05 Haziran 2020

Kilden İnşa Edilen Hayaller

RÖPORTAJ: BERİL TÜRKMEN

Atorie Bu

 

Buket Kınalıkaya ve Elliot Chaplin’in Fransa’da başlayan kreatif birlikteliği İstanbul’da devam ediyor. Dokulu, sıra dışı sırlama yöntemleriyle Atorie Bu seramikleri, simetri algısına ve geleneksel formlara meydan okuyor. Markanın hikayesini ve tasarım anlayışını kurucularından dinledik.

Atorie Bu’nun hikayesinden kısaca bahseder misiniz?

Atorie Bu, yolculuğu duyarlılık üzerine kurulu bir seramik atölyesi. Kendi sır reçetelerimizi ve çamur tariflerimizi yaratmak, 2016’nın sonbaharında çamurdan yaptığımız formları ve elde ettiğimiz yüzeyleri arşivleme fikriyle başladık bu projeye.

Atorie Bu’nun kendine has bir tasarım anlayışı var. Bu parçaları tasarlayıp üretirken ilham panonuzda asılı olan görseller, zihninizde canlanan coğrafyalar ya da fonda çalan şarkılar neler?

İlham, yıpranmış bir yüzeyden, doygun plastik renklerden, kırık kaya parçalarından yahut çiçeklerden gelebiliyor. Bazen çamurun geri dönüşümü sırasında daha önce göz ardı ettiğimiz bir şey dikkatimizi çekiyor. Ardından yolumuzu değiştirmeye ve yeni bulgumuz etrafında bir dizi tekrara gitmeye karar verebiliyoruz. Bugünlerde Google Haritalar uygulaması üzerinden Kuzey Avrupa’yı ziyaret ediyoruz. Son yolculuğumuzu fiyortları ve Kuzey Işıkları’nı izlemek için Finlandiya’ya yaptık. Çoğunlukla güne Açık Radyo ile başlayıp, gün içinde WPRB dinliyoruz. Akşamlarıysa NPR Music Tiny Desk Concerts, BBC Session, KEXP ya da COLORS kanallarından içerikler seçiyoruz. Bu ara sıklıkla dinlediğimiz albümlerse Little Dragon’dan Ritual Union, Cheikh Lô’dan Jamm ve Harry Belafonte’den Swing Dat Hammer.

Atorie Bu

Atorie Bu isminin anlamı nedir?

Başka kültürden bir şey ödünç almak istedik. Farklı dillerde önceden seçmiş olduğumuz kelimelerin telaffuzunu dinlemeye başladık. “Atorie” kulaklarımıza gelen en müzikal kelimeydi. Japonca “atölye” anlamına geliyor. “Bu” ise Türkçe; yerde, zamanda en yakın olanı temsil ediyor. İstenirse Buket’in kısaltması olarak da algılanabilir tabii. Bu ikisini düşünerek seçtik.

Fikir bulup onu geliştirmekten, bir parçanın raflarda yerini almasına kadar geçen süreci anlatır mısınız?

Yılın belirli bir dönemi, aldığımız projelerle geçiyor. O zaman, müşterilerimizin dileklerine ve zaman kriterlerine uymak için en doğru üretim tekniğini kullanmaya özen gösteriyoruz. Geri kalan zamanı da bir eser, sırlama tekniği veya temel formlar üzerinde değişikliklere gittiğimiz küçük ama süregelen koleksiyonlarımıza yoğunlaşarak geçiriyoruz. Genellikle dokulu, kraterli sırlara odaklanıyoruz. Bu tarz yüzeylerde elde ettiğimiz sonuçlar, ürünlerin birçok kez sırlanması ve fırınlanmasının sonucu olabiliyor. Örneğin, yüksek ısı sırların üzerine düşük ısı sırlama yapıp tekrar fırınladığımız, fırın ısısını değiştirerek sırrın erimesini kontrol altına almaya çalıştığımız serilerimiz var. Yahut çömlekçi tornasında çekilmiş vazo formlarının üzerlerine, yine aynı tornada teker teker çektiğimiz küçük çiçeklerimizi yerleştirerek manipüle ettiğimiz seriler yapıyoruz. Her serinin ve ürünün süreci biraz farklı. Özetle, çok hata ve bazen de keşif yapıyoruz. Bir dizinin tamamlanması aylar alabiliyor.

Mevcut koleksiyonunuzdaki tasarımların işlevlerinden ve formlarından bahseder misiniz?

Plinth kasemiz popüler formlarımızdan biri. Atölyede küçük bir eskiz olarak çalıştık, ardından orijinalinden on kat büyütüp, alçı kalıbına dönüştürdük. O zamanki niyetimiz büyük bir masasının merkezine yerleştirilecek bir meyve kasesi tasarlamaktı. Formu üretmeye ve farklı sırlama yöntemleri denemeye devam ettikçe, bazı kaselerin uzaktan kumandalarla, diğerlerinin mücevher ve anahtarlarla, bazılarının ise buruşuk kağıtlarla ve mektuplarla iyi görüneceğini düşündük. Fikri ve nesneyi dinliyoruz. Bir parçayı tasarlarken, ikebana sanatını göz önünde bulunduruyoruz. Kaplar, çanaklar ya da vazolar, bir şeyleri saklamak ya da sergilemek niyetiyle yapılır fakat sadece tasarımlarımızla yaşamayı seçen müşterilerimiz, tasarımlarımızın günlük yaşamlarıyla nasıl ilişkili olduğuna, gerçek fonksiyonlarına karar verebilir.

Atorie Bu

Tarzını beğendiğiniz sanatçılar, size ilham veren kişiler ya da markalar var mı?

Olmaz mı? George E. Ohr, Lucio Fontana, Ruth Duckworth, Cy Twombly, Urs Fischer, Mitch Epstein, Ruth van Beek, Shari Mendelson, Märta Måås-Fjetterström, Studio Apparatu, Alex Reed, Kei Tanimoto, Takuro Kuwata, Shozo Michikawa, Masaomi Yasunaga, Anthony Sonnenberg, Luc Tuymans, Betty Woodman, Dino Capaldi, Ryuichi Sakamoto sadece birkaçı.

Tasarımlarınızı kimin evinde, stüdyosunda ya da ofisinde görmek isterdiniz?

Son yıllarda, Fransa Açık Tenis Turnuvası’yla aynı zamana rastlayan, spor kupalarından ilham aldığımız bir koleksiyon yaptık. Bu koleksiyondaki parlak vazolardan birini Roger Federer’in bir tenis kortu bankında, içinde tek bir çiçekle sergilediği bir tenis maçı hayal ettik. Seriye bu nedenle Handsome Prizes (Yakışıklı Ödüller) adını verdik. Daha bir irtibat olmadı ama an meselesi olduğunu biliyoruz. Ayaklı dekoratif objelerimizi de Dan Snaith veya Kieran Hebden’in masalarında görmek bizi çok mutlu eder.

Atorie Bu’nun geleceğe dair planları ve hayalleri neler?

Koleksiyonlarımızı rafine etmeye devam ederken diğer yandan da bir kitap projesi üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca ilk galeri işbirliğimiz için de çalışmalar başladı. Göreceğiz! 

ETİKETLER: SERAMİK , SERAMİK SANATI , ATORİE BU , VOGUEEVDE