12 Aralık 2014

Çorbalar, Sofralar

YAZI: BENGİ KAYHAN

 

 
Bütün yahnilerin, tencere yemeği dediğimiz sulu yemeklerin ve dahi “ramen” in annesi. Milattan önce 20.000’den beri var çünkü pratik, besleyici, doyurucu, tek kasede vücudunuzun enerji üretebilmek ve hayatta kalabilmek için ihtiyacı olan herşeyi içine atabiliyor ve yaklaşık 5 dakika içinde mideye gümletebiliyorsunuz. Yedikten sonra ise sindirimi kolay olduğundan, avdan dönmüş bitkin aslanlar gibi yatıp yuvarlanıp göbeğinizi kaşımanıza gerek kalmadığı için güvenliğinizi de tehlikeye atmıyorsunuz. Yani evrimsel olarak insanoğlu için inanılmaz fonksiyonel. En hayati birincil ihtiyacımız olan, yiyecek ihtiyacımızı bizi iş görmez kılmadan, en pratik şekilde gidermemizi sağlıyor. 
 
Ben restoranda çorba sunmuyorum. Bazen soranlar oluyor, hatta olmadığını duyunca çok şaşıranlar, tepki gösterenler oluyor. Belki Zelda Zonk’a henüz gelmediniz ancak başka restoranlarda menüde çorba bulamayıp sinirlendiniz. Konu açılmışken sebebini anlatmak istiyorum.
Evet ben de çorbaya bayılıyorum. Personel yemeği olarak hemen hemen her gün yapıyoruz çünkü biz de ağır yemekler yersek o kaplanlar gibi yerde yuvarlanıp uyumak istiyoruz ancak salonda 30 kişi yemek beklerken bunu yapmamız çok zor oluyor ve mutfakta bazı öğünlerimizi yalnızca sıcak bir kase çorbayla geçirdiğimiz oluyor ama neden, sizi sevmediğimizden mi çorbaları hep kendimiz içiyor size hiç servis etmiyoruz? 
 
Derdimiz karnınızı doyurmak ve sizi yaşatmaktan daha fazlası. Hayati değil keyfi ihtiyaçlarınıza hitap etmek niyetiyle yola çıkıyoruz, sizin de bu sebeple bize geldiğinizi varsayıyoruz. Birincil ihtiyacınızı zaten her öğününüzde, her lokantada, kantinde, evde sürekli karşılıyorsunuz. Giyinip süslenip rezervasyon ve plan yapıp bir yere gidiyorsanız siz de daha fazlasını istersiniz diye düşünüyoruz. Sizin dünyanın en iyi çorbasından daha farklı bir deneyim yaşamanızı istiyoruz. Bu sebeple menüde tadabileceğiniz o kadar farklı aromalar, tekstürler ve kokular varken midenizden yarısı su dolu bidon gibi sallantı sesleri gelirken, sunmaya çalıştığımız bu keyifli yolculuğa  başlamanızı istemiyoruz.
 
Ancak bütün bunlar çorbanın muhteşem pratik, fonksiyonel bir yemek olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabi. Dünyanın heryerinde inanılmaz bir çeşitlilikte hala var olan bu yiyecek tabi ki sizin yılbaşı sofranızda da olmalı. Çünkü sıcak aile sofraları benim için her zaman sıcak bir kase çorbayla başlar. Mevsimlerden kış olunca seçenek de çok fazla oluyor. Yalnız göçebeliğin ve savaşların etkisini 21.y.y da hala taşıyan bir millete çorba deyince tavuk suyundan ve salçalı unlu baklagil püresinden başka bir şey yedirmek bazen zor olabiliyor.  
 
Ancak bu bol sebzeli balkabağı çorbasına bayılacaksınız. Koca bir kase çorba benim için genellikle can sıkıntısıyla yarıda bırakılan bir yemek olduğu için  genellikle çorbalara ufak detaylar ekliyorum. Bu çorbada bebek püresi tekstürüne heyecan katmak için lazanya kızartıp adaçayı tozu ile tatlandırdım, rokforun küflü aromasıyla da balkabağının tatlılığını dengeledim.
 
 
Malzemeler: 
 
1 adet kuru soğan
1  adet havuç
1 sap pırasa
4 diş sarımsak
1 adet orta boy patates
1 kg bal kabağı 
1 adet ufak kereviz
2 çorba kaşığı zeytinyağı
tuz
karabiber
5 çorba kaşığı krema
 
Bütün sebzeleri birbirlerine olabildiğince yakın boyda 2-3 cm civarında kesin. 3-4 litrelik bir tencerede sırayla orta ateşte tuz ve karabiberi de ekleyerek sebzeleri kavurun. Bıçak becerileriniz çok da muhteşem değilse dert etmeyin tek derdimiz aslında hepsinin kavrulurken eşit şekilde ısıyla temas edip, yakın zamanlarda pişmiş olması. Sebzeler iyice kavrulup ölünce, 1 kadeh sek beyaz şarabı tencereye dökün 1 dakika fokurdamasına izin verin arkasından sebzelerin hizasına kadar oda sıcaklığında içme suyu doldurun ve kapağını kapatıp sebzelerin iyice pişip yumuşamasına izin verin. Suyu azaldıkça su ekleyin, hep sebzelerin hizasında kalsın su. Bütün sebzeler pişince ocağı kapatın ve el blender’ı ile kremayı da ekleyerek çekin.
 
250 gr rokfor
3 çorba kaşığı su
 
Rokforu çatal yarıdımıyla bir tavada su ile birlikte ezin ve kısık ateşte iyice bütün parçaları eritin. ve ılıkta muhafaza edin . 
 
6 yaprak lazanya
50 gr kuru adaçayı
 
Lazanyaları genişçe bir tencerede kaynar suya atın kutunun üzerindeki talimatlara uygun olarak haşlayın. Başka bir ocakta genişçe bir kızartma tavasında kızgın yağınız hazır olsun, ya da fritöz varsa onu da kullanabilirsiniz. sudan çıkardığınız lazanyaları bir süzgeç yardımı ile tek tek süzün ve kızgın yağın içerisine yavaşça bırakın. Eğer yeterince geniş tencereleriniz yoksa kızartma için lazanyaları ikişerli olarak haşlayın böylece diğerleri kızarana kadar bekleyip yapışmazlar. Lazanyalar yırtılırsa dert etmeyin ve işleme deva edin. Kızarmakta olan lazanyaları sürekli kaşık yardımıyla dürtükleyin ve rahatsız edin, bu lazanyaların kabarıp şişmesini sağlayacaktır. Yağdan çıkardığınız lazanyaları havlu kağıdın üzerine alın, fazla yağını emsin. Bu sırada kuru adaçayı yapraklarını evde ufak öğütücünüz varsa bunun yardımıyla, yoksa iki elinizle ufalayarak toz haline getirin, bu tozu kızarmış lazanyaların üzerine serpiştirin. Bu işlemi lazanyalar yağdan yeni çıktığında yaparsanız çok daha kolayca adaçayı aromasını emecektir.
 
Çorbaları kaselere aldıktan sonra üzerine rokfor sosu gezdirin ve yanında adaçayı aromalı çıtırlarla servis edin.
 
Afiyet olsun. 

ETİKETLER: YEMEK , GURME , ÇORBA , METROPOL