16 Şubat 2015

New York Moda Haftası: Üçüncü Gün

YAZI: SUZY MENKES

ALTUZARRA: AFRODİZYAK VE DANTEL 
 
Yüksek topuklu bir çizmenin üstünde beyaz dantel, boyun kısmına eklenen dantel detayları, yarısı bitmiş gibi gözüken resmi bir bluz... Çok güçlü bir baştan çıkarıcılığa sahip Altuzarra defilesinin mesajı buydu.  
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Küçük bir dantel dokunuşuyla kıyafetlere afrodizyak eklemek, tasarımcının modern ve iyi kesim kıyafetlere ilginçlik ve albeni kattığı yollardan sadece biri.  
 
Tasarımcının  Amerikan kökenlerinden çok Fransız kökenlerinin bir göstergesi olan bu sofistike karışımla, Joesph Altuzarra bir New York moda yıldızı haline geldi. 
 
"18. yüzyıl çıtkırıldımları ve Truman Capote'nin 'kuğuları', ve bu ikisinin ortak aşkı olan giyim," diyerek neden farklı farklı kumaş dokuları kullandığını açıklıyor. Bu kumaşlar arasında, sorbe renklerindeki yumuşak kürkler, göğüs kısmındaki örgü dikişlerle sweaterlar, uzun devore parlak dantel vardı. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Bu koleksiyonun tam merkezinde Altuzarra'nın feminen terziliği vardı. Bir bluzdaki göğüsten boğaz kısmına kadar uzanan bir anahtar deliği kesimi bile, defilenin erotik büyüsünü zenginleştirmişti. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Abartılı bir seksilik gibi görünebilir, hele de o çizmelerin üst kısmındaki fırfırlar, yine fırfırlı kenarlar ve bağcıklı çizmelerle... Ancak Altuzarra'nın modada eşine az rastlanır ince zevki, onu bambaşka bir kategoriye koymamızın sebebi.   
 
MONCLER GRENOBLE: BENİM KAR GİBİ SEVGİLİM 
 
İhtiyacımız olan tek şey AŞK- ve bir bütçe, ve  manken çiftlerin Sevgililer Günü için zeminden yükselmelerini sağlayabilecek kadar çok kırmızı çikolata kutusu seti.  
 
Fotoğraf: Suzy Menkes 
 
Bu olağandışı kalpleri ve hidrolik düzenlemeleri oluşturan Moncler Grenoble- dünyaya "puffa down" ceketleri öğreten marka. New York'un karlarla kaplandığı bir günde defile yaptılar, ve defiledeki tüylü kış kıyafetleri bundan daha fazla ortama uygun gözükemezdi.  
 
Fotoğraf: Suzy Menkes 
 
Gerçekçi olmak gerekirse, izleyici kalabalığı, bu görsel moda şölenini görmek için çok fazla heyecanlıydı.  Arka fonda çalan aşk şarkıları, izleyicileri eşlik etmeye davet eder türdendi. Her şey elbette bir öpücükle bitti, ve evet! Tepsilerle getirilen içeceklerin yanında tabaklarca çikolata vardı. Tabii ki, kalp şeklinde.  
 
Fotoğraf: Suzy Menkes 
 
ALEXANDER WANG: YENİ ROMANTİKLERE SERT BAKIŞ
 
Öfke, metal çivilerin hepsinden hissediliyor; bu çiviler yakalarda, ceketlerin ön kısımlarında, elbiselerde, çantalarda ve o kaba "benimle uğraşma" tarzındaki botların üstünde parlıyor. Alexander Wang'in defilesinin agresifliği arttıkça, küçük North'u anne Kim Kardashian ve baba Kanye West tarafından verilen bir çikolata bile sakinleştiremedi. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Ancak, gerçekte hepsi bir oyundu, değil mi? Kızgın yüzlerinin kenarlarındaki ıslak görünümlü saçlarıyla asık suratlı modeller, bu kadar çarpıcı ve detaylı bir biçimde çalışılmış kıyafetleri giyiyor olmaktan gurur duyuyor olmalılar. East River pierinde duvarları kaplayan kalın metal paneller bile sallanıyordu, kıyafetlerin bedenin üstünden kayar gibi duruşlarıyla uyumlu bir şekilde.  
 
