Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sosyal medya platformlarında görüp anlamlandıramadığınız kelime öbeklerini açıklıyoruz; çünkü zamanla yalnızca ekranda değil her yerde karşımıza çıkacaklar.
Aşağıdaki deyim ve kelimelerden en az beşini sosyal medya platformlarında gördüğünüzden eminiz. İtiraf edin, kimilerini anladınız kimilerini de defalarca okuyup anlam veremediniz. Sosyal medya ve genel olarak internet, dilini benimsemede Z hatta Alfa kuşağı gibi olmamızı söylüyor: Tatlı-sert, bazen biraz acımasız, bazen de gerçekçi. Yaşam da biraz böyle değil mi? Kalabalık masalarda hayat kurtaran mini sözlüğümüze hoş geldiniz.
Aslında ne anlıyorsanız, o: Hayatını bir filmin, dizinin başrolüymüşçesine yaşama hali. Aşırıya hatta delulu’ya kaçması kolay bir özgüvenli duruş. 15 dakikalık şöhretin peşinde koşmak yerine yaşamınızı bir senaryoymuş, kamera kayıttaymış gibi yaşadığınızı düşünün. Main character energy’ye bürünmenin çevreniz tarafından nasıl yorumlanacağı, enerjiyi nasıl taşıdığınıza bağlı. Kahveniz elinizde metro merdivenlerinden çıkarken içinizden bir monolog mu atacaksınız, yoksa arkadaş grubunuza narsistik bir performans mı sergileyeceksiniz? Saatlerce pişirilmiş, özenle hazırlanmış yemekler girl dinner’a dahil değil. Girl dinner fotojenik bir yalancı akşam yemeği. “Yemek yapacak enerjim yok” itirafı ile “bu akşam bunları yiyorum” tercihi arasında bir yerlerde duruyor. Tükenmişliğin estetik bir romantizasyonu. Biraz “bakın ne kadar küçük bir öğünle doyuyorum” iddiası da yok değil.
Başrolümüzün utangaç kardeşi, non-playablecharacter. Sosyal medya deyimi, video oyunlarında kontrol edemediğiniz arka plan karakterlerinden geliyor. NPC’nin kendisi için bu enerjiyi taşımak hayatı otomatik pilota almayı, kalabalıkta biraz geride durmayı, özgün tepkiyi bastırmayı ya da saklamayı ifade ederken çevresindekiler tarafından alaycı, acımasız bir etiket olarak da kullanılabiliyor. Başrol enerjisinin pompalandığı bu çağda bazen görünmezliği seçmek bir zayıflık göstergesi mi yoksa bir tür koruma kalkanı mı dersiniz?
İnternet dilini Alfa ve Z kuşaklarının belirlediği düşünüldüğünde, beyin çürümesi anlamına gelen bu deyim biraz manidar; zira saatlerce reel izlemeyi, içerikten içeriğe zıplamayı, bir cümleyi bile sonuna kadar okumayacak duruma gelmeyi ifade ediyor. Brain rot hem bir eleştiri hem de itiraf. Paramparça olan dikkat aralığımızın ironik bir farkındalığı. Dijital dünyadan gelen zihinsel yorgunluğumuzu, yine dijital dünyadan gelen bir nitelemeyle tanımlıyoruz; şikayet ederken kaydırmaya devam...
Deprem olmuş. Kaydır. Sokağa terk edilen evcil hayvan ilanları. Kaydır. Soygun haberi. Kaydır. Dijital platformlarda ardı ardına endişe verici haber içeriklerinin tüketilmesini ifade ediyor doomscrolling. Türkçeleştirmek isterseniz, “felaket kaydırması”. Kontrol edemeyeceğimiz olayları kontrol ediyormuşuz simülasyonu yaratırken bir yandan iç karartan, tuhaf bir tür kaygı bağımlılığı.
