Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Her zamankinden biraz daha sıkı, genç ve gergin bir ciltle gördüğümüz bütün celebrity’lere yakıştırdığımız facelift nedir, ne değildir, nasıl yapılır, araştırdık.
Dolguların altın çağı, 2010’ları ne kadar hatırlıyorsunuz? “Gençlik eşittir hacim” diyenler çıkık elmacık kemiklerini, alabildiğine dolgulu hatta silikonlu dudakları, dolgun şakakları, burun üstü dolgularını araştırırken, bir kısmımız da etrafında bu uygulamaların vücut bulmuş halini sıkça görmekten yakınıyordu. 2010’ların sonunda yüzlerden dolup taşan dolgular estetik jargonuna pillow face, yani “yastık surat” ifadesini kattı.
Bugün Kardashian-Jenner klanının bedenlerinin muhtelif bölgelerindeki dolgu ve implantlarından ağrılar, iltihaplanmalar gibi nedenlerden arındığını öğreniyor; genç ve dolgusuz yüzlerin in, yastık suratlar, kalçalar ve göğüslerin out olmasına tanıklık ediyoruz. Trendler ve influencer’lar tek bir yönü işaret ediyor: Ortam gergin. Ancak estetik ve trend kelimelerini bir arada kullandığımız sürece gerçeklik ve doğallık algımızın bulanıklaşması kaçınılmaz. Cerrahi dokunuşlarla, “doğal” görünümler elde etmenin peşindeyiz. Güzel, genç, gergin bir cildin; belirgin yüz hatlarının kendiliğinden var olamayacağına yürekten inanıyoruz. “Kesin bir şey yaptırdı” cümlesini kaç kere duydunuz ya da söylediniz?

Emma Stone 2025 Oscar Ödülleri kırmızı halısında, Fotoğraf: Getty Images
Sosyal medya çalkalanıyor: Anne Hathaway’in geçirdiği sekiz estetik operasyon. Emma Stone’un dramatik değişimi. Jennifer Lawrence’ın öncesi-sonrası fotoğrafları. Solda eski hali, sağda yenisi. Celebrity’lerin geçirmiş olabileceği facelift, yani yüz gerdirme operasyonlarına dair içerik hatta dedikodu kalabalığı, keşfet kısmını istila ediyor. Tanınan bir isim her zamanki halinden biraz bile farklı görünmeye başladıysa, vay haline! Sosyal medyaya bakılırsa Anne Hathaway’inki ufak dokunuşlardan gelen bir tazelenme değil. Oyuncu “tanınmaz” halde. Bilmediğimiz ve hiçbir zaman tüm detaylarıyla öğrenemeyeceğimiz bir konu hakkında sonsuz senaryo üretebiliriz ve üretiyoruz da: Eddington prömiyerinin ardından, Emma Stone için söylenenler, “yeni yüzünü tanıttı” ya da “facelift yaptırdı” minvalinde. Jennifer Lawrence’ın da kendine “yeni bir yüz” yaptırdığı konuşuluyor. Sıradan TikTok ve Instagram kullanıcıları, makyaj artistleri, güzellik influencer’ları bir yana, doktorlar da -yalnızca fotoğrafları inceleyerek-yüzlerdeki değişikliklere teşhis koyma yarışı içinde. “42 yaşında bu görünüme sahip olabilmek için, bence Botoks, kaş kaldırma ameliyatı, göz kapağı estetiği, rinoplasti, dudak dolgusu ve muhtemelen geçtiğimiz 9-12 ay içinde derin plan yüz ve boyun germe ameliyatları geçirdi” diyor TikToker Dr. Johny Betteridge, namıdiğer @drjb.aesthetics. İddiasını kulakların hemen kenarındaki izlere bakarak doğrulayabileceğimizi söylüyor. Yaptırdılar ya da yaptırmadılar. Asıl soru bu değil. Bilip bilmeden herkese yakıştırdığımız bu gerginlik trendini merceğe alıp araştırmaya karar verdik. Facelift nedir? Yalnızca ameliyat yoluyla mı gerçekleştirilir? Hangi türlere ayrılır?