Bu, öfke miydi yoksa eğlence mi? 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Podyumda alkışlar için saçlarını savura savura koştuktan sonra, Wang sahne arkasında "Eğlenceli olması gerekiyordu!" diye cevap verdi. "Her zaman kutupsallık kurallarını kullanmışımdır, yeni romantiklere karşı keskin hatlar, biraz da Viktoryenlik" diye sözlerine devam etti, siyah pelüş kadife elbiselerden bahsediyordu, ama daha sonra nazik güzellikteki bu elbiseleri vücudu kafesleyen korseler takip etti. 
 
Fotoğraf: InDigital 
 
Wang çok güçlü bir tasarımcı çünkü enerji dolu, bir amacı var  ve ancak geçmişten referans verebilecek genç bir insana ait olabilecek türden bir vizyona sahip.  
 
Koleksiyon, küstah 80'lerin diğer yıllarla bir karışımı ve ayrıca Viktoryenlerden oluşuyordu. O yüzden, geniş omuzlar kürklerle kabartılmışken, şık pantolon takımlarının ceketleri barmenlerinki gibi bir kesime sahipti, üstlerinde süsleme olarak pirinç düğmeler ve köstekler bulunuyordu. Madeni eşya olarak, genellikle siyah renkte metal çiviler ve klipsler kullanılmıştı, ancak renk paletini daha sonra punk hissi veren bordo ekoseler devraldı.   
 
Wang, zıtlıklar hakkında söylediklerinde haklıydı: yumuşak yüzeyler ve ağır metaller, vücudu kafesleyen korseler ve kadife. Sonuçta,  genç bir tasarımcının geçmişi yeniden inşa ettiği her seferde olduğu gibi, ortaya taze, ilginç, ve etkili bir koleksiyon çıkıyor.  
 
DION LEE: BEBEĞİM, DIŞARISI SOĞUK 
 
İnce ipek püsküllü pantolonlarla kar beyazı bomber ceketler, şu anda New York'taki hava için fazla kışlık olmayabilir.  
Dion Lee'nin elbiseleri petrol mavisi ve yeşil renklere sahip olmalarına rağmen kesilip çıkarılmış parçaları ve yırtmaçlarıyla, kışla pazarlık etmek için mi tasarlanmıştı?  
 
 
 
Bu defileye kadınsı çekicilik katan bir asalet vardı. Bir yandan da tasarımcının bolca kullandığı fileler ve yırtmaçlar, 2015 kışına dair iyimser gözüküyordu. 
 
 
LACOSTE: ÖNCE RENÉ YAPTI 
 
Fransa'nın en çok tanınan rapçisi MC Solaar'ın şarkısı gürültüyle çalmaya başladığı zaman Lacoste da cüretkar bir mesaj taşıyan ilk tişörtü podyuma gönderdi: "Önce René yaptı!" 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Lacoste'un Sonbahar/Kış 2015 sezonundaki verdiği mesaj Amerika'yı kendi spor giyimi oyununda yendiğiydi. Üstelik Felipe Oliveira Baptista haklı, 1920'lerde modaya entegre edilmiş sportif kıyafetleri başlatan René Lacoste ve ünlü timsah logosuydu.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcının teması "kış tenisi"ydi. Her iki cinsiyet için tasarlanan eşofmanlarla da oynamıştı ama aynı zamanda şirin pileli tenis etekleri de tasarlamıştı. Ayrıca, dikişlere ve siluetlere biraz dekolte kazandırmıştı: ceketler kolları açıkta bırakacak bir şekilde kesilmişti, ve bazı kıyafetlerde tenis filesini hatırlatmak için fileler kullanılmıştı. Damalar ve çizgiler grafik bir etki katıyordu ve her iki cinsiyet için de şıktı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bazı kıyafetler koleksiyonun dışına çıkıyordu, ama genel olarak genç ve keskin bir koleksiyondu. René belki bir süre tek başına "Tenis oynayan var mı?" dediği bir dönem yaşamıştır, ama marka şimdi oyunu 21. yüzyıl kurallarına göre oynuyor.  
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu
 

ETİKETLER: SUZY MENKES , LACOSTE , ALEXANDER WANG , ALTUZARRA , MODA , MODEL , DEFİLE