Biraz da iyi şeyler konuşalım. Charisma kelimesinin Gen Z’ce kısaltması oluyor rizz. Amerikalı YouTuber ve Twich streamer Kai Cenat’ın yaydığı rizz’in rizzler, rizz god gibi şekillerde türetildiğini de görüyoruz. Stil, cazibe ve doğal bir çekim gücüne sahip kişileri niteliyor bu kelime-cik. Ancak rizz’iniz olup olmadığı yalnızca dış görünüşünüze bağlı değil. Sosyal zeka ve rahat tavırlar da rizz’in bir parçası. En önemlisi de rizz’in zorlanamayacağı ve ispatlanamayacağı. Varsa, hissediliyor. Anlatılmaz, yaşanır gibi düşünün. Bazen bir bakış, bazen saçı şöyle bir savurma, bazen yerinde bir espri...
Gerçekliğin estetik dışavurumu girl dinner, akşam yemeğini konseptleştirmek anlamına geliyor. Yanlış anlaşılmasın, romantik bir yemek, İtalyan gecesi ya da taco masası gibi konseptlerden söz etmiyoruz. Bir iki dilim peynir, yanında birkaç kraker ve çilek de olabilir; bir kase yoğurt ve birkaç parça çikolata da.
Kırmızı, yeşil, bej... Karakter analizini burçlarla değil bayraklarla yapıyoruz artık. Red flag tanıştığınız insanların verdiği tehlike sinyallerini gösteriyor. Kontrolcü, manipülatif, saygısız ya da lovebombing’e meyilli mi? Red flag. Anlaşılacağı üzere green flag de bunun tam tersi; güven veren, duygusal olgunluğa erişmiş, istikrarlı kişiler için kullanılıyor. Beige flag ise ne alarma geç diyor ne de green flag gibi heyecan yaratıyor. Sıkıcı, ama zararsız kişi ve durumları tanımlıyor. NPC energy yayan birinin, olsa olsa bej bayrak astıracağını söyleyebilir miyiz? Ama belki de çağımız ilişkilerinin en dürüst bayrağıdır beige flag.
Angaryayı, sıkıcı ev işlerini ifade eden chore ve romance’in birleşiminden doğan choremance’in romantik ilişkilerin ölüm fermanı mı yoksa ateşleyicisi mi olduğunu söylemek zor. Choremance söylenerek yaptığınız ya da sürekli ertelediğiniz; romantik hiçbir yanı olmayan işleri partnerinize bir sürpriz olarak halletmek ya da birlikte yapmayı önermek anlamına geliyor. Yeni nesil romantizmin doruklarına çıkmak için partnerinizi markette bir date’e davet edin; aylardır yamuk duran dolap kapağının vidalarını sıkıştırın ya da çamaşırları yıkayın. Choremance felsefesini doğru benimserseniz bulaşıklar da ilişkiniz de pırıl pırıl olabilir.
Kısa ve net bir uyarı bu. Kelimelerin tam anlamıyla, çime dokun diyor dijital gençlik bize. Ekranı bırak, dışarı çık; doğa ve dünyayla fiziksel temas kur. Güzel bir tavsiye olmasının yanı sıra, touch grass genellikle çevrimiçi tartışmaları fazla ciddiye alıp uzatan, dramatize eden profiller için kullanılıyor. Birbirini hiç tanımadığı halde dünyanın iki ucundan yorumlar kısmını şişiren o X kullanıcıları, touch grassplease. Kimi zaman küçümseyen, kimi zaman didaktik tavsiye algoritmadan biraz olsun kopup, toprağa basmamızı söylüyor.
En güzelini sona sakladık. Hiçbir şey yapmadan etkileyici
görünme sanatı, aura farming. Geçtiğimiz yıl profilden profile yayılan konsept, Endonezya’da bir tekne yarışındaki dansıyla viral olan Rayyan Arkan Dikha adında küçük bir çocuğun videolarıyla doğdu. Arkada kürek çekenlerin olduğu teknenin burnunda ustalıkla dans eden ve dengede duran Rayyan, rizz’in kitabını yazmış hatta jargona yeni bir deyim kazandırmıştı. Burada aura cool’luğu, farming ise bilinçli bir davranışla cool görünme çabasını ifade ediyor. Doğru yapıldığında aura point’lerinizi hasat ediyorsunuz. Örneğin; sahnede seyircinin beğenisini toplamak için yapılan bir jest, aura farming yapıldığı anlamına gelirken, alkış uğruna aynı jesti sürekli tekrar etmemek aura points kazandırıyor.