30 Mart 2020

Amorf Hatlarıyla Naturae Sacra

RÖPORTAJ: BERİL TÜRKMEN

Gizem Pirinçciler’in yüksek lisans tezi, endüstriyel tasarımcı arkadaşı Kerem Erhan’ın desteğiyle bir çanta markasına dönüştü. Net olmayan doğal formlardan ilham alıyor, her bir tasarımın özel ve tek olması için çabalıyorlar. Ünü şimdiden Türkiye sınırlarını aşan Naturae Sacra’yı ve izolasyon günlerini kurucularından dinliyoruz.

Naturae Sacra

Kendinizden ve Naturae Sacra’yı kurma hikayenizden bahseder misiniz? Markanın ismi nereden geliyor?  

Güzel sanatlar resim eğitiminden sonra lisans eğitimimi İletişim Tasarımı ve Endüstriyel Tasarım üzerine çift anadal yaparak tamamladım. Ardından Politecnico Di Milano’da master yaptım. “Çağdaş Dönemde Lüks Markalaşma Anlayışı’’ üzerine tez yazarken profesörüm, “Tasarım noktasında da sana güveniyoruz, fikirlerini sana ait ürünler ve bir marka ile bize anlatman daha doğru olabilir” dedi. Bu yorum, markamı kurma fikri için çok sağlam bir başlangıçtı. İtalya’da çalıştığım işten ayrıldım ve kafamda tasarladığım çantaların prototiplerini üretmek üzere İzmir’e döndüm. Gelir gelmez konuyu kendisi de endüstriyel tasarımcı olan ve çok başarılı bir girişimci olduğuna inandığım arkadaşım, şimdiki iş ortağım Kerem Erhan’a anlattım. Proje için birlikte çalışmaya başladık. Naturae Sacra’yı tez sunumumdan da önce resmi olarak kurmuş olduk. Naturae Sacra, Latince’de gizemli ve kutsal demek. Bu ismi kullanmaya karar vermemizin sebebi biyografimizin ilk cümlesindeki yola çıkış amacımızda gizli: Doğada bulunan gizemli formlardan aldığımız ilhamla eşsiz çantalar yaratmak.

Naturae Sacra

Estetik anlayışınızı ve kullandığınız materyalleri göz önüne alarak Naturae Sacra’yı diğerlerinden ayıran nedir?

Tasarımlar, en küçük ayrıntılarda dahi özgünlüğe vurgu yapıyor. Markanın imzası olan ve her biri el işçiliğiyle üretildiğinden bir diğerinden farklı şekillenen reçine saplar, seri üretim tekniklerinin ve kalıplaşmış malzemelerin karşısında durmayı hedefliyor. Her çantanın tıpkı sahibi kadar benzersiz ve özel olması fikri markanın mottosu. Günümüzde aslında tüm endüstrilerde ortak sorun, aynılaşma ve çoklu üretim. Biz, üretim sürecinden başlayarak kullanıcının hislerine etki eden bu değersizleşmeden uzak durmaya çalışıyoruz.

Kısa sürede bilinirlik kazandınız. Naturae Sacra artık global düzlemde tanınan bir marka. Bize bu süreçten ve markanın şu anki konumundan bahseder misiniz? 

Naturae Sacra marka serüveninin başından beri global pazarda nich ve ulaşılabilir lüks segmentte konumlanmayı hedefledi. Tasarımlar, üretim teknikleri, kalite seçimlerimiz, ve fiyat politikamızı bu hedefe uyumlu halde şekillendirdik. Net-A-Porter bu anlamda markaları en iyi şekilde temsil eden pazardaki en güçlü online multi-brand storelardan biri. Başlangıç noktamız Net-A-Porter'nin genç markaları desteklemek amaçlı oluşturduğu Vanguard platformu oldu. Marka, sattığı her bir ürün sonrasında çok doğru tepkiler aldı ve doğru kişiler tarafından organik olarak keşfedilmeye başlandı. Önde gelen dergilerde haberlerimiz yer almaya başladı ve hala büyük bir ilgi ile davam ediyor.  Şu anda markamız Çin, Japonya, Amerika, Avusturya, Italya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ingiltere'deki ünlü lüks mağazalarda konumlanmaya başladı. Gün geçtikçe satış ağımız da genişliyor. Online olarak başladığımız süreçte herhangi bir retail deneyimiz olmamasına rağmen kalite, sürdürülebilirlik, lokal ve el yapımı üretimi destekleyen ideolojimizle, olabilecek en doğru şekilde lüks pazarda konumlanıyor ve kullanıcı gözünde de güvenilir bir yere yerleşiyoruz. 

