Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Her bakım trendini uygulamalı mısınız ve bakım ritüelinizi güncel bakım trendlerine göre nasıl yenilemelisiniz, masaya yatırdık.
Farkında mısınız, son birkaç sezondur tıpkı saç ve makyaj trendleri gibi cilt bakım trendlerini de konuşur olduk. Bu durum yeni değilmiş gibi görünse de aslında oldukça yeni. Birkaç yıl öncesine kadar bakım konusu daha sessiz, daha uzun vadeli ve daha az başlık üzerinden ilerliyordu. Sosyal medyanın yönlendirmesi, arka arkaya gelen ürün lansmanları ve ürünlere ulaşılabilirliğin artmasıyla birlikte, bakım dünyası fark etmeden bir koşturmacanın ve aslında bir kısır döngünün içine girdi. Trendler ürünleri doğuruyor, ürünler yeni trend başlıklarını besliyor. Bakım ritüelleri artık sakin bir 'kendine dönüş' alanı değil, sürekli güncellenen ve yetişilmesi gereken bir gündem gibi çalışıyor.
Peki bu ne kadar doğru? Bu trendleri takip ederek cildimize iyilik mi yapıyoruz yoksa ona aslında zarar mı veriyoruz? Trend dili hızlı sonuçlar vaat ediyor. Daha parlak, daha pürüzsüz, daha genç bir cilt fikri sürekli ön planda. Ancak cilt biyolojisi bu hızla çalışmıyor. Trend odaklı bakım yaklaşımı, cildin zamana yayılan adaptasyon ihtiyacını görmezden geliyor. Ürünler ve aktifler sık aralıklarla değiştikçe, cilt hiçbir formüle tam olarak yanıt verme şansı bulamıyor. İlk anda iyi görünen etkiler kalıcı bir iyileşmeye dönüşmeden geri çekiliyor. Ortaya çıkan tablo daha sağlıklı bir cilt değil, daha kolay reaksiyon veren ve daha çabuk yorulan bir yapı. Bakım rutini zamanla derinleşmek yerine sürekli başkalaşıyor. Bu da cilt kalitesinin yükselmesi yerine dalgalı bir çizgide kalmasına neden oluyor.
Trendlerin bakım rutinlerini sürekli değiştirmesinin yanında onları sürekli genelleştirmesi de bir problem. Cildin kişisel bir ritmi var ve her cildin ihtiyacı farklı. Dolayısıyla bir kişinin cildine, şikayetlerine iyi gelen bir bakım yöntemi, başka bir ciltte hassasiyet yaratabiliyor ya da hiçbir etki yaratmayabiliyor ve boşuna zaman ve para harcanmasına sebep olabiliyor. Trend dili bu farklılıkları dikkate almak yerine tek bir ideal üzerinden konuşuyor. Böylece bakım rutinleri, cildin gerçek ihtiyacından uzaklaşıp popülerliğin peşinden ilerliyor.
Bakım trendlerini takip etmek elbette farkındalık kazandırıyor. Ancak cilt kalitesi, bilgi birikiminize değil, cildiniz için doğru bilgiyi istikrarlı bir şekilde uygulamanıza bağlı. Cilt her yeni akıma uyum sağlamak zorunda değil. Sürekli eklenen ürünler ve adımlar çoğu zaman ilerleme hissi yaratsa da bu his kalıcı bir iyileşmeye karşılık gelmiyor. Trendlerden bağımsız, cildinizi dinleyip ona cevap verdiğiniz bir bakım rutini en sağlıklısı.

Fotoğraf: Getty Images
Trendlerden bağımsız, klasik bir bakım rutinini nasıl oluşturulmalı?
Temizleme, nemlendirme ve güneş koruması bu ritüelin omurgasını oluşturuyor. Cildi yormayan bir temizleyiciyle günün yükü arındırılıyor. Ardından cildin su tutma kapasitesini destekleyen bir nemlendirici geliyor. Sabah rutininin vazgeçilmezi ise SPF. Bu üçlü olmadan yapılan her ek adım havada kalıyor. Cilt öncelikle korunmalı, arınmalı ve neme doyurulmalı.
Bu noktada trendler değil, cildin verdiği sinyaller belirleyici oluyor. Leke odağında bir cilt için C vitamini anlam kazanıyor. Çizgiler ve doku kaybı söz konusuysa retinol devreye giriyor. Hassasiyet varsa yatıştırıcı içerikler öne çıkıyor. Buradaki kritik nokta aynı anda çok şey yapmak değil. Tek bir hedefe odaklanmak, birlikte kullanılan içerikleri doğru kurgulamak ve cilde bu hedefe uyum sağlaması için zaman tanımak.
Tonik, esans ya da maske bu aşamada yer buluyor. Zorunlu değiller. Cildin ihtiyacına göre rutine dahil oluyorlar. Bazı dönemlerde rutini tamamlayan küçük dokunuşlar hâline geliyorlar, bazı dönemlerde tamamen geri planda kalabiliyorlar. Burada esneklik önemli. Destek ürünleri bakımın merkezine değil, çevresine yerleşiyor.
Bir de trendlere hangi adımda ve nasıl yer verilebilir, onu konuşalım. Bakım trendlerini doğru gerekçeyle ele almak oldukça önemli. Cildinizde belirgin bir problem varsa ve gündemdeki bir trend bu probleme gerçekten cevap verebilecek gibi görünüyorsa, odak yalnızca o başlıkta kalmalı. Aynı anda başka trendleri rutine dahil etmek süreci karmaşıklaştırıyor. Cildin verdiği yanıtı okumayı zorlaştırıyor.
Trend bu noktada tek değişken olarak uygulanmalı. Temel bakım adımları sabit tutulmalı. Böylece cildin yeni eklenen içerikle nasıl bir ilişki kurduğu net şekilde gözlemlenebiliyor. Uygulama süresi de önemli. Bir trendi birkaç gün deneyip sonuç almayı beklemek yerine, cilde adapte olabileceği bir zaman tanımak gerekiyor. Bu süreçte asıl rehber sosyal medya popülaritesi ya da vaat dili değil, cildin verdiği tepkiler oluyor. Trendler ancak gerçek bir ihtiyaca cevap verdiğinde ve kontrollü şekilde ele alındığında bakım ritüelinde sağlıklı bir yer bulabiliyor.