Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Tessa van Montfoort'un stil mottosu "fazla giyinmek". Renklerle kurduğu bu özgür alan, kurallardan çok özgüvenle şekilleniyor. Gardırobunda her parça biraz daha fazlasını söylemek istiyor.
Kalabalığın içinde fark edilmemek gibi bir ihtimali baştan reddeden bir stil düşünün. Renklerin birbirine karıştığı, desenlerin çarpışmak yerine birlikte hareket ettiği, her parçanın kendine ait bir sesi olduğu bir dünya… Hollandalı 30 yaşındaki içerik üreticisi, stilist ve iki çocuk annesi Tessa van Montfoort tam olarak bu dünyada yaşıyor. Hayatını modaya adapte etmiyor, modayla birlikte inşa ediyor. Çevresindekiler de bu yaklaşımı aynı doğallıkla benimsiyor: Çocukları Olivia ve Charlie, kendi deyimiyle “küçük moda ortakları”; fotoğrafçısı ise bizzat eşi Bert.

“Eskiden neyi sevdiğimi tam olarak bilmiyordum” diye anlatmaya başlıyor stil yolculuğunu. “Anne olduktan sonra insanların ne düşündüğünü önemsememeye başladım. Sanırım o noktada kendimi buldum.” Bu cümle, stilinin de anahtarı. Çünkü bugün gördüğümüz o renkli, iddialı ama aynı zamanda rahat stil, tam olarak bu farkına varma ânının sonucu.

Çocukluğunda başka bir sahne çıkıyor karşımıza. Cumartesi günleri annesiyle yaptıkları şehir gezileri, vitrinler, kumaşlar… “Anneme çok güvenirdim” diyor. Bu güven duygusu bugün kendi çocuklarıyla kurduğu ilişkiye de yansımış durumda. Stilini kişisel alanından çıkarıp paylaşılan bir deneyime dönüştürüyor.

Yaşadığı şehirden çok seyahatlerin etkilediği bir stil anlayışı var. Farklı ülkelerde insanların nasıl giyindiğini gözlemlemek en büyük ilham kaynaklarından biri. Ama bu ilhamı bire bir kopyalamak yerine kendi filtresinden geçiriyor. Sonuç her zaman kişisel, her zaman biraz beklenmedik…

Stilini üç kelimeyle tanımlamasını istediğimde verdiği cevap oldukça net: renkli, feminen ve rahat. Bu üçlü, onun tüm kombinlerinin temelini oluşturuyor. Renkler ve desenler ne kadar iddialı olursa olsun, konfor her zaman merkezde. Çünkü iyi görünmenin, iyi hissetmeden mümkün olmadığına inanıyor. Giyinme süreci ise düşündüğünüzden daha sistemli. “Her zaman tek bir parçayla başlıyorum. Bir pantolon, ceket ya da bazen sadece bir çift ayakkabı.” Ardından kendi kuralını devreye sokuyor: “Kendime bir renk kuralı koydum. Seçtiğim parçanın etrafında en fazla üç renk kullanıyorum.” Bu yöntem, ilk bakışta spontane görünen kombinlerin aslında ne kadar kontrollü olduğunu gösteriyor.

Alışveriş tarafında modern bir yaklaşım söz konusu. Online platformlar, özellikle de vintage ve pre-loved siteler vazgeçilmezleri. Vestiaire Collective ve The RealReal gibi platformlarda saatler geçirmekten keyif alıyor. Aynı zamanda tam bir ayakkabı tutkunu; özellikle Jimmy Choo söz konusu olduğunda. Gardıro- bunda özel bir yere sahip parçalar ise estetikten öte duygusal değer taşıyor. “İlk Chanel çantam… Onu almak benim için bir hedefti. Her kullandığımda hâlâ aynı heyecanı hissediyorum.” İlk Chanel çantası, Galliano dönemine ait Dior saddle bag’i ya da yıllardır gardırobunun başköşesindeki topukluları… Onun için hepsi birer anı gibi.

Aksesuarlar stilinde tamamlayıcı değil belirleyici. Küpeler, yüzükler, bileklikler… “Onlar olmadan kendimi eksik hissediyorum.” Şapkalar, bandanalar, güneş gözlükleri ve kemerler ise görünümün enerjisini değiştiren son dokunuşlar.
Stil kurallarıyla arası beklenildiği gibi mesafeli: “Mükemmel uyum bana göre değil. Benim için en iyi görünüm, biraz uyumsuz olan.” Bu yüzden desenleri ve renkleri karıştırmak ya da alışılmadık kombinler yapmak normalde riskli görünmesine rağmen, Tessa’nın evreninde stilin ta kendisi. Beklenmedik eşleşmeler, fazla düşünülmemiş gibi duran ama aslında güçlü bir karakter taşıyan kombinler…

Tessa’nın stili fazla düşünmemek üzerine kurulu. Jean, beyaz tişört, kemer, desenli bir ceket ve renkli bir çanta… Bazen iyi bir görünüm bu kadar basit başlayabiliyor. Son noktayı bir görünümü anında feminen ve eğlenceli hale getiren topuklu ayakkabılarla koyuyor daima. Stilinde kusursuzluk aramak anlamsız: “İnsanlara her zaman şunu söylüyorum: Kendiniz olun ve sevdiğiniz şeyi giyin.” Çünkü onun dünyasında stil, kurallarla değil özgüvenle ve biraz da cesaretle şekilleniyor.

- “Topuklu ayakkabı, en basit görünümü bile anında daha glam hale getirir.”
- “Aynı parçayı farklı etekler, pantolonlar ve renk kombinasyonlarıyla yeniden stilize edin.”
- “Kıyafetlerinizi tekrar tekrar giyin; bir jean ya da tişört sayısız farklı şekilde kombinlenebilir.”
- “Tek bir parçayla başlayın ve kombininizi onun etrafında inşa edin.”
- “Desen kullandığınızda görünümünüzü en fazla üç renkle dengeleyin.”
- “Desenleri ve renkleri karıştırmaktan korkmayın; dikkat çekmek stilin bir parçasıdır.”
- “Cesur seçimler yaparken konforu unutmayın; kendinizi iyi hissettiğinizde stiliniz de güçlü görünür.”
