MODA
MODA

18 Haziran 2022

Zamanın Ritmi

YAZI: GÜNEŞ UYSALEFE

Tag Heuer

Dune için bestelediği film müzikleriyle ikinci defa Oscar’a layık görülmesinden bir hafta sonra Hans Zimmer, Cenevre’de özel bir konser için IWC misafirleri karşısında sahnedeydi. The Lion King’den Interstellar’a ruha işleyen ezgileri renkli orkestrasıyla sergilemeden önce yaptığı konuşmada düşündürücü bir ifade kullandı ve zamanın eşitleyici bir göreve sahip olduğunu söyledi. Bazı günler diğerlerinden daha uzun gelse de, kimileri yıllardan daha az etkilenmiş görünse de, gerçekten de zaman tarafından herkes aynı muameleyi görüyor. Farklılık gösteren tek bir şey var, o da eldeki zamanla ne yapıldığı. İşte, Salon International de la Haute Horlogerie ve Basel saat fuarları güçlerini birleştirerek Watches & Wonders adıyla geçtiğimiz ay düzenlendiğinde, markaların geçen yılki dijital edisyondan bu yana neler yaptıklarını keşfetme fırsatı doğdu. Salgının sakinlemesiyle fuarın online edisyonu görevini yeniden yüz yüze formata devretse de dijital düzenin İsviçreli zanaat dünyasında yer edindiği ilk öne çıkan gerçekti. Pantone’ye tescil ettirdiği Tahoe Gölü beyazı ve Woodland yeşili tonlardaki kronograf Top Gun saatleri ve seramik ile titanyum alaşımı kendi icadı Ceratanium malzemesinde yorumladığı yeni boylardaki modelleri kadar 2022, IWC’nin mimar Hani Rashid tasarımı bir dijital platform ve Arianee ortaklığında hazırlanan NFT’ler ile Metaverse’e girişini duyurduğu yıl oldu. Benzer bir yaklaşımla Baume & Mercier virtual try-on ile saatlerini filtreler üzerinden deneme hizmetini getirdiğini paylaşırken, Tag Heuer akıllı lüks saati Connected’a kattığı türlü wellness ve spor odaklı özellikleri, yeni ekran görünümlerini ve 42 mm’lik yeni boy kasa versiyonlarını sergiliyordu. Watches & Wonders’da yeni dünya düzenine ait başka emareler de vardı. Yine Tag Heuer’den devam edersek, CEO koltuğunda henüz iki yılını doldurmamış olan 27 yaşındaki genç Frédéric Arnault, laboratuvar üretimi pırlantaların avangard bir stilde kullanıldığı Carrera Plasma ile saat endüstrisine cüretkarlık aşılamak için çıkageldiğinin altını çizer gibiydi. Karbon ayak izini minimuma çeken Oris ise atık plastik pet şişelerin ileri dönüştürülmesiyle hazırlanan renkli kadranlı Aquis Date Upcycle ile dikkat çekiyordu.

Tag Heuer

Yenilikçi olmak her zaman trendlere uymak anlamına gelmiyor; henüz laboratuvar üretimi pırlantaların doğa dostu olup olmadıkları ya da gündemi meşgul etse de Metaverse’ün geçerliliği kesinlik kazanmış değil. Ancak ileri teknolojiyi zanaata entegre etmenin başka yolları da var. Cartier, kare formlu bir kasayı spiral düzende pırlantaların çerçevelediği yeni saat modeli Coussin için 3D printing yöntemiyle özel edisyonlar hazırlamıştı. Değerli taşların temasla beraber pofuduk bir şekilde hareketlendiği bu limitli sayıdaki versiyonlar, koleksiyonun Fransızca’da “yastık” anlamına gelen isminin hakkını veriyordu. Cartier sanki hiçbir tabunun yıkılamaz olmadığını kanıtlamak için fuara katılmış gibiydi ve buna kendi yarattıkları da dâhildi. 1967 doğumlu kült Crash saatini bu yıl mavi tonlarda kedigil desenlerde mine işçiliği ve pırlantalar ile yorumlayarak ikonoklast iddiasını ortaya koyarken, 1930’lardan bir tasarımını Libre serisine eklemek için arşivlerinden çekip çıkarmıştı. Değerli taşlarla süslü üçgen formlu parçaların dizildiği bu üç boyutlu bilezik-saat, kendi etrafında elastik bir şekilde çevrilebilen farklı yüzeylerini ayrı ayrı sergileme özelliğiyle donatılmıştı. Yıldönümleri ise saat fuarlarının olmazsa olmazıdır. Cartier, üretimine bir süredir ara verdiği Tank Chinoise modelinin 100. yaşını skeleton mekanizma dâhil olmak üzere limitli sayıda tasarımlarda güncellerken, Vacheron Constantin 1977 yılında markanın 222. yaşını kutlamak için lanse ettiği Historiques 222 modelini 2022 şerefine güncelleyerek hem koleksiyonerleri sevindirdi, hem de hiç şüphesiz yeni hayranlar kazanmayı başardı. 

