Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Haftanın öne çıkan moda haberlerini derledik.
Maison Valentino, kreatif direktör Alessandro Michele’nin modaevinin imza Rockstud topuklularını yeniden yorumladığı kampanyayı tanıttı. Valentino 2026 Pre-Fall koleksiyonu için yeniden tanımlanan Rockstud ayakkabılar, Roma’da çekilen kampanya filmiyle modaevinin mirasına bir saygı duruşunda bulunuyor. Kampanyanın destinasyonu, Valentino Garavani’nin modaevini 1960 yılında Roma’da kurmasına gönderme yapıyor. Johnny Dufort tarafından fotoğraflanan ve Shayne Laverdiere tarafından yönetilen kampanyada mermer ve suyun ince etkileşimi, şehrin ruhunu yansıtıyor. Modaevinin cesur zarafeti ve sade duygusallığı bir araya getiren anlayışıyla şekillenen kampanyada, Rockstud bir kimlik ögesi olarak öne çıkıyor.
İkonik Rockstud topuklular ilk defa Valentino 2010-11 Sonbahar/Kış defilesinde görülmüştü. İlk görünümünden beri markanın imza tasarımlarından sayılan Rockstud, yıllar içinde birçok farklı forma evrildi. Ancak kreatif direktör Alessandro Michele 2024 yılında markaya geldiğinde Rockstud üzerinde hemen çalışmaya başlamayacağını duyurmuştu. Doğru zamanı bekleyen tasarımcı, şimdi yeni koleksiyonunda tasarımın özünden ayrılmadan dikkat çekici ve modern bir yaklaşım sunuyor. Ayakkabılar keskin sivri burunları, parlak yüzeyleri ve imza kırmızı iç tabanlarıyla dikkat çekiyor. Kafes tasarımların güncellenmiş hâliyse Rockstud’ların iddialı görünümünü güçlendiriyor.

Hailey Bieber, MANGO’nun Craft Your Own Story mottosu etrafında şekillenen yaz kampanyasının yüzü oldu. Marka elçisi olarak duyurulan Bieber kampanyada, yaz gardırobunu Los Angeles ruhuyla bir araya getirdi. Anthony Seklaoui tarafından fotoğraflanan kampanyada Hailey Bieber’ın minimalist sokak stili, koleksiyonun öne çıkan parçalarıyla örtüşüyor. Stil ikonunun çabasız ama havalı kombinlerini kendi görünümlerine uyarlamak isteyenler için imza parçalar öne çıkıyor. Yalnızca Bieber’ın moda anlayışı değil, yazın minimal parçalarla yaratılabilecek stil sahibi görünümler de dikkat çekiyor.
Mavinin farklı tonları ve kırmızı dokunuşların dikkat çektiği mikro şortlar, crop bluzlar, oversize ceketler ve mini elbiseler havalı bir yaz gardırobu inşa ediyor. Mikro şortlar, üç farklı renkte sunulan yüksek boyunlu ceketle tamamlanırken kitten topuklar görünümü yükseltiyor. Yaz görünümlerinin kurtarıcısı siyah mini elbiseler, halter boyun formunda sunuluyor. Koleksiyonun renk çeşitliliği, yaz sezonunun ruhunu tasarımlara taşıyor.

Mehtap Elaidi, yeni koleksiyonunu 26 yıl önce ilk mağazasını açtığı Nişantaşı’nda tanıtarak geçmişe bir dönüş sağlıyor. Markanın mirasıyla bugün sahip olduğu anlayışı bir araya getirerek köklere, yaratıcı hafızaya ve moda dünyasındaki yolculuğuna uzanan yeni bir döneme ışık tutuyor. Mehtap Elaidi, bunca yıl sonra modaevini kurduğu adrese geri dönerek marka kimliğine güçlü bir geri dönüş yapıyor. Maral karakteri etrafında şekillenen koleksiyon, Güney İtalya’dan Türkiye’ye uzanan hikayesiyle içsel yolculuğa bir davet sunuyor. Maral aslında koleksiyon için bir karakter olmaktan daha ötede konumlanıyor. Son yirmi beş yılını Güney İtalya kıyılarında geçirmiş, farklı coğrafyalarda kendisinin farklı versiyonlarıyla tanışmış özgür bir kadın. Her kadının içinde keşfedilmeyi bekleyen bir duygu olarak öne çıkıyor.
Tasarımlar bu keşfin bir haritasını çıkarıyor. Deneysel kesimler ve hacimli siluetler Akdeniz ruhunu kıyafetlere taşırken mavi tonları, çizgili takımlar ve deniz esintili detaylar koleksiyonun stil kodlarını oluşturuyor. Balık motifleri, terracotta tonları ve renk geçişleri yaz sezonunun ruhunu temsil ediyor. Markanın imza parçalarından gömlekler, ME.SH serisinde Nilüfer, Zambak, Mimoza gibi çiçek isimleriyle yeni bir karakter kazanırken Design with ME serisi kullanıcılara yaratıcı bir alan açıyor. Üç farklı gömlek kalıbı, kol ve yaka seçenekleriyle her kadın kendi stilini yansıtabileceği tasarımlar yaratabiliyor. Tasarımcı koleksiyonun duygusunu “İçimde tanıştıklarımın yanında henüz tanışmadığım sayısız kadın var. Bu koleksiyon, onlarla karşılaşma heyecanımın bir yansıması” şeklinde aktarıyor.

Audemars Piguet ve Swatch işbirliği duyurulduğunda sosyal medyada yapay zekâyla kurgulanmış görsel dolaşmaya başlamış ve tasarımlara dair tahminler yürütülmüştü. Ancak bu güçlü ortaklık beklenmedik bir tasarımla sunuldu. Audemars Piguet’nin ikonik Royal Oak modeli, Swatch POP’tan ilham alan bir cep saati formatında öne çıkıyor. İki tasarımın da imza özelliklerini bir araya getiren cep saatleri, sekiz neşeli ve renkli Bioceramik modelden oluşuyor. Koleksiyonda sekiz modelin yer almasıysa bir tesadüf değil. Kasanın sekiz kenarına ve Royal Oak’un imzası olan bezelinde yer alan sekiz vidaya bir göndermede bulunuyor. Royal Pop adını taşıyan koleksiyon, Pop Art akımının eğlenceli ve popüler kültür imgelerini temsil eden yanından ilham alıyor.
Bioceramic kasalar pembe, beyaz, yeşil, misket limonu yeşili, lacivert, mavi, siyah ve pembe renklerinde sunuluyor. Uyumlu kadran ve kordon renkleriyle şıklık sunan saatlerin arkasıysa bir sürpriz saklıyor. Mekanizmanın kısmen görünmesini sağlayan şeffaf arka kasa, Royal Pop logosu içeriyor. İşbirliği, saatleri takma anlayışımızı yeniden şekillendiriyor. Boyunda, bilekte, cepte, çantaya takarak veya kullanıcının özgür yaratıcı alanında istediği gibi konumlanabiliyor. Yaratıcı, eğlenceli ve neşeli opsiyonlar sunarak görünümlere renk ve karakter kazandırıyor. İsviçre saatçiliğindeki zanaatkârlığa dikkat çeken koleksiyon Swatch mağazalarında kişi, gün ve seçili mağaza başına yalnızca bir adetle sınırlandırılıyor.