10 Aralık 2017

Milano'yu Bilenler

YAZI: DAVİD PRİOR

FOTOĞRAF: FLİPPO BAMBERGHİ

 17-12/06/vli0717milan_30-1512567229.jpg

Giacomo Bistrot’da bir yemekle zamanda yolculuğa çıkın.

Brütalist bir beton yığını. La dolce vitanın üstüne düşmüş sanayi laneti. Turistlerin ve hatta bazı İtalyanların bile çoğunlukla burun kıvırdığı şehir. Milano’ya -ya da en azından tanıdık sandığınız Milano’ya- hoşgeldiniz. Ya da belki de, siz bu şehri hiç tanımadınız.

Alman editör Karl Kolbitz, sene başında yayımladığı, sıklıkla iftiraya uğramış ve yanlış anlaşılmış bu kente methiyeler düzen kitabı Ingressi di Milano’da (Entryways of Milan) tam da bunu gösteriyor: 20. yüzyıl İtalyan tasarımının en iyi örneklerini sunan 144 sıra dışı giriş holü; renkli mermer, cam, pirinç ve dökme mozaikten her gün karşılaşılan mekanlar. Milano peyzajının bu fonksiyonel bölümleri bir zamanlar dikkate alınmamış olsa da, modernizm ve brütalizm akımına olan küresel yeni yaklaşımla birlikte büyük hayranlık uyandırmaya başladılar.

Yeni nesil kreatif vizyonerler de aynı şekilde Milano’ya taze bir enerji getirerek inovatif fikirleri ve hayat dolu özgüvenleriyle yeniliklerden hoşlanmayan kesimlere meydan okuyor. Kentin canlanıp yeniden keşfedilmesine destek olan üç önemli yetenekle bir araya geldik.

 

17-12/06/vli0717milan_35.jpg

JJ Martin Galeri Six’te.

JJ MARTIN

“Tam bir Milano amigosuyum” diyor JJ Martin. Amerikalı tasarım yazarı ve La DoubleJ markasının kurucusu, kente taşınma sebebi için “Çoğu Amerikalı kadınla aynı” diyor, “bir erkek.” Ve her ne kadar çoğunluk küçük bir kaçamaktan sonra geri dönse de, Martin, ne sonrasında evleneceği bu adamdan ne de şehirden ayrılmış. Martin, cemiyetin yüksek basamaklarını yalnızca yerlisine saklamasıyla ünlü bir şehirde bir zamanlar olanaksız gibi görünen yerel bir profile sahip. “İlk taşındığımda bırakın avokadoyu, yoga dersi bile bulamadım” diye anlatıyor. “Her şey nasıl da değişti.”

         Tasasız ve neşeli hali, canlı tavırları ve ondan da canlı kıyafetleri, kentin kısmetinin yeniden açılmasında büyük bir rol oynamış gibi görünüyor. Milano’nun tasarım ve moda mirasını ciddi biçimde araştıran Martin, geçmişin kalıplarını alıp medya, giyim, ev eşyaları ve etkinlik alanlarını kapsayan başarılı bir işe dönüştürmüş; Milano markası’nın sağlam zemininde yükselmiş. “1980’lerde bir dönem vardı -Moschino, Armani’nin ilk zamanları ve Memphis ekibini düşünün- bence ona benzer bir dalga daha yaşıyoruz” diyor. “Milano’nun şu an için en harika yanı, hâlâ nispeten küçük olması. Hepsi birbiriyle dost kreatif, sanatçı, mimar ve tasarımcıların oluşturduğu sıkı bir topluluk var ve hepimiz işbirliği yaparak beraber çalışınca kenti hızla değiştirebileceğimizi fark ettik.”

Web sitesini ziyaret edin: ladoublej.com.

JJ Martin’in Milano’su

Casa Degli Atellani

“Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği’ni yaparken nerede kaldığını görün. Bahçesi de muhteşem.”vignadileonardo.com

Six

“Şık ötesi. Arkadaşım Fanny Bauer Grung ve erkek arkadaşı David Lopez Quincoces’in yakın zamanda açtıkları bir mobilya galerisi.”

