21 Mayıs 2012

Paris'in tadına varmak

YAZI: PELİN ÇAKAR

Avrupa'nın en lezzetli şehri Paris'e yolunuz düşerse gastronominin en iyi örneklerini deneyimleme fırsatı yakalayabilirsiniz. Her köşesi cafeler, gastronomik restoranlarla çevrilmiş, tarihi dokusu ve yaşanmışlığı ile kendine hayran bırakan bu yaşlı şehir her haliyle çok davetkar.

Molekuler Mixology eğitimi için gittiğim Paris'te, yeni kokteyller keşfetmek, moleküler mixology'nin inceliklerini öğrenmek ve gastronomik bir lezzet turu yapıp Paris'in tadına varmak için geçirdiğim süre boyunca farkettim ki bu şehirde yer gök yemek, sanat ve tarih.

Paris'te hava güzelse şehri bisikletle gezin.‘Vélib' ismi verilen otomat sistemi ile kiralanan bisikletle Paris sokaklarının keyfine varın, ya da sokak sokak yürüyüp keşfedin her köşeyi.


Cafe de Flore

 

 

 

Güzel bir Fransız kahvaltısı için Saint-Germain bölgesindeki Boulevard Saint-Germain üzerindeki meşhur Cafe de Flore'a uğrayın mutlaka.
Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir gibi ünlü yazarların uğrak yeri olmuş olan Café de Flore'da ‘Bonjour madame' diyerek sizi karşılayan sevimli garsonların güler yüzüyle güne keyifle başlayın. Klasik Fransız ‘Pain aux raisins', ‘Pain au chocolat' gibi lezzetleri bir fincan kahve ile tadın mutlaka.
Not: Café de Flore'de laptop'u açıp oturmayı denemeyin, Café de Flore'un sevimli garsonları hemen sizi uyarıyor; “Burası internet kafe değil, burası Café de Flore!” :)

Cafe des Deux Magots
Paris'in en ünlü kafelerinden bir diğeri de Cafe des Deux Magots yine Saint Germain'de, Cafe de Flore'un yanında. Parisien bir günün başlangıcı için gidilesi bir yer.

 

 

 

 

 

La Grande Epicerie
Saint Germain'de gezinirken alışverişin de keyfini çıkarın. Le Bon Marche Paris'in görülmesi gereken bir departman store'u. Hemen yan binasında yer alan La Grande Epicerie süpermarket alışverişi sevenler, gastronomik gıda ürünlerini keşfetmek isteyen tutkunlar için cennet. Çeşit çeşit peynirler, şarküteriler, iştah açıcı deniz mahsülleri ve zengin şarap bölümüyle görülmeye değer.

L'Atelier De Joel Robuchon
Yine Saint Germain'deki dünyanın en iyi 50 restoranı arasında yer alan L'Atelier De Joel Robuchon gastronomik yemek deneyimi yaşamak için enfes bir restoran. Haftalar bazen aylar öncesinden rezervasyon yaptırıp degüstasyon menüsünü tatmaya gittiğinizde menüden sunulan yemeklerin her birinin şahaser olduğunu fark ediyorsunuz. Degüstasyon fiks menü: 165 Euro.
Başlangıç olarak gelen ‘La Sardine', kurutulmuş domates pesto ile rulo yapılıp ince ekmek cipslerinin üzerine yerleştirilerek çiğ servis ediliyor. Robuchon'un spesiyali “Whiting Fish”, sunumu ve lezzeti ile çok etkileyici.

Chez Leon
Paris'te bir öğlen yemeğinde çeşit çeşit sos seçenekleri ile ‘Moules' (midye), Brandy kokan aromasıyla güzel bir soğan çorbası ve Paris'in vazgeçilmezi salyangoz (l'escargot) ile bir ziyafet için Chez Leon başarılı.


Les Ombres Restaurant



Eiffel manzaralı keyifli bir akşam yemeği için gidilmesi gereken en iyi restoran Quai Branly Müzesinin en üst katında yer alan Les Ombres. Restoranın terasında Eiffel'in ışıkları yanmaya başladığında bir kadeh şampanya yudumlayın.



Les Ombres'in füzyon mutfağının yaratıcısı şef Sébastien Tasset'in menüsünden denenmesi gerekenler; Yaban mersini ile renklendirilmiş Mizzuna salatası, Transparan domates jelatini üzerinde servis edilen Yengeç Avokado Salata ve fırınlanmış rezene püresi eşliğinde sunulan deniz kereviti ‘langoustine''.



L'Avenue
Paris'in Lucca'sı diyebileceğim L'avenue restoran rahat, samimi atmosferi ve lezzetli yemekleriyle öne çıkıyor. Sezonda çok kalabalık olan mekanda yer bulmak oldukça zor. Menüden denenmesi gerekenler: ‘Tiger Prawns Plancha' ve ‘Mandarina Crispy Duck'.

 

 


Paris'te bir gece….

Mojito Lab
Paris'teki seyahatim süresince Lucca Bar ekibiyle birlikte katıldığımız Mixology eğitimi ve kokteyl-bar gezilerinde Perrier'in dünyaca ünlü mixolojisti ve Bar Akademi'nin de kurucusu Laurent Greco'nun sahibi olduğu Mojito Lab ilginç bir bar. Bar'ın kuruluş konsepti ‘Mojitology'. Barda sadece mojito servis ediliyor ve bütün mojito çeşitleri adeta bir moleküler şov olarak sunuluyor.

Hotel Plaza Athenee
Başarılı kokteyl servis eden bir diğer barsa, Hotel Plaza Athenee'nin barı. Otelin üst katındaki bar şık ve etkileyici kokteylleriyle iz bırakan bir yer. Turkuaz ışıklı saydam barına oturduğunuzda barmen dijital tablet bar menüsünü direkt size veriyor. Menüden yapılacak her seçim çok başarılı. Rose Royal ve Lychee Martini'yi denemenizi tavsiye ederim.

Experimental Cocktail Club
Samimi ve bohem tarzı ile Experimental Cocktail Club, Paris'li lokallerin çoğunlukla gittiği küçük ama trendy bir bar. Dışarıdan bakıldığında bar olduğu anlaşılmayan, gizli bir girişi varmış gibi duran bu yerde sadece iki güvenlik görevlisi sizi karşılıyor. İçeri girdiğinizdeyse hoş bir müzik eşliğinde sevimli Barmaid'in etkileyici kokteylleri ile karşılaşıyorsunuz. Bar menüsünden ‘Experience 1' ve ‘Red, Gold and Green' kokteylleri çok başarılı.

 

 

 - Pelin Çakar - Lucca Mutfak Koordinatörü

 

ETİKETLER: PARİS HİLTON , SANAT , RESTORANT , YEMEK , VOGUE GURME , TARİF , ŞEF , PARİS , SEÇENEK , TARİH