Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Sahneyi kahkahanın ışığıyla dolduran dört stand-up komedyeniyle bir araya gelip, güldürme sanatının inceliklerini konuştuk.
Zamanlama, seyircinin beklentisini tersyüz edebilecek özgün bir perspektif, gözlem yeteneği, kıvrak bir zeka… İyi bir komedyende bulunması gereken niteliklerin listesi uzar gider. Sahneyi kahkahanın ışığıyla dolduran dört stand-up komedyeniyle bir araya gelip, güldürme sanatının inceliklerini konuştuk.
Her şey ilkokulda başladı. Bir tiyatro salonumuz vardı; mezuniyet için burada bir gösteri yapmalıyız dedim. Arkadaşları örgütledim, oyunu yazdım, herkese rolleri dağıttım. Çoğunlukla oyunculara doğaçlama imkanı veren bir komedi oyunuydu. Benim oynadığım sahnelerde herkesin çok güldüğünü fark edince “Hah!” dedim.
Ben kişisel bir şeyden bahsetsem bile sonu toplumsal bir çıkarıma bağlanıyor. Şakalarımda özelden genele bir geçiş var ve bunu seviyorum.
Gözlerinden anlamaya başladım artık.
O korku hâlâ var, hep var olacak bende sanırım. Ama şunu söyleyebilirim: “Ya güldüremezsem?” sorusunu en yoğun hissettiğim zamanlar en çok güldürdüğüm zamanlar oldu. Sanırım bir nevi yakıt oluyor.
Şeffaflığı ve netliği seviyorum. Çocukluğumdan beri duygularımı hiç gizleyemedim; sevdiğim de sevmediğim de bir şekilde anlaşılır. Politik olmayı hiç beceremedim. Reklamcıyken bu bazı durumlarda sıkıntı oluyordu ama komedyenlikte müthiş işime yarıyor.
Terapi çok pahalı! Fikir birliği, duygudaşlık hissini yaşamak ve gülmek için… İzlenirim yani.
Her yerde komik olmanı beklemeleri… Birisi, “Düşün, evde de sürekli böyle güldürmeye çalışıyor” diye yorum yazmış mesela. Ben de dedim ki, “Merak etme, eve iş götürmüyorum.”
“Komik değil, kendi de biliyor komik olmadığını!” Arkadaş o kadar emin ki kendinden, ben de hâlâ sorguluyorum: Acaba değilim de ben mi bilmiyorum.
Çok utandığım bir an olmadı. Zaten biraz da utançlarımdan kurtulmak için sahneye çıkıyorum, şaka yapıyorum.
Haldun Taner ve Aziz Nesin okuyarak büyüdüm. Bana başka çare bırakmadılar.
Hep iyiydi mizahımız. Şekli değişiyor, tarzı değişiyor ama iyi olmaktan asla vazgeçmiyor.
“En çok” diye bir şey yok tabii ama kendi şakalarımı yazarken istemsizce gülüyorum, itiraf edeyim. En son Netflix’te Yasemin Sakallıoğlu’na güldüm.
Onu bilmiyorum ama haksızlıklara gülenlerin sonu iyi olmuyor diyelim.
Harikayız! Çok güzeliz, çok komiğiz, çok zevkliyiz, çok zekiyiz ve ruh halimiz hep muazzam!
Kadınlar mizah yapmasın”cılar.
Türkan Şoray’ın oynadığı Sultan… Perran Kutman’ın oynadığı, “Tükür çocuğum babanın suratına” diyen karakter de çok ben!
Yok ki senin bir yedeğin / Kötü kedi Şerafettin / Söyle nasıl kıydın bana, hem canındım hem ciğerin.
Komedyen olmadan önce reklamcıydım. Sanırım oradan devam ederdim. Geri dönüşümlü komedyenim gördüğünüz gibi; meslek israf etmiyorum.