15 Haziran 2019

Vahşi Hayatla Yakınlaşma

YAZI: SEDA DOMANİÇ

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

Dünyanın en büyük ve en eski vahşi yaşam alanlarından biri olan Kruger Ulusal Parkı’nın batı sınırında bulunan Thornybush Game Reserve, hem yüksek koruma altındaki doğal çeşitliliği hem de içinde yeni açılan The Farmstead at the Royal Malewane ile keşfedilmeye değer özel bir safari deneyimi sunuyor.

“Kilo konusuna gelmeden, önce şeklini konuşmalıyız.” Parmağını sallayarak, benim sert kapaklı büyük valizime işaret eden Federal Air yer görevlisini ikna etmem çok mümkün görünmüyor. Kafamı kaldırıp biraz ilerideki, bizi Royal Malewane’a götürecek küçük mavi uçağı görünce bana neden çıkıştığını daha iyi anlıyorum. Çaresiz, verdikleri el çantasına yanımda olması gereken elzem eşyaları koyuyorum ve Johannesburg’a döndüğümde birbirimize yeniden kavuşmak üzere valizimle vedalaşıyorum. Güney Afrika’ya safariye gelecekler için ders 101: Yanınıza yumuşak dokulu bir çanta alın. İçine keten bir iki ceket ve pantolon, soğuk gece ve sabahlar için koruyucu bir mont, öğle araları havuz başı için mayo, şapka ve güneş gözlüğü koyun. Tabii bir de savanlarda yürüyüş için sağlam bir bot. Daha fazla eşyaya ihtiyacınız olacağını hiç sanmıyorum.

Bir Vogue editörü olarak konuya kıyafetlerden girmiş olmamı doğal karşılayacağınızı umuyorum. Zaten bu yazıyı da iflah olmaz bir şehir kadınının vahşi hayatla imtihanı filtresinden geçirerek okumanızı rica ediyorum. Gördüğüm ve birçoğunun ismini ilk kez duyduğum hayvan ve bitkilerin Türkçelerini bulmak için ciddi çaba sarfettim ama yeterli olmamış olabilir, şimdiden Nat Geo severlerden özür diliyorum. Aslında bu benim ilk safarim değil. Yirmi dört yıl önce Kenya ve Tanzanya arasındaki Serengeti Ulusal Parkı’nda bir hafta geçirmiştim. Ama o zaman genç ve umursamazdım, çevremde uçan kanatlı böceklere de kayıtsızdım. O sayılmaz.

Beni tatlı tatlı terleten, orta derece türbulanslı ve yeşilin her tonu manzaralı bir yolculuk sonrası inişe geçiyoruz. Daha alçalırken gördüğüm bizon sürüsünün heyecanıyla uçaktan inmek için acele ederken, pilot bizim ‘durağa’ henüz gelmediğimizi söylüyor. “Lodge hopping” tabirini, yani farklı kamplar arasında yolcu indirip bindiren dolmuş uçakla yaşadığınız tecrübeye verilen adı, ilk orada öğreniyorum. Safari ders 102.

Bizim varış noktamız, dünyanın en büyük ve en eski vahşi yaşam alanlarından biri olan Kruger Ulusal Parkı’nın batı sınırında bulunan Thornybush Game Reserve. Yüz ölçümü İsrail büyüklüğündeki Kruger Parkı, Güney Afrika, Mozambik ve Zimbabve arasında sonsuz bir ufukta uzanıyor. İki sene önce alınan kararla, ulusal park ve çevresinde bulunan özel oyun rezervleri arasındaki çitler kaldırılmış, vahşi hayatın hareket alanı genişletilmiş. Çitlerin kalkmasının ardında çevreci ve yasadışı avcılığa karşı nedenler de var; o konuya sonra döneceğim.

safari

İnişte bizi, üç gün boyunca rehberimiz olacak, sonu gelmeyen sorularımıza büyük sabır ve ilgiyle cevap verecek Nicola Bargiacchi karşılıyor. Nicola, Güney Afrika seyahatim boyunca beni en çok etkileyen karakterlerden biri. İlk başta şunu söylemeliyim: Tüm bu safari deneyimi, oldukça erkek egemen bir düzen üzerine kurulu. Nicola ise Afrika’nın güneyindeki tek kadın SKSDG (Special Knowledge and Skills Dangerous Games) ehliyetli rehber ve sürücü. Bu yola girmek isteyenler, seneler süren çok ağır eğitimlerden geçiyor. Örneğin Royal Malewane’ın yürüttüğü eğitim programında iki sene boyunca savanların ortasında tek başına bir çadırda yaşamanız ve en az on sene tecrübesi olan bir ustadan hayvan davranışları, bitki örtüsünün özellikleri, korunma gibi birçok konuda ‘el almanız’ gerekiyor. Daha sonra sınavlardan geçerseniz altı hafta aralıksız çalışıp iki hafta dinlendiğiniz bir maraton sizi bekliyor. Dolayısıyla bu süreç tam bir evrim mantığıyla işliyor: Sadece en güçlü olan yaşamını sürdürebiliyor. Nicola’nın karşılaştığı zorluklar sadece eğitim süreci ile de sınırlı kalmamış. Safaride vahşi hayvanların izini sürmek bir ekip işi. Birkaç sene öncesine kadar eşleştirildiği erkek rehber ve iz sürücüler, hep sudan bahanelerle onun takımdan ayrılmasını talep etmiş. Ta ki, Mozambikli Bennett ile karşılaşıncaya kadar.

