28 Mart 2022

#VOGUESosyalEtki: Moda Savaşları Durdurabilir Mi?

RÖPORTAJ: CAN REMZİ ERGEN

Moda dünyası son birkaç aydır mavi kare paylaşımlarla kaplandı. Bu paylaşımların adresi ise Instagram’daki @stylenotcom hesabı. Alexandre Mattiussi’den Mathieu Blazy’ye, Jonathan Anderson’dan Marc Jacobs’a endüstrinin önemli tasarımcıları bu hesabı takipte. Bugünlerde Moda’nın Reuters'ı olarak anılan, hümanist moda haberciliğinin peşindeki STYLE NOT COM’un kurucusu Beka Gvishiani ile konuşuyoruz.

 stella McCartney

Sence moda savaşları durdurabilir mi?

Demna (Gvasalia) sunduğu Balenciaga defilesiyle savaşı durduramadı. Ama şu an dünyada olup biten hakkında farkındalık kazandırdı, insanları harekete geçirdi. Pierpaolo Piccioli defilesinde savaşlar hakkında bir konuşma yaptı, Stella McCartney 1963’te yapılmış ve savaşların insanlığa etkisini anlatan bir konuşmayı defilesinde kullandı. Belki bütün bunlar şu an yaşanan durumu daha iyi yapmadı ama insanları konu hakkında düşünmeye ve bazı somut adımları atmaya itti. Moda derken büyük bir endüstriden bahsediyoruz. Dünyadaki birçok ülkede moda ülkenin büyük gelir kaynaklarından birini oluşturuyor. Bu gücü olan bitene cevap vermek için kullanabiliriz. Herkes bu gücü farklı şekilde kullanabilir ve bu farklı yolları bugün ne güzel ki görüyoruz. Moda çevrelerince başlatılan bir konuşma yaratıldığını hep beraber gözlemledik. Büyük bir resmin olduğunu unutmayalım. Belki savaşı kolayca durduramayız ama ilk adım olarak insanların içinde yaşadığı izole kutucuklardan çıkmasını sağlayabiliriz. Biliyoruz ki özellikle de moda dünyası için bu durum çok geçerli olabiliyor. Milyonlarca takipçisi olan influencer’ların şu an içinden geçtiğimiz süreçlere dahil olmasının avantajlarını görmek gerekiyor. Sadece süreci konuşmak için değil şu an krizden etkilenen insanlara yardım etmek için fırsatlar yaratmak da bunun bir parçası. Bugün iş yapan çoğu tasarımcı savaş kavramını sadece okuduğu kitaplardan biliyor ve bunu değiştirmek bile önemli. Şu an yaşanan kriz moda haftası ile bu kadar üst üste gelmeseydi ne olurdu onu da düşünmek lazım. Moda haftası boyunca İnsanlar bana savaşta olmanın ne demek olduğunu sordu. Çünkü ben de Gürcistan’da benzer bir durumu deneyimlemiştim. Şimdi ne yazık ki bu krizin Avrupa’da yaşanıyor olması ve moda dünyasının kalbine olan bu fiziksel yakınlık insanların durum hakkında daha farklı hissetmesini sağladı. 

Balenciaga defilesine referans verdin, peki dünyada yankı bulan defile sence ne hakkındaydı?

Son güne kadar Balenciaga defilesi iptal edilecek mi diye bekledik. Kapkaranlık defile mekanına girdiğimizde 600 adet sandalyenin üzerinde Ukrayna bayraklarının olduğu t-shirt’ler vardı. Demna defileye 90’lardan Ukrayna hakkındaki bir şiirle başladı, Ukraynaca. Defile modellerin yürüyebilmek için savaştığı bir düzende gerçekleşti. Cam bir fanusun içinde, düşük bir hava sıcaklığında modeller rüzgara karşı yürümeye çalışıyordu. Biz defile davetlileri de bir televizyon izlermiş gibi modelleri o kıyafetleri sergilerken izliyorduk. Biz onların fotoğraflarını çekiyorduk. Aslında bu şu an günümüzde olan şeydi. Şu an yaşanan durumun bir benzeri. Bizden 2 saat uzakta bir savaş yaşanırken biz bu defileyi izleyip sosyal medyaya içerik oluşturuyorduk. Ama bir fark vardı; bu sefer burada 600 kişi aynı anda ağlıyordu. Bu yeterli mi? İlla ki değil ama insanlara istersek neler yapabileceğimizi göstermek için bir hatırlatma. Bu defile insanlara modanın gücünü hatırlatttı. Bu iyi bir başlangıç ve kesinlikle bir pazarlama çalışması değil. Demna sahne arkasında bana "Ben her zaman bir mülteciyim ve öyle kalacağım." dedi. Kendisi de bunu yaşamıştı. Defileyi son dakikaya kadar iptal etmeyi düşünmüş ama iptal etmek durumu kabul etmek olacağından devam etmeyi seçmiş, “Eğer iptal etseydim savaş yüzünden bir başka eylemim daha hayata geçememiş olacaktı.” dedi.  