Öncelikle şunu iyi anlamak gerekiyor: Türkçeye yüz gerdirme olarak çevirdiğimiz facelift aslında cildi germek anlamına gelmiyor. Adına yüz germe dense de bu aslında yerçekimine karşı koyamayıp aşağı sarkan dokuları yeniden konumlandırmaya dayalı bir yöntem. Yani facelift operasyonlarının iddiası, zamanın etkisini tersine çevirmek. Anlaşılması gereken bir detay da her lift’in bir ameliyat şeklinde gerçekleşmediği.

Anne Hathaway, Fotoğraf: Getty Images
Yüz germe denince aklınıza ilk gelen operasyon, tam da bu işte. Minnesota, Arizona ve Florida’da hastaneleri bulunan Mayo Clinic, cerrahi facelift tekniğini “yüzde daha genç bir görünüm yaratmak üzere uygulanan, sarkmış cilt görünümünü hafifleten bir prosedür” olarak tanımlıyor. Bu yöntem, uzmanların rhytidectomy adını verdiği, en bilinen yüz germe ameliyatı. Saç çizgisinden başlayıp, kulak önünden dolaşarak kulak arkasına uzanan bir kesi ile cilt, alttaki dokulardan titiz bir şekilde ayrılıyor. Yüzün SMAS tabakası olarak kısaltılan derin destek dokuları gerilerek yeniden konumlandırılırken fazla cilt dokusu çıkarılıp cilt yeniden, doğru şekilde pozisyonlandırılarak kapatılıyor. Böylece bir yandan yanaklar ve çene hattındaki kırışık görüntü de giderilebiliyor. Yani yüz çekilmiyor, gerilmiyor; aşağı inen, yukarı taşınıyor. Yukarıda bahsedilen kulak yanı izler, bu tarz operasyonlara bağlı oluşuyor. Müdahaleden sonra gelen morluklar ve şişlikler bir aydan sonra hafiflemeye başladığında, alışkanlıklarınız bakımından da normale dönebiliyorsunuz.
Son yıllarda en çok konuşulan yöntem, deep plane facelift, yani derin plan yüz germe. Google görselleri dramatik bir değişime işaret ediyor. Bırakın gençleşmeyi, operasyon öncesi ve sonrası fotoğraflarınız bir anne ve kızına aitmiş izlenimi yaratabilir. Böylesi bir etkiden söz ediyoruz; çünkü adından da anlaşılacağı üzere, derin plan yöntemi geleneksel prosedürün yaptığından daha derine iniyor. Başarılı deep plane operasyonlarıyla meslektaşları arasında Deep Plane King lakabına layık görülen New York merkezli Dr. Andrew Jacono farkı şöyle açıklıyor: “Bu prosedür cildi germek, fazlasını almaktansa derinlerdeki kas ve yağ katmanlarını serbestleştirip yeniden konumlandırmayaodaklanır.” Deep plane’de cilt ve SMAS tabakası birlikte, bir blok halinde kaldırılıyor; yüzü aşağı çeken bağlar gevşetiliyor. Bu sayede yüzün merkezinde belirgin bir toparlanma; daha yüksek elmacık kemikleri; yumuşamış nazolabial oluklar ve net bir çene hattı elde ediliyor.
Boyun bölgesi ile kombine şekilde de gerçekleştirilebilen operasyonun ardından birtakım morluk ve şişlikler görülmesi, beklenen bir durum. İlk birkaç gün yoğun yaşanabilen bu semptomlar zamanla hafifleyerek yok oluyor. “Deep plane tekniği yüzünüzde doğal şekilde var olan bir katmanda gerçekleştirildiğinden ağrı ve semptomlar minimal düzeyde yaşanır” diye açıklıyor deep plane’ın kralı. Uzmanın eklediğine göre bu teknik yüzün doğal anatomik katmanlarında gerçekleştirildiğinden, ağrı ve iyileşme süreci çoğu durumda beklenenden daha konforlu seyrediyor.
