Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Mea Culpa’nın kurucusu ve kreatif direktörü Buse Albay, heykelsi formlardan Bizans estetiğine, el işçiliğinden kişisel stile uzanan yaratıcı yaklaşımını paylaşıyor.
Benim için bir parçanın geometrisi, hacmi ve bunların birbiriyle kurduğu ilişki çok önemli. Dikkat çekiciliğin ötesinde, tasarımın kendine özgü ifadesi bu bütünlükten doğuyor. Tasarlarken parçanın insanın üzerinde yaratacağı etkiyi de düşünüyorum. Çünkü takı, onu takan kişiyle birlikte hayat buluyor; kişinin duruşu, stili ve onu taşıma biçimi tasarıma yeni bir boyut katıyor. Bence bir parçanın karakteri de bu buluşmayla tamamlanıyor.
Kendi zevkimin dışında tasarım yapmıyorum; ancak hangi parçaların koleksiyona gireceğine karar verirken kişisel beğenimin ötesine geçiyorum. İlk aşamada fikirlerimi sınırlamadan somutlaştırıyorum. Eleme aşamasında ise kişisel beğenimin ötesine geçip parçanın tasarımını, kullanımını ve onu takacak kişiyi değerlendiriyorum. Bu yüzden çizimde ya da üretimde çok sevdiğim bir parçayı bile son aşamada eleyebiliyorum; bir tasarımı sevmem, koleksiyona dahil olması için tek başına yeterli değil.
Bence insanlar takı kullanımında kurallardan uzaklaşıp kendi zevklerine daha fazla alan açıyor. Bunun en belirgin örneği, aynı formun kolye, küpe, bilezik ve yüzükte tekrarlandığı setler yerine farklı parçaları bir araya getirmeleri. Mea Culpa’da da aynı tasarım dilini paylaşan ama farklı formlara sahip parçaların birlikte kullanılmasını önemsiyorum. Böylece herkes hazır bir sete bağlı kalmadan kendi tarzını oluşturabiliyor.

Fotoğraf: Buse Albay
Takı seçimlerinin giderek daha kişisel hale geldiğini düşünüyorum. Güçlü ve iddialı bir parça, kişinin estetik zevkini görünür kılmasının bir yolu olabilir. Bunu tercih eden herkesin aynı tavrı taşıdığını söylemek zor; kimi için günlük stilinin doğal bir parçası, kimi için o günkü ruh halinin bir ifadesi. Bence ortak nokta, kişinin kendine yakın bulduğu bir tasarımla kendini anlatabilmesi.
Bence mücevherin güç, statü ve aidiyetle ilişkisi bugün de devam ediyor. Ancak günümüzde takı kullanımı bu anlamlarla sınırlı kalmıyor; kişinin kendi zevkini ve kimliğini ifade etmesinin de bir yolu haline geliyor. Bu nedenle kişisel anlatımın daha fazla öne çıktığını düşünüyorum. Üstelik bu anlamlar aynı parçada bir araya gelebiliyor; bir takı hem aidiyet göstergesi hem de kişinin kendini ifade etme biçiminin bir parçası olabiliyor.

Günümüzün lüks anlayışının tasarımın özgünlüğüyle ve kendine has bir ifade taşımasıyla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Opulence Now’da Bizans estetiği bu açıdan zengin bir çıkış noktası oldu. Taşların, dokuların ve hacimlerin yarattığı görkem, modern mimari ve geometrik formlarla bir araya geldi. Tarihsel görkemle günümüzün lüks anlayışı arasındaki ilişkiyi, geçmişin zenginliğini farklı bir gözle yorumlama imkânında görüyorum.
İnciler, parçaların üç boyutlu etkisini daha da güçlendirdi. Daha önce ağırlıklı olarak kullanılan küt formlara, incinin yuvarlaklığıyla farklı bir geometri eklendi. Böylece mevcut tasarım dili korunarak hacim ve form açısından yeni bir alan açılmış oldu.
Benim için süreç formla başlıyor. İlk fikri mumla, elde çalışarak oluşturuyorum. Bu oldukça sezgisel bir aşama; form, çalışırken ortaya çıkıyor. Ardından tasarım 3D ortamda geliştiriliyor ve ilk numuneler hazırlanıyor. Numuneleri Kapalıçarşı’daki ustalarımızla birlikte değerlendirerek gerekli değişiklikleri yapıyoruz. Denemeler her zaman istediğimiz sonucu vermeyebiliyor; bazı parçalar yeniden şekillenirken bazılarından bu süreçte vazgeçiyoruz. Son haline karar verilen tasarımlar, Kapalıçarşı’da tamamen el işçiliğiyle üretiliyor.
Mea Culpa’yı tercih eden kişiyi, kendini tanıyan, farklılıklarını sahiplenen ve bunları ifade etmekte özgür hisseden biri olarak görüyorum. Markanın adını seçerken de “benim suçum” ifadesini bu kabulleniş üzerinden düşündüm: “Evet, ben buyum.” İnsanın kendini her yönüyle kabul etmesinin getirdiği özgürlüğün, stiline de yansıdığına inanıyorum. Onu tasarımlarla buluşturan ortak duygu, alışılmışın dışındaki formlarda kendine ait bir ifade bulabilmesi.

Markanın tasarım dilini farklı formlar ve malzemelerle geliştirmeye açığım. Ancak sürecin doğal akışına alan bırakmayı ve yeni fikirleri parçalara dönüştüklerinde paylaşmayı tercih ediyorum.