safari

İşte Bennett, benim de buradaki ikinci kahramanım. Otuz iki sene önce Mozambik’teki iç savaştan kaçabilmek için iki çocuğu ve karısıyla birlikte Kruger Parkı’nı yürüyerek geçip Güney Afrika’ya sığınmış. Parkı geçmek derken, bahsettiğim alanın kuzeyden güneye uzunluğunun 352 kilometre, doğudan batıya genişliğinin ise yaklaşık 60 kilometre olduğunu ve içinde neredeyse doğadaki tüm vahşi hayvanların bulunduğunu hatırlatmalı mıyım? Safari yürüyüşlerimizin birinde, Bennett’a bu yolculukta yanında silahı olup olmadığını sordum. Sadece güldü. “Yürüdük ve hayatta kaldık” diye cevapladı. Oysa biz, kurallara göre bir saatlik oldukça kontrollü bir yürüyüşe bile iki tecrübeli ve silahlı rehber eşliğinde çıkmak zorundayız. Yürüyüşten bahsetmişken, benim de favorimin jeep eşliğinde gerçekleşen oyun sürüşlerinden ziyade, her an her yerden bir şey çıkabilir hissiyle adrenalinin tavan yaptığı yürüyüş safarileri olduğunu not düşmeliyim. Jeep’ten seyrederken oldukça sevimli görünen zürafalar bile, bir anda kendinizi dört tanesinin arasında hem de siz yerle aynı hizadayken bulduğunuzda biraz  tehditkar duruyor. Yanımızda silahlı rehberler olmasa o ‘biraz’ tanımlamasını ‘oldukça’ ile değiştireceğimi sanırım söylememe gerek yok. Bir de silah konusu açılmışken bir mevzunun altını çizeyim: Nicola’nın dediğine göre bir hayvana silah doğrultmanızı gerektirecek bir durumda kalırsanız, bu neredeyse yüzde yüz sizin hatanızdır. Hayvanlar kendi alanlarına şuursuzca girilmedikçe size saldırmaz; ama tabii ki onları tanımanız, huylarını iyi bilmeniz gerekir. Aslında ikna oldum, ama yine de yürürken bir leoparla karşılaşmak istemiyorum! 

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

The Farmstead at the Royal Malewane, Mayıs ayında bizimle birlikte ilk misa rlerini ağırladı. Kendi özel salonu, yemek odası, şe bulunan Farmhouse villasında 54 m2’lik yatak odaları verandaya ve havuza açılıyor.

Safari boyunca neler gördüğüme gelince: Amarula ağaçlarının dallarını hunharca koparıp, yiyip yiyip doyamayan oyuncu filler. Sürekli uyuklayan, dolayısıyla bana pek de heybetli gelmeyen bir aslan sürüsü. Game of Thrones entrikalarını aratmayan av peşindeki kurnaz bir leopar. Sevişmekte pek de becerikli olmayan bizonlar. Bir akrobat gibi iki boy yükseğe sıçrayan impalalar, nyala’lar, kudu’lar. Her an sudan çıkıp, iki ton ağırlığındaki vücutlarıyla bize gösteri yapmalarını nafile beklediğimiz dört su aygırı. Bolca zebra, zürafa ve maymun. Thornybush Game Reserve’de aynı zamanda 313 farklı kuş çeşidi de yaşıyor, ancak onların adlarını ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Neyi görmediğimi sorarsanız; yırtıcı yaban köpekleri ve lekeli sırtlan. Neyse, Allah kimseyi kötülerle karşılaştırmasın!