Ratana

“Bu sevimli restoranı işleten Fondazione Riccardo Catella Vakfı’nın yöneticiliğini arkadaşlarım yapıyor. Şükran Günü’nde hindimiz de onlardan!”ratana.it

Dimore Studio

“Harika dostlar ve şehirdeki en iyi tasarımcılar.”dimorestudio.eu

Fondazione Prada

“Milano’nun yeniden havalı olmasının nedeni… Uberta Zambeletti’nin kendisi de moda gözü de müthiş.” fondazioneprada.org

Pasticceria Marchesi

“Üç şubesine de bayıldığımı söylemem lazım çünkü asıl yerinde -her ne kadar muazzam ve eski tarzda olsa da- ne yazık ki oturacak yer yok!”pasticceriamarchesi.com

Senato Hotel Milano

“Yeni bir otel.”senatohotelmilano.it

Milano’nun kiliseleri

“Kilise gezmeyi severim. En çok da tavanı çılgınlar gibi fresklerle kaplı olanları seviyorum. Conservatorio di Milano yakınlarında Chiesa di Santa Maria Della Passione diye harika bir kilise var. Evimin hemen yakınındaki Sant’Antonio Abate de favorim.”

17-12/06/vli0717milan_05.jpg

Luca Cipelletti, ahır bölümünü sergi alanına dönüştürdüğü Milano’nun Ulusal Bilim ve Teknoloji Müzesi’nde.

LUCA CIPELLETTI

Milano’nun dönüşümü uzun zamandır beklenen bir şeydi ve mimar Luca Cipelletti (Martin’in Milano showroom’unun tasarımcısı) bunun olacağını en iyi bilenlerdendi. Cipelletti, pek çok açıdan İtalyan standartlarına ters düşüyor. Milano’da doğup büyüdüğü halde kentin nadir barok ve rokoko örneklerini göklere çıkarmaktansa bir zamanlar Milano’ya İtalya’nın çirkin şehri unvanını veren brütalizm ve modernizm akımlarının hayranı.

“Sanat ve mimarinin diyalog halinde olduğu” kamusal alanlara ilgi duyan mimar, son yıllarda şehirde açılan ve takdir gören provokatif alanlardan bazılarının tasarımından sorumlu. Ahır bölümünü yeniden tasarlayarak çıplak tuğlanın dışarıdan gelen ışıkla aydınlandığı çok yönlü bir sergi alanına dönüştürdüğü Milano’nun Ulusal Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin yeni kanadı, bu alanlardan biri. Sergi tasarımına böylesine yatkın birisi olarak Cipelletti’nin kendi evinin de bir müzeyi andırması ve bir nevi sergi alanına dönüşmüş olması gayet doğal. 1920’lerden kalma binanın tavan kaplaması, zarif parke döşemesi ve cam panelli iç kapılarının tamamı orijinal haliyle muhafaza edilmiş.

Web sitesini ziyaret edin: www.ar.ch.it

Luca Cipelletti’nin Milano’su

Basilica di Santa Maria presso San Satiro

“Erken dönem trompe l’oeil örneklerinden biri; İtalyan mimar Donato Bramante’ye atfedilen yalancı yarım kubbe perspektif çalışmasını barındırıyor.Via Torino 17/19

Pirelli HangarBicocca

Milano’nun Bicocca bölgesindeki çağdaş sanat alanı. Alman sanatçı Anselm Kiefer’ın The Seven Heavenly Palaces isimli kalıcı enstalasyonuna ev sahipliği yapıyor.”hangarbicocca.org

Antik Sanat Müzesi

“Castello Sforzesco’daki müzenin orijinal renovasyonu ve sergi tasarım projesi, BBPR mimari ortaklığı tarafından yapıldı. Tasarım ve sanatın diyalog ve uyum içinde olduğu bir sergi sistemini uyguladılar.” arteantica.milanocastello.it

Fondazione Prada

“Fondazione Prada’nın Milano’daki yeni venüleri; hem Milano’nun güneyinde OMA mimarlık bürosu tarafından genişletilen proje, hem de Galleria Vittorio Emanuele II’nin merkez sekizgeni üzerindeki yeni açılan Milano Osservatorio.”fondazioneprada.org

Geleneksel restoranlar

“Milano’daki eski tarz restoranlardan gerçekten keyif alıyorum, yaşlı garsonların hâlâ beyaz üniformalarıyla çalıştığı Trattoria Torre di Pisa veya La Libera gibi... Bir şeyler içmek istediğimdeyse Brera bölgesindeki Bar Basso, Jamaica veya Dry’a gidiyorum.” trattoriatorredipisa.it, ristorantelaliberamilano.com, barbasso.com, jamaicabar.it, drymilano.it

17-12/06/vli0717milan_01.jpg

Moda tasarımcısı Arthur Arbesser, Milano’nun vazgeçilmezi Bar Basso’da.

