Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Baby botox, AHA/BHA içerikli peeling'ler, dolgu ve jawline uygulamaları, retinoidler... Z kuşağıysanız ve bunlardan birkaçı hakkında blog yazacak kadar bilgiliyseniz, biraz yavaşlamanız gerekiyor olabilir.
TikTok ekranı ikiye bölünmüş. Solda 2000 doğumlu bir TikTok’er, sağda 1990 doğumlu bir celebrity. Yorum yapan kullanıcılar şaşkın: “Nasıl yani?” İnternet alemi bir süredir merak ediyor: Z kuşağı neden milenyallerden daha yaşlı—ya da daha kibarca ifade etmek gerekirse, daha olgun—görünüyor? Bu durumu tartışan içeriklere mutlaka rastlamışsınızdır. Rastlamadıysanız, kulağa saçma bir genelleme gibi geliyor olabilir. Belki de saçma olan yaşlanma algımızdaki değişim yerine Z kuşağının neden gereğinden hızlı olgunlaştığını sorgulamaktır.
Bu içerikler yayılmaya başlamadan bir süre önce, 2025 yazında bir kızlar gecesinde bu durumu bizzat gözlemledim. Yanımda 1998 doğumlu bir arkadaşım ve onun 2002 doğumlu kız kardeşi vardı. Bense 32 yaşımı yeni doldurmuştum. Masamıza yaklaşan herkes için arkadaşımın kardeşi en büyüğümüz, arkadaşım ortancamız, bense en gencimizdik. İtiraf etmeliyim ki göz altlarımın yavaş yavaş canımı sıkmaya başladığı şu yıllarda, tuhaf olmakla beraber gurur okşayan bir durumdu bu. Saçma bir genelleme değil, çünkü celebrity dünyasında da yansımaları var bu durumun. Kylie Jenner henüz 28 yaşında; ancak estetik müdahaleler, annelik ve yıllardır başarıyla yürüttüğü kozmetik imparatorluğu hesaba katıldığında, 30’larının ortasında sanılması şaşırtıcı değil. Stranger Things ile tanıdığımız Millie Bobby Brown 22 yaşında, evli ve çocuklu. Majör bir estetik müdahale geçirmediği ortada olsa da hem stili hem tavrı bakımından ergenlik çağından henüz çıkmış birindense görmüş geçirmiş bir yetişkin enerjisi veriyor. 20’li yaşlarının başında geçirdiği operasyonlar sonrası olduğundan daha büyük görünen Bella Hadid bir diğer örnek.
Milenyaller bugün kabaca 26 ila 42 yaş aralığında, Z kuşağı ise 11 ila 26. Görsel ve kültürel anlamda önceki kuşaklara kıyasla daha hızlı yaşlanmalarını “aging like milk” ifadesiyle tarif ediyorlar; yani zarafetle yaş almaktansa hızla ve kötü şekilde yaşlandıklarından şikayet ediyorlar. 2024 yılından beri trend konular arasında yerini alan tartışmanın fitilini “İnanmazsınız ama, ben Z kuşağıyım” dediği TikTok videosuyla, içerik üreticisi Jordan Howlett ateşledi. “Milenyaller yaşından çok daha genç görünürken, Z kuşağının tam tersi durumda olduğu bir çağda yaşıyoruz.” Howlett, kuşağının hızlı olgunlaşmasını stres faktörüne bağlıyor; beraber dışarı çıktıklarında annesinin kız kardeşi sanıldığından dem vuruyordu. 23 yaşındaki TikTok’er Taylor Donoghue ise 30’larının başında olduğu izlenimi verdiğine dair bir yorum aldığını aktardığı videosuna “Bye, mezarımı kazmaya gidiyorum” altyazısını eklemişti.
