21 Haziran 2010

Porselen Kraliçe İstanbul'daydı

YAZI:

En son söylenecek sözü en başta söylemek gerekir bazen. Evet! Sophie Ellis-Bextor gerçekten çok güzel ve sempatik bir kadın. Bizi Efes One Love Festival'in kulisinde son derece gündelik bir haliyle, hatta markasını aklında tutmadığı bir elbise ve babetleriyle karşılıyor.!..!


İnsanın kendi yaşıtı biriyle konuşacak pek çok konusu olduğuna inandığım için, kulisin kapısına gelene dek kafamda hiçbir soru yoktu. Neticede genel çerçevemiz belli. Stili. Ama diyalogun nasıl ilerleyeceği, arada kurulan kontaktla beliriyor.

 

Sophie'nin gözünün içine bakıp konuşmak zorluyor. Bakışları delip geçen cinsten. Hemen toparlanıp soruyorum, "Bu akşam sahnede neler giyeceksin?" Cevabı şaşırtmıyor. "Her zamanki gibi vintage bir elbise. Puantiyeli, mavi. Altında da Prada ayakkabılarım." 

 

Bu ayakkabıları hayranları 2007 tarihli Me and My Imagination isimli video klibinden hatırlayacaktır. Altın ve gümüş karışımı, perspex topuklu bu ayakkabı için bir röportajında "Ölene kadar giyeceğim çok özel bir ayakkabı," diyor.

 

İstanbul'da ilk kez konser veren Sophie alışverişten zevk alıyor. Sahnede kendi tarzının dışında olmamaya çalıştığını özellikle bastırıyor. Bu nedenle giyimiyle ilgili kararlar genelde kendisine ait.

 

2008 yılında Rimmel markasının yüzlerinden biri olan Sophie'nin makyaj için de kararı kesin ve net: M.A.C ürünleri. Zaman zaman Shu Uemura'dan da destek aldığını ekliyor. Sahne dahil, tüm makyajı kendisi yapmayı tercih ediyor. Sahne ve çekimler için iddialı olmayı seviyor.

 

25 çift ayakkabısı ve 40 kadar ceketi olan yıldızın dolabında hiç denim'i olmadığını da eklemek gerekir. Modern kesimli vintage elbiseler ise zaafı. Favori tasarımcıları arasında da Karl Lagerfeld ve Chanel'i sayıyor.

 

Fakat gözlerinden anlıyorum ki, aslında bunlar ilk aklına geldiği için verdiği isimler. Çünkü ne giyip, ne giyemeyeceğini çok iyi biliyor. O'na böyle bir soru sormak belki de akıl kârı değildi.

Bilenler bilir, Sophie'nin Richard Jones'la evliliğinden olan iki çocuğu var. "Anne olmak stilinde birşeyleri değiştirdi mi?" diye sorduğumda, bana daha yumuşak ve az gösterişli şeyler tercih etmeye başladığının yanıtını veriyor.

 

Konsere yarım saat kala yanından ayrılırken -biraz şaşkınlıktan biraz da hayranlıktan olsa gerek- iphone'ları karıştırıp ufak çaplı bir krize neden oluyoruz. Neyse ki, anlayışla karşılıyor ve mesele büyümüyor. Ama dediğim gibi, o derece nefes kesen bir hali var ki, karşısında bu duruma düşmemek işten değil.


Editörün notu: Hayranlarına -kesin olarak sözünü veremese de- müjdesi var. Ağustos ayında yeni albümü Straight to the Heart müzikmarketlerde yerini alacak. 

 

-Barış Çakmakçı

(Fotoğraflar: Begüm Özpınar)


İlgili Başlıklar