ARTHUR ARBESSER

Luca Cipelletti’nin sıra dışı 21. yüzyıl İtalyan tasarımı vitrinine çıkan diğer bir dostu, 2014 yılında hazırladığı başarılı koleksiyonunu bu şehirde, Milano Moda Haftası’nda sergileyen Avusturyalı moda tasarımcısı Arthur Arbesser. “İlk geldiğimde Milano gözüme çok egzotik ve güzel göründü” diyor, Arbesser. “Revaklara, küçük aile işletmesi barlara, tanışıp hemen arkadaş olduğunuz canayakın insanlara hayran kaldım. Ve bu kadar çok Milanolunun kendi şehirlerine ne garezi var, asla anlayamadım. Bence dışarıdan gelip içerisini tanımış birinin gözünden bakmak, onların da kenti farklı biçimde görmesine olanak tanıyor, hem artık biraz da Milanolu gururuyla...”

Arbesser, Londra Central Saint Martins’den mezun olduktan sonra kendi markasını kurmadan önce Armani’de kariyer yapmak üzere Milano’ya taşınmış. “Belki bu şehri genç yetenekleri doğrudan desteklemediği için eleştirebilirsiniz fakat bazı şeyler gerçekten değişti,” diyor Arbesser. “Şimdi başka bir enerji var, bir sürü alanda pek çok yeni işletme harika işler çıkarıyor. Birkaç sene önce İtalyan mutfağı olmayıp da iyi olan tek bir restoran bile akla gelmezdi. Şimdi yığınla var!”

Tabii bu demek değil ki Arbesser klasiklerden anlamıyor. Arkadaşları Martin ve Cipelletti ile birlikte o da Milano’nun sevilen mekanı Bar Basso’nun müdavimlerinden. Kendisine, gerek arkadaşlarıyla gerek onlardan ayrı, herhangi bir cuma günü yeni sezonu planlarken, yeni bir sergiyi tartışırken, misafir bir sanatçıyı veya tasarımcıyı karşılarken ya da kadehini İtalya’nın bu hamarat kentinde yeni dolce vita’ya kaldırırken burada bulabilirsiniz.

Web sitesini ziyaret edin: arthurarbesser.com

Arthur Arbesser’in Milano’su

Officina Antiquaria

“En güzel antika dükkanlarından bir tanesi arkadaşım Luca Vitali’ye ait. Orta yüzyıl şezlonglardan art deco avizelere kadar her şey, kusursuz bir kalite ve zevkin ürünü.” officinaantiquaria.com

L’Hostaria Terza Carbonaia

“Göz alıcı değil ancak her seferinde bir rahatlık hissi ve lezzet garanti. Tagliata al rosmarino’yu denemenizi öneririm.”www.terzacarbonaia.it

Casa-Museo Boschi Di Stefano

“Bu özel koleksiyon, koleksiyonerlerin asıl dairesinde hâlâ gösterimde. 20. yüzyıl İtalya’sının en iyi sanatçılarından oluşan inanılmaz bir karma.”www.fondazioneboschidistefano.it

Bar Basso

“Tanıtmaya gerek yok ama şehrin en iyi barı. Sahibi Maurizio Stochetto artık aileden biri gibi oldu ve mekanında kendimizi evimizde gibi hissediyoruz.”barbasso.com

Cascina Cuccagna

“18. yüzyıldan kalma bu çiftlik evi yeni Milano’yu temsil ediyor; yani Milanolular yıkık dökük eski bir binadan yepyeni ve güzel bir şeyler çıkarabiliyor.”www.cuccagna.org

Vasiliki Kouzina

“Dostumuz Vasiliki kısa süre önce güzel, zarif ve lezzetli bir Yunan restoranı açtı.”vasilikikouzina.com 

ETİKETLER: METROPOL , MİLANO , DEKORASYON , VOGUELİVİNG