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

Bu arada adını ilk kez duyduğum bir hayvandan ayrıca bahsetmek istiyorum, çünkü bu hayvan neredeyse arkadaşlarımla benim aramı açacaktı: Pangolin, evet doğru duydunuz penguen değil, pangolin. Aslında sürüngene benzeyen ama karıncayiyen türünde pullu bir memeli olan pangolin, dünyada yasa dışı ticareti en çok yapılan hayvan olarak ünlenmiş. On iki yıldır her gün, bu oyun rezervinde sürüşe çıkan Nicola bile bunlardan bugüne kadar sadece dört tane görmüş; kırk iki yıldır her sene safariye gelen Nicky ise daha önce hiç rastlamamış. Benimse ilk gün karşıma çıktığından konunun önemine çok da vâkıf değildim. Pangolin’ler etrafta bir tehdit hissettikleri an kapalı, kabuklu bir top haline dönüşüp hareketsiz yatıyorlar. Meraklı bakışlarımızla hepimiz başına toplanınca Nicola, onun yeniden hareketlenmesi için sessizce beklememizi söyledi. Yaklaşık 25 dakikalık tıp oyunu gibi bir bekleyiş sonrası pangolin yavaşça hareket etti. Heyecanımız doruktayken, bir anda benim suratıma anlamadığım bir şey çarptı. Sadece bir kez değil, sonra boynuma yüzüme birkaç kez daha çarptı. Ben can havliyle bu uçan böcekten kurtulmaya çalışırken, pangolin’in yüzünü görme umudumuz da hızla tükendi. Bir böcek yüzünden, hem bu nadir hayvanın küçük sevimli yüzünden ve kırmızı bir yılan gibi uzayan dilinden mahrum kaldım, hem de bu şehirli kadını buraya kim getirdi bakışlarına maruz kaldım. Ertesi gün karşımıza çıkan warthog denen bir Afrika yaban domuzunu da, hareketsiz duramamam sebebiyle ürkütüp kaçırmamla safarideki popülerliğim son buldu.

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

Bu seyahati benim için özel yapan son hayvan ise gergedanlar. Gergedanların yüzde 74’ü Güney Afrika’da yaşıyor ve soyları tükenmek üzere. Vietnam’da gergedan boynuzuna sahip olmak ciddi bir statü sembolü. Çin’de ise geleneksel tıbbın eşsiz sayılan malzemelerinden; gramı altın ve kokainden çok daha pahalı. Eğer yasa  dışı avcılık bu boyutta ilerlerse, gergedanlar 2025 yılında bir daha hiç görünmemek üzere aramızdan ayrılacaklar. Royal Malewane’ın çevredeki en büyük su havzalarından birinin hemen yanı başına konumlanmış yemek odasında, bu ünlü safari kampının kurucusu ve senelerdir yasa dışı avlanmaya karşı çalışan Phil Biden’a art arda sorular soruyorum. En sonunda bana, “Askerleri değil, generalleri yakalamadıkça tüm çabalarımız nafile” diyor. Peki kim bu generaller ve neden yakalanamıyorlar?

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

Siz villanızın havuzunda yüzerken bir fil ya da kudu’nun buradan su içmesi mümkün. The Farmstead’in ana yemek salonundaki şef Brandon Souris’in servis kapısı, vintage bir Kuzey Afrika banka veznesinden dönüştürülmüş.

safari  

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

“Silah, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı mafyası kimse, aynı kişiler. Tek çare, Çin ve Vietnam hükümetlerinin gergedan boynuzu kullanımını ve ticaretini tamamen yasaklamaları.”

Yine de Royal Malewane’da çalışan herkes bu konuda elinden geleni yapıyor; GKAP ve GKEPF adı verilen iki özel tim, ranger’lar ve eğitimli köpekler neredeyse 24 saat nöbet tutuyor. Çocukluğundan beri bu kampta büyümüş, Güney Afrika’da sadece dört kişiye verilen ‘master tracker’ unvanına sahip Juan’ın avcılara karşı maceralarını dinleyince, bu mücadeleden kolay kolay vazgeçmeyeceklerine inanıyorum.

safari

Fotoğraf: Royal Malewane Arşivi, Seda Domaniç Sökmen

Phil Biden, yasa dışı avcılığa direniş konusunda ne kadar ısrarlı ise eşi ve The Royal Portfolio olarak anılan otel zincirinin ana yaratıcısı Liz Biden da Güney Afrika’nın kendine özgü kültürünü ve sanatını koruma konusunda bir o kadar hassas. Bu ay kapılarını açan The Farmstead at the Royal Malewane için Cape Town ve Johannesburg’daki çağdaş Afrikalı sanatçıların eserlerini taşıyan birçok galeriyi gezip, buradaki parçaları elleriyle seçmiş Liz. The Farmstead’in kolonyal renk paletinden biraz uzak duran sıcak ve sofistike dekorasyonuna Ardmore ve Clarke & Clarke’ın kumaşları da apayrı bir hava katmış. The Farmstead ile ilgili benim kişisel favorimi sorarsanız; tepeden yere kadar sarkan bir cibinliğin altında hayatımda yattığım en rahat yatak ve onu daha da yumuşak kılan bembeyaz pürüzsüz keten çarşaflar, derim. Son gece, bir on yıl daha göremeyeceğimiz mavi ayın ışığında huzur içinde uyurken, bir sonraki Afrika seyahatimi rüyamda görmeye başlamıştım bile. İnsanın evi gibi olmaz derler ama ne yalan söyleyeyim, bu yatak benimkinden güzel!

ETİKETLER: SAFARİ , SEYAHAT , VOGUEİNSTAGRAM