Deep plane kadar popüler olmasa da SMAS facelift, modern yüz germe cerrahisinin temel yöntemlerinden biri. SMAS, Superficial Musculoaponeurotonic System, yani yüzdeki yüzeysel kas-aponevrotik sisteminin kısaltması. Biraz komplike olduğunun farkındayız; bu tıbbi kelimeler öbeği uzmanlar tarafından yüz kaslarını cilde bağlayan destek ağını ifade etmek için kullanılıyor. Sözü edilen ağı, mimikleri ve yüz formunu destekleyen bir tabaka olarak düşünebilirsiniz. Yaşlanmaya bağlı olarak sarkan ve gevşeyen tek yapı cilt değil. Bu destek sistemi de yerçekiminden nasibini alıyor. Yine New York merkezli, SMAS yüz germe operasyonlarında uzmanlaşan Dr. Gerald Imber prosedürü şöyle açıklıyor: “Yüz kaslarını cilde bağlayan destek ağını hedef alarak ciltten öte, destek dokularını yeniden kullandıran bir yöntemdir.” Dr. Imber’ın altını çizdiği önemli bir fark var. Yalnızca cildi hedef alan yüz germe yöntemlerinden farklı olarak, SMAS çekilmiş bir deri görüntüsü sağlayan ilk metoda kıyasla, “altın standardı belirliyor, daha doğal sonuçlar vaat ediyor”. Dr. Imber detaylı açıklamalar yayımladığı web sitesinde Kris Jenner’ın dramatik değişiminin ardında yatanın SMAS yöntemi olduğunu iddia ediyor. “SMAS germe yöntemi 40-60 yaş arası erkek ve kadınlar için inanılmaz bir seçenek.” Adaylar arasında yanak sarkmalarından şikayet eden, gözle görülür nazolabial oluklardan yakınan, gıdılarından rahatsızlık duyanlar var. Prosedür şu adımlardan oluşuyor: Cilt yine kontrollü bir şekilde kaldırılıyor, destek katmanı ayrı bir düzlemde geriliyor, cilt fazlası çıkarılıyor ve her şey stratejik şekilde yeniden konumlandırılıyor.
SMAS yöntemini deep plane ile karıştırmamak lazım. Aradaki nüans, deep plane’de bu iki katmanın bir arada işlenmesi. Operasyon sonrası süreç benzer: Ödem, olası hafif kanamalar. İyileşme süreci dördüncü haftadan sonra tamamlanıyor ve hayalini kurduğunuz görüntüyü aynada da görmeye başlıyorsunuz.
40’larımdayım; küçük müdahalelerle net ve bölgesel sonuçlar görmeyi tercih ederim, diyorsanız, aradığınız mini facelift. Geleneksel ve tüm yüzü ele alan facelift’lerin cilt esnekliğinden ve kas kaybından ödün verdiğini öne süren Dr. Steven M. Levine bu yöntemle tanınıyor. Short-scar facelift olarak da adlandırılıyor: Daha küçük kesiler, ameliyat masasında daha kısa saatler, daha hızlı iyileşme ve daha doğal sonuçlar. Mini yöntemde kesi yine kulak önünden başlıyor, ancak kulak arkasına kadar uzanmıyor. Prosedürün odak noktası daha çok alt yüz ve çene hattı; hedefi ise erken dönem sarkmaları toparlamak ve yüzün üçte birlik bölümünü hafifçe yukarı taşımak. “Doğru hasta seçildiğinde, ameliyatlı görüntüden uzak, belirgin bir tazelenme sağlayabilir” diye tarif ediyor yöntemi Dr. Levine. Bu yöntem deep plane ya da SMAS’in vaat ettiği dramatik sonuçları sunmuyor elbette. Daha küçük bir müdahale söz konusu olsa da morluk ve şişlikler mini facelift’in de bir parçası. Özetle erken yaşlarda yapıldığında büyük prodüksiyonlu işlemleri bir süre daha erteleyen, diğer cerrahi yüz germe operasyonlarına kıyasla daha küçük bir müdahale ve daha konforlu bir iyileşme süreci sunan, minik bir yöntem bu. Rhytidectomy, SMAS ve deep plane ile karşılaştırıldığında, bakım niteliğinde olduğu bile söylenebilir...
Gelelim cerrahi müdahalelerden uzakta duran dokunuşlara. Şimdi sosyal medyada, estetik cerrahların web sitelerinde gördüğünüz ameliyatsız facelift kategorisinden söz edeceğiz. Bu kategoride öne çıkan iki ana yaklaşım var: Thread lift (ip askı) ve enerji bazlı (ultrason, radyofrekans gibi) sıkılaştırma sistemleri. Bu yöntemlerle ilgileniyorsanız, şunu bilmenizde fayda var: Bu tarz cerrahi olmayan müdahaleler 30’lu 40’lı yaşlarında; henüz cerrahi müdahalelere kendilerini hazır hissetmeyen, bu tarz operasyonlar için genç olarak değerlendirilen adaylara göre.