McKinsey Health Institute’un 2022’de yürüttüğü bir ankete göre; Z kuşağından katılımcıların yüzde 32’si, milenyallerin yüzde 23’üne kıyasla daha kötü zihinsel, sosyal ve ruhsal sağlık koşullarında yaşadığını öne sürüyor. Bunu söyleyen Z kuşağı gençlerinin yüzde 27’si de bu etkileri sosyal medya merkezli yaşam tarzıyla açıklıyor. Haklı olabilirler. Milenyaller için Instagram 15-20 yaşlarında tanıştıkları bir yenilikti. Z kuşağı ise sosyal medyanın içine doğdu. TikTok, Instagram gibi platformlar gün içinde biraz kaydırdıkları birer uygulamadan çok, kimlik inşasının zeminlerinden biri onlar için. Kişisel markalarının galerisi, varlıklarının algoritmik karşılığı. Pandemi, küresel ekonomik sorunlar, savaşlar, kurumsal kariyer inşa etmenin zorluğu ve yapılacak her şeyin çoktan yapılmış olduğu hissi de cabası. Her selfie potansiyel olarak global; her video potansiyel olarak viral ve yeni konseptler üretme mücadelesi zorlayıcı.
Peki tek etken stres mi gerçekten Retinoidler, GLP-1 agonistleri, dolgular ve Baby Botox’tan ne haber? Z kuşağı cilt bakımına erken başlayan ilk nesil. “Glow Recipe’ye bayılıyorlar” diyor Vogue Türkiye’den bir arkadaşım, ikiz kızlarından bahsederken. 11-12 yaşlarından itibaren cilt bakımı ürünlerine merak sarıyorlar, asit içerikli toniklerin pH değerini tartışıyorlar, güneş koruyucuları yaz-kış kullanmayı öğreniyorlar, anti-aging içeriklere el atıyorlar. Hatta anti-aging kavramı kafalarında preventative, yani önlem amaçlı uygulamalarla giriftleşmiş halde. Neyin önlemi bu? Henüz yeni yeni oluşan cilt bariyerinin yaşlanmasından mı endişe ediyorlar? Kırışıklıklar, ince çizgiler ve koyu halkalar daha oluşmadan önlem alma fikri, uzun yıllar genç bir cilt vaat ederken yüzü fazlasıyla erken yapılandırıyor olmasın? Gerçek şu ki estetik uygulamalar, “küçük" müdahaleler pürüzsüz, gergin ve hatları belirli bir yüz sağladıkça çocuksuluk ve gençlikle ilişkilendirilen yumuşak geçişler kayboluyor. Dermatolog Dr. Shereene Idriss, platformların Z kuşağı kullanıcılarına cilt bakımı önerileri pompalamasından endişe duyuyor. “Gençliklerinin zirvesinde ve neredeyse hiç sosyal etkileşimde bulunmadıklarını düşünürsek yüzlerini cilt bakım ürünlerine bulayıp gereksizce uyarıyorlar. Uzun vadede cildiniz için yapabileceğiniz en kötü şey, kronik bariyer zayıflığı!” Durum böyleyken ince çizgilerin görünümünü hafifletmek için formüle edilen retinoidler ince çizgilere neden oluyor; aydınlatan C vitamini leke yapıyor; AHA/BHA peeling’ler cam cilt yerine kızarıklık ve hassasiyet yaratıyor; matlaştıran içerikler cildin ışıltısını götürüp yorgun görünümü getiriyor.
Yanlış anlaşılmasın, estetiği düşmanlaştırmıyoruz; sadece doğru zamanlamanın önemini vurguluyoruz. Z kuşağı erken yaşlanmıyor belki de; estetik ve cilt bakımıyla gereksiz bir yakınlık halinde. Gençlik artık korunması gereken değil sürekli optimize edilmesi gereken bir kavram. İki yandan örülü saçlarımız, kalın çerçeveli numaralı gözlüklerimiz ve hula hoop’larımızla Christina Aguilera’nın o yaştaki izleyici için epey uygunsuz Dirrty klibini izleyerek büyüyen biz milenyaller değil miydik? Yine de çocuk kalmayı başardık; ancak görünüşe göre işler tersine döndü. Milenyaller çantalarına bir charm daha takıp bir sonraki Botoks randevularını ertelerken, Z kuşağı gençleri hafta sonlarını makyaj alışverişinde geçiriyor. Bir kez olsun ruj sürebilmek için annelerimize yalvardığımız o günleri hatırlar mısınız? Bugün küçük kızınızdan ruj tavsiyesi almak nasıl hissettiriyor? Bu işte bir terslik yok mu sizce de?