Tag Heuer

Bazı markalar özellikle erkeklere yönelik gadget mantığında hazırlanmış, adeta kendi minyatür evreninde otantik kurallara sahip oyun benzeri saatler hazırlamalarıyla meşhurdur – tıpkı Ulysse Nardin gibi. Watches & Wonders’da bu yıl Van Cleef & Arpels, kadınlar için benzer bir felsefeyle hazırladığı Lady Arpels Heures Florales saatleriyle karşımıza çıktı. 18. yüzyılda İsveçli botanikçi Carl von Linné, çiçeklerin belli saatlerde açılıp kapanarak saati söylediği bir bahçenin hayalini kurmuştu. İşte bu fikirden yola çıkan marka, kadranındaki minyatür boyama çiçeklerin farklı sekanslarla açılıp kapanarak, her saat başı farklı aranjmanlar sergileyen sürprizlerle dolu bu modelleri tasarlamıştı. Rolex ise yeni GMT-Master II için sola yerleştirdiği saat pimi ve tarih göstergesiyle ilk defa solak bir kasa çalışmış, ikonik Day-Date’i ilk defa platin ile hazırlamış ve Air-King modeline güncel bir görünüm kazandırarak yeni bir hit yaratmıştı. Fuar katılımcıları arasında teknik rekabet ve inovasyon iddiası öylesine çekişmeliydi ki, bazıları kusursuz işçilik ve albenilerine rağmen gölgede kalabiliyordu. Hermès, değerli arşivlerinden iki farklı eşarp desenini geri dönüşüme uğratmıştı; biri ipek ipliklerin saatlerce işlenmesiyle egzotik bir tukanı, diğeri minyatür boyama ile çocuksu bir motifi resmediyordu. Chanel ise kurucusu Gabrielle “Coco” Chanel’i bir pop ikon olarak J12 modellerde yorumlamış, secret watch geleneğini sürdüren farklı kumaş ve işlemelerle süslü Mademoiselle Privé Bouton serisi hazırlamıştı. Neyse ki bu iki moda asıllı markanın estetiğin ötesine giden ve saatteki iddialarını kanıtlayabilen çalışmaları da vardı. Kadranı üzerinde kendi yörüngesinde hareket eden world-timer göstergeli Arceau Le temps voyageur ile Hermès; dev bir pırlantanın merkezine yerleştiği ilk in-house flying tourbillon mekanizmasını taşıyan J12 Diamond Tourbillon ile Chanel, Watches & Wonders’daki devler arasındaki yerlerini sağlamlaştırabildi.  

Chopard’ın değerli zanaat işçilikleriyle kadranlarını süslediği hareketli pırlantalı Happy Sport Métiers d’Art serisi, Piaget’nin 250 adet farklı kesim pırlantayı 175 saatte ustalıkla hizaladığı Limelight Gala High Jewellery modeli, A. Lange & Söhne’nin ilk defa titanyumdan hazırladığı Odysseus koleksiyonu, Montblanc’ın buzul deniz görünümünü 0.5 mm’lik yükseklikteki kadranında yansıttığı yeni Iced Sea dalış özellikli saati... Zamanı Oscar’lık performanslarla orkestra eden saat ustalarının Watches & Wonders’daki eserlerini, Cenevre’deki bir sonraki randevuya dek ilginç detayları ve hikayeleriyle keşfetmek dileğiyle. 

ETİKETLER: MÜCEVHER , SAAT , WATCHES AND WONDERS