İp askı yönteminin uzmanlarından biri, Goop’un favorisi Dr. Julius Few. Dr. Few bu metoda Silhouette InstaLift adını veriyor ve şöyle açıklıyor: “Kaldırma işleminin hedeflendiği bölgede, cildin hemen altındaki subkutan yağ tabakasına biyolojik olarak parçalanabilen bir ip ve emilebilir koniler yerleştirilmesiyle ilerler.” Gündelik bir dille Dr. Few’un yaptığı, cildinizin altına bir tür ip yerleştirerek cildinizi yukarı kaldırıp, yeniden şekillendirmek. Bir nevi Gepetto ile Pinokyo. İp askı yöntemi kesi adımını içermiyor. Bir tür tıbbi dikiş ipi olan sütürler ince iğneler yardımıyla deri altına yerleştiriliyor. Sonuçların anında görünür olduğu yöntem, yüz hacminde zaman içinde kademeli bir geri kazanım vaat ediyor. İşlemin ardından morluk, kanama, şişlikler gibi semptomlar gelmediğinden, bir iyileşme süresi söz konusu değil. Peki kalıcılık? İp askı yönteminin sonuçlarının en az 18 ay kalıcı olması beklenirken, uzmanlar birçok hastada bunun iki yıla kadar uzayabildiğini öne sürüyor.
Ultrason sistemleri ya da radyofrekans cihazları da ameliyatsız yüz germe metotları arasında öne çıkanlardan, ancak işleyişleri ip askıdan biraz daha farklı. Burada temel prensip, cilt altı dokuda kontrollü bir ısı hasarı yaratarak kolajen üretimini tetiklemek. Cildin kendi kendini gençleştirmesi için küçük bir müdahale aslında. Enerji bazlı sıkılaştırma sistemleri, yine kesi içermeyen ya da cilt altına herhangi bir şeyin yerleştirilmediği yöntemler. Ancak dokuyu yukarı taşımak gibi bir etki de vaat etmiyorlar. Deep plane bir tür restorasyon ise, ip askı ve enerji bazlı yöntemler daha çok biyolojik birer uyarım ve geçici birer toparlanma yöntemi diyebiliriz. Cerrahi yöntemler anatomiyi değiştirmeye odaklanırken, bu tarz müdahaleler zamanı geri alma iddiasında bulunmaksızın dokuyu destekliyor.
E) Hiçbiri. Doğalcılar çevrimiçi ise, bu yöntem onlara göre. Doğallıktan yana olmak ve şimdi bahsedeceğimiz kozmetik akupunkturu (facial acupuncture ya da akupunktur facelift olarak da adlandırılabiliyor) tercih etmek, dramatik sonuçlar almak için yeterli değil. Doğala her başvurduğumuzda olduğu gibi, kozmetik akupunkturda da anahtar, istikrar.
Bırakın kesileri, neşteri, ameliyat masasını; elektrik dahi içermiyor bu yöntem. Bildiğiniz akupunkturun gençleşme hedefi ile uygulanan, bilmediğiniz versiyonu. Yöntemin uzmanlarından, Dr. Shellie Goldstein, The Academy of Advanced CosmeticFacial Acupunture’dan bildiriyor: “Facial acupuncture bir cerrahi alternatifi değildir, ancak dolaşımı hızlandırır, lenfatik drenajı destekler ve kas dengesini düzenleyerek cildin daha canlı, toparlanmış görünmesine yardımcı olabilir.”
Kozmetik akupunktur bundan önce bahsettiğimiz yöntemlerden daha bütüncül bir yerde duruyor, yani odağı yalnızca yüz ya da boyun değil; çünkü yüzdeki sarkma sadece yerçekimiyle değil stres, iltihaplanma ve dolaşım bozukluklarıyla da ilişkilendiriliyor. Bu metoda başvurarak fazlalık cilt dokusundan kurtulamaz, derin sarkma ve çökmeleri düzeltemezsiniz. Kozmetik akupunkturun yapabilecekleri, cilt tonunu eşitlemek, ödemi hafifletmek, yüz kaslarındaki gerginliği gevşetmek ve sonuçta dinlenmiş bir ifade sunmakla sınırlı. Sonuçlar istikrarla görünür olan, kademeli sonuçlar: En az birkaç seans almanız ve cerrahi beklentiler gütmemeniz önemli.