Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


2026-27 Sonbahar/Kış Couture Moda Haftaları’nda ayakkabılar başroldeydi. Dior, Chanel ve Schiaparelli’nin heykelsi tasarımları, couture podyumlarının en dikkat çeken trendlerinden oldu.
Haute couture denildiğinde akla ilk olarak kusursuz işçilikle hazırlanan elbiseler geliyor. Ancak 2026-27 Paris Haute Couture Moda Haftası, bu algıyı değiştiren güçlü bir detay sundu: Ayakkabılar. Bu sezon podyumlarda görülen tasarımlar, görünümü tamamlayan aksesuarlar olmanın ötesine geçerek koleksiyonların en yaratıcı parçalarına dönüştü. Heykelsi topuklar, sürreal siluetler ve el işçiliğinin sınırlarını zorlayan detaylar, ayakkabıları adeta giyilebilir sanat eserleri haline getirdi. Couture’ün yaratıcılığı ve zanaati kutlayan ruhu, bu sezonki en güçlü ifadesini ayaklarda buldu.
Jonathan Anderson’ın Dior için hazırladığı ilk couture koleksiyonu, doğadan ilham alan detayları ayakkabılara taşıdı. İnce file stilettolar elde yapılmış hissi veren çiçek aplikeleriyle süslenirken; sandaletlerde tabanın parmakların üzerine doğru uzanarak ayağı sarmasıyla, klasik siluetler yeniden yorumlandı. Ayakkabılar, koleksiyonun romantik atmosferini destekleyen küçük ama etkili heykeller gibiydi.
Matthieu Blazy’nin Chanel için hazırladığı couture koleksiyonu, masalsı atmosferini yalnızca kıyafetlerle değil, ayakkabılarla da tamamladı. Doğadan ilham alan dekorun içinde sunulan koleksiyonda zarif formlar, beklenmedik oranlarla ve ince işçilikle birleşti. Ayakkabılar, görünümü tamamlayan bir detay olmanın ötesine geçerek koleksiyonun en dikkat çekici unsurlarından biri oldu.
Daniel Roseberry’nin Schiaparelli koleksiyonu ise moda ile sanat arasındaki çizgiyi bir kez daha bulanıklaştırdı. Üç boyutlu çıkıntılar, ikinci bir topuk yanılsaması yaratan detaylar ve organik formlar, Elsa Schiaparelli’nin sürrealist mirasını günümüze taşıdı.


















Bu ayakkabıların büyük bölümü mağaza raflarına ulaşmayacak. Zaten amaç da bu değil. Haute couture, modanın en üst düzey zanaatini ve sınırsız hayal gücünü görünür kılan bir alan. Bu yüzden ayakkabılar da işlevsel tasarımlar olmanın ötesine geçerek teknik ustalığı ve yaratıcılığı buluşturan sanat nesnelerine dönüşüyor. Bu sezon tasarımcılar için öncelik üretilebilir olmaktan çok, iz bırakan ve hayranlık uyandıran tasarımlar ortaya koymaktı.
Couture’de gördüğümüz bu heykelsi tasarımların birebir günlük hayata taşınması beklenmese de etkileri kısa sürede hazır giyim koleksiyonlarında hissedilecek. Heykelsi topuklar, üç boyutlu çiçek detayları, beklenmedik siluetler ve ayakkabıyı görünümün odak noktasına taşıyan tasarımlar, önümüzdeki sezonun en dikkat çekici yorumları arasında yer alabilir.


