14 Temmuz 2019

Görsel Dedektif Emrah Yücel Olay Yerinde

YAZI: ZEYNEP YAPAR

FOTOĞRAF: EMRE DÖRTER

emrah, yücel

Emrah Yücel, evinin bahçesinde oğlu Ean ile birlikte.

Uluslararası sinema ve TV sektörünün yakından tanıdığı bir isim Emrah Yücel. Dreamogram ve I Mean It Creative’in kurucusu, ödüllü grafik tasarımcı. Los Angeles’ta ailesiyle yaşadığı evin kapıları yalnız yaşam stiline, sanat ve tasarım tutkusuna değil anılarına da aralandı. 

emrah, yücel

Emrah Yücel’in eşi Simla Yücel, Robert Rauschenberg’in kutnu kumaşı kullandığı Samarkand Stitches (1988) adlı eserinin yer aldığı ikinci katta, Frenchie cins köpekleri Skip’le oyunda.

Bel Air’i oluşturan üç kanyondan birinde yer alan, adı Istanbul Boğazı’ndan esinlenen bir villa. Kanyonların özelliği sabah geç aydınlanıp güneşi erken uğurlamaları, fakat söz konusu Güney Kaliforniya gibi ziyadesiyle güneşli bir yer olunca, ev sakinlerine sıcak Los Angeles günlerinde serinlik yaşatan ayrıcalıklı bir konumda Villa Bosphorus. Evin hemen önündeki kuğu beyazı muazzam kolonların yarattığı görkemli hava, dev palmiye ağaçlarının gölgesiyle yumuşatılmış. Cote d’Azur ve Lake Como mimarisinden esinle Akdeniz ruhunun okyanusun ötesine taşındığı, gösterişin tevazuya, tasarımın doğaya yanaştığı bir yaşam alanı. Villa, ormanlık alanda yer aldığından, zarif beyaz yapıyı çevreleyen zümrüt yeşili bahçeyi türlü misafirlerle paylaşıyor Yücel ailesi. Emrah Yücel, yüksek kubbeli çardağın gölgesinde Sait Faik’in Karanfiller ve Domates Suyu hikayesini okurken, evin juliette balkonlarından birine bir yalıçapkını konabilir mesela... Taş açık hava şöminesinin ardından, yemişlerden payını bekleyen bir sincap yanaşır ya da...

Emrah Yücel’e ne iş yaptığını soracak olursanız, “görsel dedektifim” diyor. Dreamogram ve I Mean It Creative olmak üzere iki yaratıcı üretim kanalının kurucusu. Los Angeles merkezli Dreamogram, TV ve film projeleri için görsel çözümler üretiyor. Dev Hollywood yapımlarından Netfiix dizilerine, sinema ve TV sektörü için hedef kitlelere verilecek mesajların görsel karşılıklarını buluyor ve tanımlıyor. Afiş dediğimiz key-art çalışmalarından fragmanlara uzanan bir servis bu. I Mean It Creative ise Los Angeles ve Istanbul’da merkezleri bulunan bir marka danışmanlığı şirketi. San Francisco’da start-up şirketlerinden Kenya Serbest Ticaret bölgesine, Nepal’den Hawaii’ye emlak projelerine, Los Angeles’ta müzelerden şehir markalaşmasına geniş bir çalışma alanı ve müşteri portföyü var. “Böylesi karışık bir yapının içerisinde ipuçlarını yakalayıp müşterilerimiz için en doğru senaryoların izini sürdüğümüz için dedektif diyorum kendime. Dedektiflerin bilimsel verileri DNA testi, balistik bulgularıysa, bizimkiler de anket sonuçları, tweet cloud’ları, strateji verileri, değer haritaları. Nihayetinde bir dedektif içgüdüsüyle havayı koklayıp sonuçları yorumluyoruz.”