Style Not Com nasıl başladı?

Bu bir ihtiyaçtan doğdu çünkü gerçekten daha fazlasını yazmaya vaktim yoktu. 10 yıldır moda endüstrisinde çalışıyorum ve bir dergi koleksiyoneriyim ki arasında bolca Vogue Türkiye sayılarım da var. Blogum vardı ve her zaman habercilikle ilgili ve de başlıklar hakkında heyecanlıydım. Style.com kapandığı için çok üzgündüm. Platformun ismi Style.com'a referans veriyor ama Style not Com, çünkü benim sayfam stil hakkında olmakla beraber aslında tam olarak da değil, daha çok teknik bilgiler veriyor, yani hem stil hakkında, hem de değil. Style.com Tim Blanks ve Nicole Phelps gibi harika moda yazarlarının platformuydu, ve ona referans verdim. İkinci ilham noktam ki paylaşımların mavi rengi oradan geliyor: Colette. Artık olmayan bu mağaza benim için Paris’in ikonik mekanlarından biriydi. Bütün bunlarla birlikte benim olmadığı kadar insanların da okumaya zamanı olmadığını son zamanlarda daha iyi anladım. Bir gün “Paris Fransa’nın başkentidir.” şeklinde bir post gördüm ve bunun basitliği ve doğruluğu beni çok heyecanlandırdı. Fikri görsel olarak nasıl hayata geçireceğimi düşünüyordum. Photoshop olarak yapsam hep bir yere bağımlı olmam gerekiyordu, o yüzden mobil bir çözüm bulmam gerekiyordu. Mobil ve hızlı. Endüstriye dair detayları hızlı bir şekilde verebileceğim bir mecra. Mesela bir Haute Couture elbisesini yapmak kaç saat sürüyor gibi detaylarla ilgileniyorum. Bottega Veneta’nın bir kişinin ismi değil Venedik’te bir dükkan olduğu bilgisini paylaşmak ilgimi çekti ve gördüm ki insanların da ilgisini çekiyor. Bu yeni bir habercilik yöntemi değil ve ben hala basılı dergi alıyorum ama bu yeni gerçeğin de farkındayım. Ama bir anda bu ilgiyi görmek mutlu ediyor. İyi şeyler çok da planlamadan oluyor. Sesim için doğru kanalı buldum. Her şey hızlı ilerliyor bunun farkında olalım. Tasarımcılar da koleksiyondan koleksiyona koşuyor ve zamanları yok. Bana gelip “hızlıca açıp olan bitene senin sayende bakıyoruz” demeleri önemli bir gösterge. Bütün bunların ötesinde ben ve platformum toksik değiliz. Bütün bu tasarımcıların her şeyini seviyor musun diyorlar, hayır sevdiğim noktalarını paylaşıyorum diyorum. İyi olana odaklanmak ve iyiyi çıkarmak önemli. İşin arkasında günün sonunda bir insan var. Bir emek var bütün bu görünenin ardında. İnsanlar toksik bir haberciliğin olmadığını görmenin kendilerine iyi geldiğini söylediler. Kabul edelim hepimiz yorulduk. Negatiflikten yorulduk. Kabul edelim büyük bir endüstriden bahsediyoruz ve bu endüstri dünya için çok daha fazlasını yapabilir. İnsanlar bazen paylaştıklarımda yazım hataları olduğunu söylüyor ama  bunun da bir önemi yok çünkü benim kimseye karşı böyle bir sorumluluğum yok. Doğal ve gerçek bir haberciliğin peşindeyim.

ETİKETLER: #VOGUESOSYALETKİ , SOSYAL ETKİ , DEMNA GVASALİA , BALENCİAGA