14 Ağustos 2013

Bu ayakkabı evde basıldı

Bir platformun üzerindeyim. Vücudum, özel sensörler tarafından taranıyor. Birazdan bir yazıcı çalışacak ve bana üç boyutlu modelimi verecek. Barselona’dan gelen bu proje, Tasarım Bienali’nin iddialı sergilerinden Adhokrasi’nin en çok ilgi çeken bölümü. Etrafta üç boyutlu yazıcıların ön planda olduğu başka işler de var. Gezindikçe, 3D yazıcıların önemini kavrıyor; geleceği nasıl şekillendirebileceklerini anlıyor, yepyeni bir sanayi devriminin eşiğinde olduğumuzu fark edip heyecanlanıyorsunuz.


Üç boyutlu yazıcılar birkaç yıldır kültür, sanat ve teknoloji çevrelerinin kalp atışlarını hızlandıran en taze konu başlığı. Tasarıma yaklaşımda, üretim biçimlerinde; hayatın her alanında büyük değişiklikler bekleniyor. Bunun nedenini, niçinini anlamak için öncelikle üç boyutlu yazıcıların ne olduğunu, nasıl çalıştığını bilmek gerekiyor: Bugüne kadar objeler yontma, eksiltme gibi yöntemlerle yapılırdı. Üç boyutlu yazıcılar ise kanıksadığımız bu üretim şeklini tamamen değiştirerek “ekleme” metodunu getiriyor. Bilgisayarla tasarlanmış modele göre bir materyal belirleniyor (mesela erimiş plastik) ve bu materyal, yazıcı tarafından püskürtülerek, ince yatay katmanların üst üst konmasıyla obje inşa ediliyor.

Üç boyutlu baskı aslında yeni bir teknoloji değil. 1980’lerin ortalarında Chuck Hull tarafından geliştirilmiş. Bugüne kadar tıp, mimari, havacılık, endüstriyel tasarım, mühendislik ve otomotiv gibi birçok sektörde kullanılan bu teknoloji daha çok prototip üretmek için tercih ediliyordu. Büyük yazıcıların yerini daha fonksiyonel modellerin almasıyla kullanım alanları genişlemeye başladı. Üretim için gereken zaman ve maliyette ciddi anlamda tasarruf sağlamaları, bütün sektörleri heyecanlandırıyor. Kendi mini fabrikanızı yanınızda taşıdığınızı düşünün. Felaket bölgelerinde gereken malzemeler, cephede ihtiyaç duyulan yedek parçalar, uzay gemilerinde ortaya çıkan acil ihtiyaçlar bu cihazlarla hızla üretilebiliyor.


Ürün tasarımı demokratikleşiyor

Üç boyutlu baskılara ilgi son yıllarda hızla artıyor. İstanbul Tasarım Bienali’ndeki gibi sergiler, müzelerin daimi koleksiyonlarına katılan eserlerin yanı sıra, Ekim ayında Londra’da ilk kez bir üç boyutlu baskı fuarı da düzenlendi. İlginin bu kadar artmasının bir nedeni, teknolojinin anlaşılması. Bir diğer sebebi ise yeni yeni piyasaya çıkan hesaplı, ev tipi yazıcılar. Büyük şirketler ve kurumların tekelinden çıkan üç boyutlu yazıcıları, 80’lerin başındaki bilgisayarlara benzetebiliriz aslında. Boyutları küçülüp evlere girmeye başlayan bilgisayarlarla yapabildiklerimiz o günlerde sınırlıydı. Bir de bugüne bakın. Veya internetin ilk günlerine. Web’in nelere kadir olabileceğini tahmin edebilir miydik o zamanlarda? Tek bildiğimiz sayfalar arasında gezinmek, e-posta yazmak ve birkaç da oyun oynamaktı. Twitter’ı, Facebook’u; bunların hayata etkisini hayal dahi edemezdik.

Üç boyutlu yazıcılar da işte tam böyle bir sürecin merkezinde duruyor. Economist dergisi, 3D baskının insanlığa fabrikalar kadar önemli bir etkisi olabileceğini söylüyor: “Nasıl ki 1450’de matbaanın, 1750’lerde buhar makinesinin önemi anlaşılmamıştı, üç boyutlu yazıcıların uzun vadeli etkisini de şimdiden kestirmek mümkün değil.”

