Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Salisilik asit, akneli ciltler için hızlı çözümlerden çok, uzun vadeli bir denge vadediyor. Bu güçlü ama ölçülü aktifi ciltle uyum içinde kullanmanın yollarını ele alıyoruz.
Salisilik asit çoğu zaman yalnızca sivilceyle özdeşleştirilse de aslında modern cilt bakımının en stratejik aktörlerinden biri. Gözeneklerin içine kadar ilerleyebilmesi, onu yüzeyde kalan pek çok aktiften ayırıyor. Bu yüzden salisilik asit, yalnızca bir problem çözücü olarak değil, doğru kullanıldığında ciltle uzun vadeli bir denge ilişkisi kuracak bir içerik olarak düşünülmeli.
Salisilik asit, beta hidroksi asitler (BHA) grubuna ait. Teknik olarak kulağa çok açıklayıcı gelmeyebilir ama onu özel kılan detay basit: Yağda çözünebiliyor. Yani cilt yüzeyinde dolaşıp kalmıyor, sebumla birlikte gözeneklerin içine doğru ilerliyor. Siyah noktaların, kapalı komedonların ve pütürlü dokunun ardındaki esas sebep de tam olarak burada yatıyor.
Doğal olarak söğüt ağacının kabuğundan elde edilen bu asit, aslında yeni bir keşif değil. Ancak günümüz cilt bakımında, özellikle şehir hayatının tetiklediği yağ dengesi sorunları ve stres kaynaklı akneler söz konusu olduğunda, oynadığı rol hiç olmadığı kadar görünür oluyor.
Salisilik asidin etkisi, dramatik dönüşümlerden çok, zaman içinde fark edilen bir iyileşme hissiyle kendini gösteriyor. Gözeneklerin içindeki birikimi çözerek cildin nefes almasını kolaylaştırıyor. Bu da siyah noktaların daha az görünür olmasına, aktif sivilcelerin daha hızlı sakinleşmesine ve cilt yüzeyinin daha dengeli görünmesine katkı sağlıyor.
Aynı zamanda inflamasyonu yatıştırıcı bir karaktere sahip. Bu yüzden akneli ciltlerde sıkça görülen kızarıklık ve hassasiyet hissi, doğru kullanımla zaman içinde azalabiliyor. Cilt dokusu daha pürüzsüz, daha rafine bir hâl alırken, parlama da daha kontrol edilebilir bir seviyeye iniyor.
Salisilik asit, en rahat ilişkisini yağlı ve akneye eğilimli ciltlerle kuruyor. Gözenek problemi yaşayan, siyah noktalardan şikayet eden ya da dönemsel sivilcelerle uğraşan ciltler için güçlü bir eşlikçi.
Karma ciltlerde ise daha seçici davranmak gerekiyor. T bölgesinde oldukça iyi çalışırken, yanak gibi daha kuru alanlarda gereğinden fazla kullanıldığında cildi yorabiliyor. Bu nedenle salisilik asit karma ciltlerde çoğunlukla sadece ihtiyaç duyulan bölgede kullanılmalı.
Hassas ve kuru ciltler söz konusu olduğunda ise mesafe önemli. Düşük konsantrasyonlar, seyrek kullanım ve güçlü bir nemlendirme rutini olmadan salisilik asitle kurulan ilişki, uzun ömürlü olmuyor.
Salisilik asit söz konusu olduğunda ürünlerin içindeki yüzde oranları büyük önem kazanıyor. Kozmetik ürünlerde en sık karşılaşılan oran olan yüzde 0,5 ila 2, aslında cildin tolere edebileceği güvenli alanı temsil ediyor.
Daha düşük oranlar cilde alışma süreci için ideal. Yüzde 2’lik formüller ise bu aktife ilişkin deneyimi olan, yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde daha belirgin sonuçlar sunuyor. Daha yüksek oranlar genellikle profesyonel kullanım alanına giriyor.
