03 Ekim 2013

Ekim'de birlikteyiz

YAZI: HAZER AMANİ

 

Adım Hazer, soyadım babamın İranlı olmasından  dolayı Amani. Aşçılık mesleği ve kıyafet merakımdan kaynaklanan bir İtalyan algısı yaratıyor olmalıyım ki Amani soyadımı, kimileri “Armani” olarak yazmayı uygun görebiliyorlar! Pek çok İstanbul’da yaşayan Ankaralı gibi TED Ankara Kolejli’yim,  sonra ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde eğitim aldım.

Yemeği ve parallel yoldan ilerleyen ufak kardeşi içmeyi ne kadar sevdiğimi  farketmemle,  alışkanlıklarımı ve kurulu düzenimi Ankarada bırakıp bu tutkunun peşinden Güney Afrika, Cape Town’da Le Cordon Bleu aşçılık okulunda eğitim aldım ve bu eğitimi birincilikle bitirdim. Aynı zamanda Cape Wine Academy’de “Şarapçılık ve Dünya Şarapları” üzerine öğretim gördüm.  

Bir ortaokul öğrencisiyken fizik ve kimya derslerinden itinayla kaçmış olsam da, formüller pişirme teknikleri ve detayları olarak tekrar karşıma çıktığında bu denli günlük hayata ait olmaları bende yepyeni bir ilgi uyandırdı. Fermentasyon mucizesini;  içtiğimiz o lezzetli şarapların yapımında kullanılan mayanın nelere kadir olduğunu farkettim. Üniversitede severek aldığım Antropoloji derslerinde gördüğüm insanların yaşama alışkanlıklarının analizi aşçılık mesleğinde yeni bir anlam kazandı. Binlerce yıla yayılan, farklı iklimlerde, farklı medeniyetlerde, koşullara adapte olma zorunluluğuyla metotlar geliştirme  yolculuğu önümde bir kitap gibi açıldı. 

Şu an Unilever Türkiye Şefi olarak  tüm dünyada 300 şefin, 175 yıllık ortak deneyimine ve bilgisine ben de dahil oluyorum. Afrika’da  ve İstanbul’da geçirdiğim Executive Chef’lik günlerimde olduğu gibi yeni işimde de en büyük motivasyonum özene bezene yapılan güzelim yemeklerden tadanların ilk lokmayı aldıktan sonra yüzlerinde beliren ifade.    

Vogue dergisiyle tanışıklığımız, Türkiye’ye dönüşümü takiben,  2010 Eylül sayısında “2011’in En Çok Konuşulacak  Kişileri” arasında yeme&içme kontenjanında dahil edilmemle oldu. Bu seferki buluşmamız vogue.com üzerinden olacak. Uzun süredir niyetli olduğum bir projeyi önümüzdeki günlerde burada paylaşıyor olacağım. “Chronicles of a Gastronaut” adını uygun gördüğüm, Türkçe meâliyle “Bir Gastronotun Güncesi”ne başlayacağız. Bu güncede kimi zaman bana ait tarifler, kimi zaman da tadına doyamadığım değişik lezzetler olacak.

 

 

 

 

 

 

  

İlgili Başlıklar