Ev tipi yazıcılar şimdiden on binlerce haneye giriş yaptı. Henüz yalnızca teknoloji meraklılarının, kişiselleştirme ve DIY (kendin yap) sevdalılarının ilgi gösterdiği yazıcılarla daha çok oyuncak, biblo, aksesuar gibi nispeten çok karmaşık olmayan objeler yapılıyor. En iyi modelleri 15 bin dolar civarında. Üç boyutlu devrimi hızlandıran yazıcı ise, 2000 dolar civarındaki Makerbot Replicator 2. Geçtiğimiz ay ünlü teknoloji dergisi Wired’ın kapağında, “Bu makine dünyayı değiştirecek” başlığıyla yer alan Makerbot ile üç boyutlu baskı kültürü daha da ulaşılabilir hale geliyor. “Arka odamızda, henüz aklımıza bile gelmeyen birçok şeyi basabilir hale geleceğiz” deniyor. Bu sayede ürün tasarımı ve üretimi demokratikleşiyor. Seri üretim yerini kişiselleştirilmiş ürünlere bırakıyor.

Işınlanmanın bir öncesi

Üç boyutlu yazıcılardan yararlanabilmek için öncelikle bilgisayarda tasarlanmış üç boyutlu modellere; programlara ihtiyaç var. Bunların yapımı tasarımcılar için kolay. Buna rağmen tasarım bilgisi olmayanlar da, üç boyutlu baskıyı ulaşılabilir, anlaşılabilir ve hesaplı yapan yeni servisler sayesinde gelişmelerin dışında kalmıyor. Üç boyutlu baskının Amazon’u denen Shapeways, bu servislerin en ünlüsü. Shapeways.com’dan plastik, cam, metal ve diğer materyallerden üç boyutlu baskıyla yapılmış ürünler sipariş edebiliyorsunuz. Eğer üç boyutlu tasarım yapabiliyorsanız sizin için basıp adresinize de gönderebiliyorlar. Gözlükler, bikiniler, takılar; her şey basılabiliyor. Kraftwurx, i.materialise ve Freedom of Creation da Shapeways mantığıyla çalışan diğer servisler. Makerbot’un kurduğu Thingiverse ise, üç boyutlu baskı modellerinin paylaşıldığı bir site. Çünkü Makerbot’un kurucusu Bre Pettis, hacker kültüründen geliyor. Bu nedenle de ücretsiz paylaşımdan yana. Pettis, “Paylaşım müziğe 10 yıl önce geldi. Sonra da TV ve filmlere. Şimdi ise sırada eşyalar var. Gidip mağazaya bir şey almak yerine kendimiz basmaya, bastıklarımızı da paylaşmaya başlayacağız” diyor.

Ürün tasarımcısı Erdem Akan üç boyutlu baskının bu yeni cihazlarla halka mal olmasının tasarım kültürünü etkileyeceği görüşünde: “Tasarım, üretim metoduna çok bağlıdır. Bugün iyi tasarım yapmak üretim metodlarını bilmeyi gerektirir. Ayrıca minimum adetler ve kalıp maliyetleri söz konusudur. Oysa 3D baskıda bilgisayarda oluşturabildiğiniz herhangi bir datayı "üretebiliyorsunuz" ve sadece bir tane. Şimdi bu özgürlüğün her geçen gün daha ulaşılabilir olduğunu düşünün. Sanırım tasarım disiplini, fotoğraf makinesinin yaygınlaşması sonucu resim sanatının yaşadığı sorunları yaşayacak. Profesyonel tasarımcı ve tasarım disiplininin her zaman var olacağına inanıyorum. Sanırım bu süreç sonunda tasarım ve tasarımcı algısı yeniden yapılanacak. Belki de 3D baskı, tasarımı yeniden tasarlayacak.” Akan, zaten şimdiden bir çöp yığınına dönüşmüş olan görsel dünyamızın, profesyonel olan olmayan herkes tarafından üretilmiş formlarla tamamen işgal edileceğini düşünüyor. “Ama nakliyenin getirdiği masraflar ve çevre kirliliği azalacak. Çünkü bir yerden bir yere fiziksel olarak ‘mal’ göndermek yerine, online olarak datalar paylaşılacak ve datanın ulaştığı yerde müşteri yazdırarak ürüne ulaşacak. Bu, bence Star Trek'deki ışınlamanın bir öncesi.”

Kopyalama ve sahtecilik sıkıntısı

Akan, üç boyutlu baskı yöntemlerinin sağladığı avantajların yani hızlı ve biricik üretimin özellikle moda için ideal olduğunu, aksesuar ve takı konusunda yüksek potansiyel bulunduğunu söylüyor. Haksız da değil. Halihazırda en çok “basılan” objeler, aksesuarlar. Ama tasarımcılar da üç boyutlu baskı fikriyle yakından ilgilenmeye başladı. Iris Van Herpen 2011 İlkbahar/ Yaz koleksiyonunu sunduğu Amsterdam Moda Haftası’nda dikişsiz, tek parça bir tünik göstermişti. Naim Josefi, Melonia adlı ayakkabılarını üç boyutlu yazıcıyla, Asher Levine de New York Moda Haftası’nda sunduğu koleksiyonunda kullandığı güneş gözlüklerini basarak üretmişti. Üç boyutlu modanın en ünlü ismi ise Continuum Fashion. Mary Huang ve Jenna Fizel’in kurduğu marka, diğer 3D baskılı moda örneklerinden farklı olarak çok avangard veya çok pahalı değil. Baskılarını Shapeways aracılığıyla yapan Continuum, dünyanın üc boyutlu yazıcıyla üretilen ilk giyilebilir hazırgiyim ürününe; N12 bikiniye ve Strvct ayakkabılara imza attı.