1968’de anne ve babasının Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptığı yıl Diyarbakır’da doğmuş Emrah Yücel. Aslen Ankaralı. Grafik tasarım, tasarım ve mimarlık alanlarında yüksek öğrenim görmüş fakat asıl sanat eğitimi ilkokul yıllarına dayanıyor. Örgün eğitim değil onunki özgün eğitim! Film yönetmeni babası Hasan Yücel ve radyo programı yazarı annesi Sezer Yücel, BBC’nin kendilerine tanıdığı eğitim ve iş fırsatı için o ilkokul çağındayken Londra’ya taşınmışlar. Henüz hip olmadığı yıllarda Shoreditch’te, Pakistanlı bir ailenin evinin bir odasını tutmuşlar. Emrah Yücel Ingilizce bilmediğinden okula uyum sağlayamamış. Sözlü iletişimde sessiz kalınca, sınıf arkadaşlarınca itilip kakılmış, o da aynı şekilde karşılık verince ‘uyumsuz çocuk’ yaftasıyla okuldan atılmış. Okul çağında okulsuz kalan çocukları için çareyi, onu Londra müzelerine emanet etmekte bulmuş anne ve babası. Sakin, güvenli ve hayli renkli... “O zamanlar kartlı bir sistem vardı. Annem sabah saatlerinde beni müzeye bırakır, temin edilen bir çift kartın birini benim boynuma asarlar, diğerini anneme teslim ederlerdi. O kartlar eşleşmeden çocuk çıkamazdı müzeden. Annem ve babam iş sonrası saatlerde beni almaya gelinceye dek müzede kalırdım.” O zamanların Shoreditch sokaklarında gördüğü manzaralardan, insan tiplerinden çok farklı bir profille karşılaşmış müzelerde Yücel. Yürüyüşünden oturuşuna rafine, sanat eserlerine uzun uzun bakıp aralarında sakin sakin konuşan şık giyimli insanlar... Sonra muazzam mermer heykeller, renk ve desenleriyle merak uyandıran tablolar, kolajlar, ışıklı panolar... Rehber gruplarının ardına takılıp ne anlatıldığını anlamaya çalışır, çocuk atölyelerinde oyunlara karışır, çizim yaparmış. Boynunda asılı kartıyla Natural History Museum’dan Tate’e, tüm Londra müzelerine ve koleksiyonlarına dokuz-on yaşlarında aşina olmuş Yücel. Sanat mikrobunu erken kapmış.

emrah, yücel

Emrah Yücel, kızı Ada ile bahçede eskrim karşılaşmasına hazır.

Jean Baptiste Vanmour’dan Lucian Freud’a, Helmut Newton’dan Rauschenberg’e farklı dönemlerden ve disiplinlerden sanat eserleri, Villa Bosphorus’un kimliğini oluşturan en önemli parçalar. “Babam enstitüde resim öğretirdi, annem edebiyat. Ben büyürken evimizde sanat hem üretilir hem sergilenirdi. Yaşam alanımıza babam ve sanatçı arkadaşlarının resimleri, fotoğrafları eşlik ederdi. Çocuklarım da böyle büyüsün istiyorum. Sanat biriktirmek ve değerini bilmek, çocuklarımıza aşılayabileceğimiz en büyük değerlerden çünkü.”

emrah, yücel

Ean, Yücel’in fotoğraftan resime sanat koleksiyonundan parçaların çevrelediği ahşap merdivenlerde.

Emrah ve Simla Yücel’in kızları Ada ve oğulları Ean’ın evin ikinci katındaki odalarından zemin kata inen çift taraflı ferforje merdivenlerin olduğu alanda bir Francis Bacon asılı. “Bedenin ve parçalarının sanatçının yorumuyla evrim geçirdiği bir iş bu. Eser eve gelip açılınca, ‘bu ne’ diye sordu çocuklar. ‘Bacon’ dedim. ‘Bacon’a değil de ciğere benziyor’ dediler, çok güldük.”

emrah, yücel 

Skip, zemin kattaki Charles ve Ray Eames tasarımı La Chaise üzerinde en güzel pozlarından birini veriyor. 