Salisilik asidin cilt bakım rutinindeki yeri, seçilen ürün formuna göre değişiyor. Temizleyiciler, bu aktif ile tanışmanın en risksiz yollarından biri. Kısa temas süresi sayesinde cildi yormadan arındırıyor.
Tonik ve serumlar ise daha iddialı. Gözeneklere uzun süre temas ettikleri için haftada birkaç geceyle sınırlı tutulmaları, çoğu cilt için daha dengeli bir yaklaşım sunuyor. Maske ve lokal ürünler ise, tüm cilt yerine problemi olan bölgeye odaklanıldığında anlam kazanıyor.
Salisilik asit hızlı sonuçlar vadeden bir içerik değil. Haftada bir-iki geceyle başlayan, cildin verdiği sinyallere göre yavaşça artan bir kullanım, en sağlıklı senaryo. Alışkanlık kazanan ciltlerde sıklık artabiliyor ancak her gün kullanmak çoğu zaman gerekli değil.
Cilt bakımında ilerleme bazen daha azıyla da oluyor. Gerginlik, kuruluk ya da hassasiyet hissedildiğinde geri adım atmak, rutini tamamen bırakmaktan çok daha akıllıca bir çözüm.
Salisilik asit tek başına yeterince güçlü. Retinol, AHA’lar ya da benzoil peroksit gibi aktifi yüksek içeriklerle aynı rutinde kullanıldığında cilt için yorucu bir kombinasyona dönüşebiliyor. Bu noktada mesele doğru zamanlama. Aktifleri farklı günlere yaymak, cildin kendini onarması için alan açıyor ve uzun vadede çok daha iyi sonuç veriyor.
Cildi yenileyen her içerik gibi salisilik asit de güneşle mesafeli bir ilişki istiyor. Kullanım süresince gündüzleri güneş koruyucu ihmal edilmemeli. Bu yalnızca leke riskini azaltmak için değil, cilt bariyerini korumak için de önemli.
%1,2 Salisilik Asit içeren bu nemlendirici, sivilce karşıtı losyon, sivilce görünümünü ve izlerin görünümünü azaltıyor ve cildi aşırı kurutmadan yeni sivilce görünümünü önlemeye yardımcı oluyor. Cilt bariyerini güçlendirirken aşırı kuruluk hissi yaratmıyor.
%2 salisilik asit içeren bu maske, kömür ve kil içeren formülü sayesinde, cansız ve pürüzlü cilt görünümünü hedefine alarak, daha temiz ve ferah bir cilt hissini yaşamaya yardımcı oluyor. İçeriğindeki, yağda çözünebilen bir BHA olan salisilik asit sayesinde, gözeneklerde biriken ölü deri hücrelerini ve fazla yağı temizlemeye destek oluyor.
Doğal salisilik asit içeren Vinopure Serum cilt bariyerini koruyarak, tüm cilt kusurlarını azaltmaya yardımcı oluyor. Cilt dokusunu inceltirken gözenekleri sıkılaştırıyor ve temizliyor. Doğal kökenli bileşenlerle formüle edilmiş olan leke karşıtı serum, 6 arındırıcı uçucu yağ içeriğiyle cilde sağlıklı bir ışıltı kazandırıyor.
Salisilik asit ve niyasinamid sayesinde pürüzlü cilt dokusunu onararak cildin doğal bariyerini korumasını sağlıyor. Ciltteki sebum oranını dengeleyerek yağlı görünümü azaltıyor. Cildi kir ve makyaj kalıntılarından arındırarak hafifletiyor. Günde iki kez, sabah ve akşam rutinlerinde kullanabilirsiniz.
İçeriğindeki salisilik asit ve bitkisel içeriklerle ciltteki fazla yağı ve siyah noktaları nazikçe temizlerken, cildi nemlendiriyor ve sebum dengesini koruyor. Düzenli kullanımda temiz, dengeli ve taze bir cilt sağlıyor.