Bu sebeple, heryerde fazlasıyla ulaşılabilir olmaktansa, marka ideolojimize destek veren doğru yerlerde yavaşça konumlanıyor olmaktan gurur duyuyoruz.  

Naturae Sacra

Peki Corona etkileri işinize nasıl yansıyor? Marka olarak bu konuda neler yapıyorsunuz? 

Bu olumsuz süreci ne yazık ki hepbirlikte yaşıyoruz. Herkes gibi tabi ki de biz de çok etkilendik. Son hızla ve büyük bir keyifle çoğalırken durmak, biraz beklemek zorunda kaldık.  

Çok değil bundan bir ay öncesini düşününce herşeyin ne kadar normal olduğunu hatırlıyor ve şu anın bir simülasyondan fazlası olduğunu hayal etmeden duramıyorum. Bu süreçte dünyanın, doğa ve biyolojik minik bir tehdit karşısındaki çaresizliği, mücadele kapasitesi ve durur hale gelmesi sürreal ve gerçek dışı gibi gelse de, elimizden gelen tek şey süreci kabullenip alışmak. Bana göre en önemlisi üretmeye devam etmek... Yaratıcı süreç ve üretme azminin geleceğe karşı umut taşıyabilmenin tek temel gerekliliği olduğunu düşünüyorum. Ve beni iyileştiren tek şeyin, aynı zamanda markamızı da hayatta tutabilecek tek yolun bu olduğunu söyleyebilirim.

Bu sürecin sonunda, bilinçsiz tüketicinin dahi, dünyaya olan genel bakış açısının değişeceği, bambaşka bir yol arayışına geçeceği kesin. Bu yeni yolun aslında birçoğumuzun çoktan bulmuş olduğu, daha güvenli bir varoluş amacından geçen çoktandır tanıdığımız yol olduğunu düşünüyorum. Daha sağlıklı yaşam, daha kaliteli harcama, güvenilir olanı benimseme, lokal ve küçük olanın yanında durma ve doğaya, evrenimize karşı sorumluluk duygusu ile üreten, var olmaya çalışan dürüst markaların destekçisi olmak gibi…   

20-03/29/naturae-sacra-03-1585495678.jpg

Çok şanslıyız ki, bizim markamız en başından beri fazlasıyla gerçekçi, sürdürülebilir ve alternatif varoluş biçimleri benimseyen bir marka. Yeni düzene nasıl uyum sağlayacağımızdan çok, biz ve bizim gibilerin yeni düzeni yaratacağımıza inanmak istiyorum. 

Bu süreçte tek hedefimiz, bir marka olarak tüm farkındalıklarımıızı daha fazla insana ulaştırabilmek. Kısaca bu ara, insanlara çanta satmaktan çok, neden bizim çantamızı almanın daha ‘’doğru’’ olduğunu hatırlatma zamanı. Bunun için de normalde olduğundan daha da fazla çalışıyoruz. 

 Naturae Sacra

Kişisel olarak evde kalma süreciniz nasıl geçiyor? Günlük rutininizden bahseder misiniz?   

Evde olmayı zaten çok seven ben için, harika! Bu süreçte aslında ertelediğim şeylerin çoğunun kendim ile ilgili olduğunu fark ettim ve biraz daha içe döndüm diyebilirim. Bir türlü düzene oturtamadığım yogaya bahanesiz başladım. Müzik konusunda plak hobimi geliştirmeye, pikapların dilinden daha iyi anlamaya çalışıyorum. Köpeğim Machhi ile fazlasıyla zaman geçirmeye çalışıyorum. Çocukluğumdan beri çok severek yaptığım tek hobime daha da sıkı biçimde geri döndüm; sürekli resim yapıyorum! Kısacası yaratmaya ve üretmeye devam ediyorum. Beni iyileştiren tek şeyin, aynı zamanda markamızı da hayatta tutabilecek tek yolun bu olduğuna eminim. Hatta bu hissi başkaları ile paylaşmak için, tam pr sürecimize denk gelen bu dönemde dünyaca ünlü editörler ve influencerlara birer umut paketi gönderdim. Herkesi bu üretme sürecime ortak etmek ve böylece umutlu hissettirmek için... Bu paketin içinde kendi ilisturasyonlarını, biraz boya, güzel kokular ve müzik buldular. Herkes kendini kendi hayalindeki gibi resmetti. Çünkü dışarıdan gelen küçücük bir paket içe dönmeyi hatırlattı. Tıpkı şu minik organizmanın bize çoktan unuttuğumuz bir çok şeyi hatırlattığı gibi. 

 

ETİKETLER: NATURAE SACRA , GİZEM PİRİNÇCİLER , KEREM ERHAN , #YENİVEYERLİ , ÇANTA , AKSESUAR , TÜRK TASARIMCILAR , GENÇ TASARIMCILAR