20 Mayıs 2014

Şehir benim

 

Sabah 8’de Nissan Qashqai ile geçireceğim gün için uyandım. Hazırlandım ve Nişantaşı House Caféye doğru yola koyuldum. Güzel ve hızlı bir kahvaltı sonrasında göz alıcı mavi renkli bir Qashqai bana teslim edildi ve rehberimiz Saffet Emre Tonguç önderliğinde Nişantaşından Emirgan’a doğru yolculuğa çıktık.

 

Bilenler için kısa bir yolculuk hattı bu belki... Oysa tarihi, yaşanmışlıkları, bu semtler arası ziyareti yaparken aştığımız kilometrelerin kat be katı… Boğaza vardığımızda neredeyse her gün geçtiğim, senelerdir içinde bulunduğum İstanbul’un bu köşelerine dair bilmediğim ne çok şey varmış diye düşündüm. İlk durağımız Bebek Badem Ezmecisi’ydi. Bebek parkında yürüyüşe çıkmadan önce biraz enerji depolamak gerek dedik, taze badem ezmelerini mideye indirdik. Bebek parkından boğaz semasına bakarak, elbette biraz da emlak dedikodusu yaparak bir sonraki rotamız olan Karaköy’e doğru yola koyulduk. Benim de dahil olduğum sekiz Qashqai konvoyu, doğrusu trafikte oldukça ilgi çekiyorduk….

 

 

Karaköyde  Art Sümer Galeri’de Gökçe Er’in sergisini gezdikten sonra, Saffet Emre Tonguç’un rehberliğinde Karaköy’ün aslında çok bilindik, fakat izin gerektiren kiliselerinin gizemini keşfe daldık. Ferah Feza’da Galata Kulesi ve Topkapı Sarayı’nın efsane manzarasına nazır öğle yemeğimizi yedikten sonra, Nişantaşı’nın belki de en çok beğendiğim yapılarından biri olan Özlem Süer House’a doğru ilerledik.

 

Nişantaşı’nın o küçücük sokaklarında peşpeşe dizili sekiz Nissan Qashqai ile vedalaştıktan sonra, bizi bekleyen son sürpriz bu güzel bahçeli köşkün kapıları ardındaydı: Özlem Süer’in Nissan’a, ve İstanbul’la dolu geçirdiğimiz bu güzel güne özel hediyeleri… Tasarımcının imzasını taşıyan bu dijital baskılı bluzu, her birimiz kendimize özel dokunuşlarla karakterize ettik. Hazır anneler günü de yaklaşıyorken, bu tasarım üzerinde oynarken, doğrusu benim aklımda annem vardı…

 

-Nil Nuhoğlu

İlgili Başlıklar