Huang, 3D’nin modanın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorduğumda ise şöyle yanıt veriyor: “Üç boyutlu baskı, kıyafetlerin yapısını ve hatta imalat yerini bile değiştirme potansiyeline sahip. Bu da tekstilden tasarıma, giysilerin yapılma biçimini değiştirecek. Kopyalanabilir ve çok sayıda insana uyacak şeylerdense kişiye özel parçalar yapılacak.” Huang’a göre bu süreç bağımsız tasarımcılardan lüks markalara kadar herkesin çok işine yarayacak: “Müziğin dijitalleşmesi nasıl bağımsız müzisyenlerin dinleyicilerine direkt satış yapmasına olanak sağladıysa, 3D baskı ve kişiselleştirmenin yaygınlaşması da yeni tasarımcıların yararına olacak. Büyük markalar tarihleri, marka bilinirlikleri ve ellerindeki üretim olanaklarıyla daha da şanslı. Ama ilk önce lüks ürünler etkilenecek. Üç boyutlu baskı hâlâ pahalı bir yöntem. Dolayısıyla lüks markalar bunu ve kişiselleştirmeyi tasarımlarına daha kolay uygulayabilir. Ayrıca ortaya, başka türlü yaratması mümkün olmayan geometriler çıkarabilirler.”

Yalnız burada ortaya bir sıkıntı çıkıyor. Moda endüstrisinin zaten kanayan yarası olan sahtelerin üretimi kolaylaşıyor. Bunun için beğendiğiniz bir ürünün üç boyutlu modelini çıkarmanız ve basmanız yeterli aslında. Huang bunu kabul ediyor: “Ama eminim ki markalar ayrışmak ve tasarımlarının kopyalanmasını zorlaştırmak için bir şeyler yapacaktır. Örneğin biz, dijital modellerimiz başkasının eline geçse bile tasarımlarımızda bire bir kopyalamayacakları özellikte materyal ve detaylar kullanıyoruz.” Erdem Akan ise 3D basım teknolojilerinin hüküm sürdüğü yeni dünyada, tasarım hakları meselesinde tasarımcıların yeni nesil müzisyenlerden öğrenmeleri gereken çok şey olacağı düşüncesinde: “Mp3’lerin paylaşılması müzik üreticilerini nasıl etkilediyse bu teknoloji de bizi etkileyecek. Tasarımcıların hakları önemli ama daha da önemlisi, tüm insanlık olarak ilerlemek. İlerleyen dünyada herkes kendisini yeniden tanımlamak zorunda.”

Üç boyutlu yazıcılarnasıl çalışıyor?

Üç boyutlu yazıcılar, bildiğimiz yazıcıları andırıyor. Nasıl ki bir yazıyı makineye gönderiyorsunuz ve ardından bu metnin basılı olduğu bir kağıt çıkıyor, 3D yazıcılar da makineye gönderilen üç boyutlu modeller ve makinenin kullandığı materyalle basılıyor. Kullanılabilen materyaller çok çeşitli. Erimiş plastik, toz, paslanmaz çelik, cam. Örneğin bir plastik oyuncak yapacaksınız. Modelini gönderdiğiniz oyuncak, ince bir materyalin katman katman püskürtülmesiyle ortaya çıkıyor. Daha sonra da lazerle yontularak istenen şekil veriliyor. Bu arada katmanlar yapıştırılarak katı bir hale getiriliyor. Kullanılmayan materyal ise toplanıp bir sonraki baskı işlemi için saklanıyor. Bu nedenle üç boyutlu baskı, en sürdürülebilir üretim biçimlerinden biri olarak da biliniyor.

Hollandalı tasarımcı Irıs Van Herpen’in 2011 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda yer alan “Escapism” adlı tünik, mimar Daniel Widrig ile ortaklaşa yaptığı bir üç boyutlu baskı örneği (solda). 3D baskılı modanın en iddialı markası olan Continuum Fashion ise, N12 adlı bikinisiyle biliniyor (üstte). Bikini ismini materyalinden; Naylon 12’den alıyor ve www.shapeways.com adresinde satılıyor.

-Yaprak Aras

Fotoğraf: Continuum Fashion Arşivi

Aralık 2012

 

ETİKETLER: TATİLOKUMASI