Roy Scheider de çilek.


118. SICK: THE LIFE & DEATH OF BOB FLANAGAN, SUPERMASOCHIST (Yön: KIRBY DICK, 1997)

Kistik fibrozis hastası performans sanatçısı Bob Flanagan’ın hayatını anlatan tokat gibi bir belgesel. Çocuk yaştan itibaren çektiği dayanılmaz acılar mazoşizme itiyor kahramanımızı ve bütün sanatını bunun üzerine inşa ediyor. Kendi bedenine yapmadığı zulüm kalmıyor. Festivaldeki gösteriminde salonun neredeyse yarısı söylene söylene boşalmıştı. Herkese göre değil. Çok sert bir şey izleyeceğinizi bilin. Değeceğini de unutmayın efendim.


119. PROOF (Yön: JOCELYN MOORHOUSE, 1991)

İnsanlara inanmayan ve her şeyin fotoğrafını çekip anlattıran kör bir adam ve harika bir kara komedi. Jocelyn Moorhouse’un çıkış filmi, sinemanın özünde yatan röntgencilik duygusunu en iyi anlatan yapımlardan biri. Gencecik Hugo Weaving’in tek kelimeyle döktürdüğü film, Russell Crowe gibi antipatik bir oyuncuyu bile sevdiriyor vallahi. 

 

İlgili Başlıklar