Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Moda bazen en iyi halini kendisiyle dalga geçtiğinde bulur.
Yüksek moda söz konusu olduğunda “eğlence” kelimesi farklı anlamlar taşıyabilir. Mazide yolculuğa çıkarsak topuğu şişirilmiş balonlu stiletto’lardan saçında bigudiyle podyuma fırlayan modellere kadar birçok muzip moda anını hatırlarız. Elbette zarafet, sofistike, cool gibi kavramlar hâlâ geçerli fakat 2026 İlkbahar/Yaz sezonu bu duruma el atıyor. Tasarımcılar sanki kolektif bir karar almış gibi gardıroplarımıza hafiflik, biraz oyun ve bol miktarda mizah eklemeye karar vermiş durumda.

Fotoğraf: Issey Miyake
Koleksiyonlardaki ironik detaylar, abartılı aksesuarlar ve küçük şakalar öne çıkıyor. Bunda Z kuşağının etkisi büyük. Genç tüketicilerin önemli bir bölümü mizah anlayışını yansıtan markalara daha fazla yakınlık duyuyor. TikTok ve Instagram sayesinde moda artık yalnızca güzel görünmekle ilgili değil; aynı zamanda eğlenceli bir hikaye anlatıyor. Vişne şeklinde bir küpe ya da kolaj tekniğiyle süslenmiş bir ceket Z kuşağının estetik dünyasında tamamen doğal ve giyilebilir parçalar klasmanında yer alıyor. Trend ajansı WGSN’nin de altını çizdiği gibi, sezonun en dikkat çekici eğilimlerinden biri “ciddiyetsizliğin içerisinde estetiği aramak.”

Fotoğraf: Chanel
Moda ile mizah arasındaki bu atışma, sanat tarihinin modern döneminde ortaya çıktı. Marcel Duchamp ve Dadaist hareket o zamana kadar yerleşmiş tüm estetik değerleri yıkarak yaratıcı sürecin anlamıyla ilişkilendirilen dogmaları sorgulamayı amaçladı. Mizahın yüksek modaya gelişi ise onların mirasçıları olan sürrealist sanatçılar aracılığıyla 1930’ların sonu ve 1940’ların başında Elsa Schiaparelli’nin tasarımları sayesinde gerçekleşti. Giyimdeki katı güzellik ideallerine meydan okuyan tasarımcı; moda ile sanat arasındaki diyaloğu öne çıkaran parçalar tasarladı -bunun en büyük örneği Salvador Dalí’nin elbisenin üzerindeki ıstakoz motifini boyadığı Lobster Dress. Bu muzip hava artık sadece dikkat çekmek için kullanılan bir strateji olmaktan çıkıp bazı büyük modaevlerinin DNA’sındaki temel genlerden biri haline gelmişti. 1980’lerde Franco Moschino bu mirası başka bir seviyeye taşıdı. Jeremy Scott ise 2013 ile 2023 yılları arasında modayı adeta kendi oyun alanına dönüştürdü. İtalyan modaevinin zirve döneminde tasarımcı, eğlenceli öneriler ve tematik koleksiyonlar sundu. Tasarımcı Jonathan Anderson, bireysel markası JW Anderson’da abartılı ve satirik stili daha keskin ve zeki bir biçimde yansıtan, sanattan, sinemadan ve mimariden de ilham alan parçalar tasarladı.

Fotoğaf: Dior
2026 İlkbahar/Yaz sezonunun mizahi yansımaları aslında bu geleneğin güncel bir yorumu. Dünya son birkaç yılda ekonomik krizlerden politik gerilimlere pek çok sınavdan geçti. Belki tam da bu yüzden moda, bir kaçış alanı olarak yeniden mizaha sarılmış durumda. Bu ruh hali podyumlarda oldukça somut biçimde kendini gösterdi. Ashley Williams’ın, üzerine anime figürler işlediği tasarımları adeta bir çizgi film dünyasından çıkmış gibiydi. Sandy Liang yeni koleksiyonuyla izleyicileri bir oyuncak evine davet etti. Dior, Khaite ve Chloè gibi modaevleri danteller, fırfırlar, köşeli şapkalar ve militer ceketlerle hınzır kombinasyonlar yaratarak korsan estetiğine övgü sundu. Dries Van Noten, Valentino ve Jacquemus cesur renkler, illüzyon yaratacak baskılar ve oversize siluetlerle podyumu sirke dönüştüren görünümler yarattı. Rabanne ve Balenciaga’nın neredeyse yüzü tamamen kaplayan kelebek şeklindeki güneş gözlükleri sezonun en neşeli aksesuarları arasında yerini aldı. Versace’de birbiriyle konuşmaması gereken desenler yan yana geldi; tamamlayıcı görevindeki abartılı aksesuarlar neredeyse sahne kostümlerini andırdı. Kombinasyonlar tüm bu karmaşanın içinde ironik bir zarafet taşıyordu. Sezonun en neşeli mikro trendi ise ponponlar oldu. Area ve Luar gibi modaevleri ponponları yüksek moda evrenine taşıdı. Minimalist siyah elbiselerin ucundan sarkan püsküller ve metalik ponpon çantalar podyuma yüksek dozda enerji kattı. Chanel’in püsküllü şapkaları mizahın tasarımla birleştiğinde son derece şık görünümler yaratabileceğinin kanıtıydı.