Beyaz taş zemini ve beyaz duvarlarıyla Villa Bosphorus, Yücel’in sanat eserleri, tasarım mobilyaları ve objelerinden oluşan koleksiyonuna nefes alanı tanıyan dev bir kanvas gibi. Eve girdiğinizde tavanı dokuz metre yüksekliğindeki giriş alanı, orta yerinde görkemli bir şömineyle karşılıyor sizi. “Mısırlı bir ustanın Italyan mermerinden oyduğu taş işçiliğini sergiliyor. Üzerinde kuşlar ve sincaplarla bir hikayesi, tasviri var. Evin içerisinde bulunduğu doğayı yansıtıyor.” Villa Bosphorus’u doğu ve batı bloğu olarak ikiye ayıran bu alandan arka bahçeyi görebiliyorsunuz; siyah ve beyaza burada yeşil karışıyor. Hemen sağda, Helmut Newton odası var. “Bu odada sanatçının orijinal fotoğraflarından bir seçkiye ver verdim. Newton, moda fotoğrafçılığı ile başladığı serüvenini sanat zeminine taşıyan, bana göre erotizmi ikonlaştıran isim. En sevdiğim fotoğrafçılardan biri olarak bu alanı ona ve karelerine ayırdım.”

Solda yer alan, servis kapısıyla mutfağa açılan yemek odası, bir başka sanat seyir alanı. Yemek odasının duvarlarında Jean Baptiste Vanmour’un, Osmanlı saray eşrafını resmettiği 30 parçalık bir baskı koleksiyonu asılı. “Kompozitör bir arkadaşım beni ziyaret ettiğinde Vanmour’un betimlediği saray karakterlerinin kostümlerini inceleyip ‘Star Wars’a ilham vermiş olmalı bunlar’ demişti. Gerçekten de siluetleri, dokuları ve ayrıntılarıyla vizyoner bir moda anlayışı göze çarpıyor bu seride.”

Mutfaktan geçilen kahvaltı odasında, zeminde duvara dayalı duran işin üzerinde Lucian Freud imzası var. “90’lı yıllarda gerek grafik tasarım gerek pazarlama alanında yaptığım işlerle daha geniş kitlelere ulaşma hedefiyle Ankara’dan New York’a taşındım. 93’te Metropolitan Müzesi’nde bir Lucian Freud retrospekti düzenlenmişti. Gördüm, hayran oldum Freud’un işlerine. Pluto adında bir köpeği varmış. Bendeki işi Pluto çizimlerinden biri. Burada, kahvaltı odamda duruyor. Onu her gün görmek istediğimden... Zira Freud’un Pluto’sunu, on sekiz yıl yanımdan ayırmadığım köpeğim Pollock’a çok benzetirim. Istanbul’da sahiplendim Pollock’u; Almanya, New York, peşinden Los Angeles’a geldi benimle ve burada öldü.”

Zemin katın en solundaki oturma odasında, Yücel’in bit pazarından aldığı bir Ingiliz klasiği, taba rengi deri Chesterfield koltuk, nötr renkli alanda otorite sahibi. Iskoçyalı ünlü Vogue fotoğrafçısı Albert Watson’ın 1993’te yüzünde bir duvakla Marakeş’te görüntülediği gencecik Kate Moss, bu odadan Fransız stili beyaz ahşap pencerelere, bahçeye bakıyor. Ve yatak odalarına ayrılan üst kata merdivenle buradan çıkılıyor.

 emrah,yücel

Yücel ailesinin bir diğer üyesi, Labradoodle cins köpekleri Kuzu, Paolo Piva tasarımı Andy koltukta keyif yapıyor.

Bu ikinci merdivenin sonunda, yaklaşık bir buçuk metre uzunluğunda ve 70 cm enindeki Samarkand Stitches (1988) adlı eseriyle Robert Rauschenberg tarafından karşılanıyorsunuz. “Rauschenberg’in dünyanın pek çok bölgesinde yaptığı geziler sırasında ürettiği kolajlardan biri bu. Sanatçı önce Türkiye’ye gelmiş, ardından Semerkand’a geçmiş ve orada yapmış bu kolajı. Kutnu kumaşını kullanmış. Anne tarafım Gazianteplidir ve kutnu, Gaziantep’e has bir dokudur. Işi ilk gördüğümde bana Gaziantep’i hatırlattı.”

emrah,yücel 

Fransız stili ahşap pencerelerden ışık yağan evin kütüphanelerinden biri.

Charles ve Ray Eames tasarımı La Chaise, Paolo Piva Andy koltuk, Antonio Citterio ve Christian Liaigre imzalı mobilyalar siyah beyaz renk paletinin hakim olduğu evde, kendi alanlarında özgürler; hem birer heykel gibi duruyorlar hem de yaşam alanının işlevsel birer parçası olma niteliklerini koruyorlar. Villa Bosphorus’un estetik değerini artırıp ona karakter katarken, evi bir müzeye çevirmiyor bu düzen. Bunda bit pazarlarından bulunmuş objelerin, Emrah Yücel’e ilham veren vintage film posterlerinin, deniz kıyısında görüp detaylarındaki efsunu fark ettiği ham bir kaya parçasının salonda heykel gibi kullanılmasının payı büyük. Bu hassas dengeyi gözetmek pek de zor olmamış Emrah Yücel için. Zira bahçenin peyzajından evin iç tasarımına her şeyi kendisi düşünüp gerçekleştirmiş, büyük zevkle... “Dekorasyon, daima yakın olduğum fakat bir türlü profesyonel kulvara taşıyamadığım bir tasarım alanı. Bu keyifli süreci bir başkasına komisyon etmem mümkün değildi. Hiç bitmeyen bir süreç iç tasarım benim için, bir oyun gibi. Kaldı ki tasarımcıysanız, çevrenize ister istemez eleştirel gözle bakıyorsunuz. Bir restorandayken örneğin yemek yediğim masanın ayaklarından oturduğum sandalyenin ergonomisine, servis edilen kokteylin içindeki oranlardan yemeğin sunuluş şekline her şeye dikkat kesiliyorum. Doğanın sunduklarına da bu gözle bakıyorum. Bu yüzden kendi yaşam alanımı bir başkasının ellerine bırakamıyorum ve bu yüzden birçoklarının durduğu yerde sıradan bulacağı bir kaya parçası, salonumda yer buluyor kendine.”

emrah,yücel

Villa Bosphorus’un havuzun yer aldığı terasından. 

Bir öyküsü var Villa Bosphorus’un. Hiçbir şey ‘olsun’ ya da sadece güzel dursun diye konulmamış durduğu yere sanki. Hangi taşı kaldırsanız altında bir hatıranın, bir yaşanmışlığın izi var. Neyi sorsanız bir sesi, bir hikayesi...

Evin duvarlarındaki eski film afişlerinden biri Le Samourai’ya ait. Alain Delon, bu ve birçok filmini gençlik yıllarında Betamax videoda kare kare durdurup izlediği idollerinden biriymiş Yücel’in. “Beyaz gömlek giyme alışkanlığımın temel nedeni” diyor Delon için. “Le Samourai’yda giydiğine benzer açık bej bir trençkotu almak için para biriktirdiğimi hatırlıyorum.” Bugün evin üst katındaki devasa giyinme odasında onlarca benzeri var belki de... O afiş orada dursun. Gençlik anıları, eski günler yad olsun. Yakası havada, kemeri sıkı bir trençkot Delon’un giydiği. Bir görsel dedektife de yakışır hani.

ETİKETLER: EMRAH YÜCEL , LOS ANGELES , EV