Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Manikürsüz tırnakların yükselişi kadınların başka beklentileri de geride bırakmak istediğini söylüyor olabilir.
Renk renk Manolo’ları ve kabarık sarı saçlarıyla Carrie Bradshaw. Minimal stili, ince kemik çerçeveli güneş gözlükleri ve akrilik taçlarıyla Carolyn Bessette-Kennedy. İkisi de 90’ların stil ikonlarından. Yıllardır ne giydiğini, ne yaptığını her ayrıntısıyla konuştuğumuz; biri kurgu, biri gerçek yaşamdan bu iki karakterin kendilerine özgü stilleri dışında ilk anda akla gelmeyen bir ortak özelliği var: Olabildiğince kısa kesilmiş, temiz, bakımlı, sağlıklı, ojesiz tırnakları.
Son haftalarda Instagram ve TikTok’ta sık sık gördüğüm #nonicure etiketli videolar bana bunu düşündürdü. Onlarca, yüzlerce tasarımcı parçasından, yılları aşan bir kürasyonla bir araya getirdiği bir gardıroba sahip, otuzlarında bir kadın nasıl olur da Manhattan sokaklarında ojesiz dolaşır? Bugün -en azından son birkaç aya kadar- kadınların tik atması beklenen kutulardan manikür, 90’lı yıllarda bakımlı görünmenin ön koşullarından biri değil miydi? Peki ya günümüzde? Protez ya da jel tırnaklarla, nail-art’la, tırnak randevularıyla, en geç iki haftada bir saatlerce sohbet ettiğiniz maniküristle hikayesi devam edenlerden misiniz?
“Tırnaklarımı yaptırmayı bıraktığımdan beri yaşam kalitem hatırı sayılır seviyede yükseldi” diyor bir süredir takip ettiğim eski model, yeni influencer Valeria Lipovetsky. “Bir sonraki tırnak randevumu; kırılıp dökülen bir şey olup olmadığını düşünmeyi bıraktığımdan beri beyin kapasitemi bir görün!” Eforun fazlasından hiç hoşlanmayan, bizi Sex And The City’nin ulaşılabilir yanıyla tanıştıran Lena Dunham cephesinde de durumlar benzer. “30’larıma geldiğimde olgunlaşmanın, pratik olma çabasının ve artan sorumluluklarla gelen yorgunluğun birleşimi, havalı bir görünüm yaratmaya en yaklaştığım ânın, özel günlerde birkaç kat cila sürmekten ibaret olacağı anlamına geliyordu -geri kalan zamanlardaysa suluboya ve kalemlerle boyanmış, stresten kemirilmiş, farklı boylarda ve tırtık tırtık görünüyorlarsa şöyle bir kes, geç!” diyor Vogue için kaleme aldığı Lafın Kısası ve Uzunu: Tırnak Yolculuğunda Lena Dunham başlıklı yazısında. Gençken hayran olduğu, alabildiğine uzun, nail-art tasarımlarıyla hareketlendirilmiş akrilik tırnaklardan vazgeçmenin dayanılmaz kolaylığını anlatıyor. Dayanılmaz, çünkü badem şeklinde, kırılmadan uzatılmış, jel kaplamasıyla ekstra parlak ve pürüzsüz görünen, kusursuz, renkli tırnaklar -en azından bende- buruk bir fomo yaratmıyor değil. Yine de tırnak davetlerine cevabım, geçtiğimiz üç yıldır belli: 90’lı yıllarda bakımlı olma göstergesi değildi, şimdi de değil. Haftada üç gece retinol serumumu uyguluyor, her gün kuru fırçamı kullanıyor, peeling’ler, maskeler ve mikro-akımların bütün nimetlerinden yararlanıyor olabilirim. Nasıl dezenfekte edildiğini bilmediğim bir pensle tırnak etlerimi deyim yerindeyse yoldurmak mı? Asla.
Benim özelimde durum hijyen takıntımla başladı. El attığım her şeyin dibine vurma refleksim, konu tırnaklarım olduğunda yerini mümkünü olmayan bir dezenfektasyon arayışına bırakmıştı. Çok sevdiğim, güzellik salonunda geçirilmesi zorunlu saatleri dahi katlanılır kılan bir maniküristim olsa da, manikürü bıraktım. Kuru cilt yapım, tırnak randevumun üzerinden yalnızca birkaç gün geçtiğinde, onca saati o koltukta harcamamışım gibi bir izlenim yaratıyordu. Jel tırnaklar benim için her zaman boğucu oldu; kalıcı ojeler de tırnaklarımda tuhaf lekeler bıraktı. Randevulara bir türlü yetişemiyor, tırnaklarımın bir akşam yemeği hazırlığıyla mahvolmasına katlanamıyordum. Bu durumda #nonicure etiketinin verdiği doğrulanma hissini tahmin edersiniz. “Zaman, bizim zamanımız!” diyordu algoritmam adeta.
Lipovetsky’nin isyanını Varlıklı Kadınlar Neden Tırnaklarını Yaptırmıyor başlıklı bir video içerikle TikTok’un @hotsmartrich sayfasına konuk olan, namıdiğer Wall St. Girly, Vivian Tu takip etti. “Sırf doğru hissettiriyor diye evet dediğimiz şeyler var hayatta. Üstelik bunlardan bir değer kazanmıyor ya da neşe duymuyoruz.” Rich AF adlı kitabı bir Amazon dizisine uyarlanmak üzere olan Tu, benimkinden daha farklı ve çok anlaşılabilir bir noktaya parmak basıyor. Kim bizden her daim kusursuz tırnaklara sahip olmamızı bekliyor? İtiraf edelim, birçoğumuz da sadece beklentilere yanıt vermek için tırnak salonlarına koşuyor. Tu’nun söylediklerini dinleyince, şunu düşünüyorsunuz: #nonicure’un yükselişini bakım yorgunluğu ve kişisel zamanın cimriliğiyle açıklamak yetersiz. Zira trendi benimseyen kadınlar güzellik ve bakım rutinlerinden vazgeçmiş değil. Tu, iki-üç haftada bir gittiği kirpik randevularını aksatmayacağını söylüyor. Saçlar boyanıyor, cilt bakımı randevuları yenileniyor, pilates dersleri takip ediliyor… Görünüşe göre yalnızca tırnaklar sergilemeye açık bir bakım alanı olmaktan çıkmış durumda. Herkes yaptırıyor diye o koltukta saatler geçirmek, ojesiz tırnaklardan utanmak, manikürsüzlüğü bahaneler sunulması gereken bir mahcubiyet gibi algılamak bu çerçeveden bakınca size de tuhaf gelmiyor mu? Yetişkin kadınlar dışında bedeninin -yüzü dışında- bir yerlerini düzenli olarak boyayıp, bunu yapmadığında eksik hisseden var mı?
Son yıllarda biz kadınlardan beklenenler değişti. Bir yanda yükselen sessiz lüks, no-makeup makeup, skinimalism, old money estetiği; öte yanda çocuk büyüten, spor yapan, seyahat eden, işinde yükselen kadın. Bütün bu akımlarla harcanan emeği ve zamanı görünmez kılmaya çalışırken, iş dünyasında da “tırnaklara harcayacak vaktim yok” demekten çekinmediğimiz bir noktadayız. Eskinin göstermeci tavırlı bakımları yerini bugünün eforsuzluk izlenimi verme arzusuna bırakmış durumda.
Üstelik fiziksel ve zamansal bir efor gerektirmeyen ojesiz, ama sağlıklı tırnaklar farklı bir çabanın sembolü aslında: Makyajsız olsa da kusursuz görünen bir cilt gibi düşünün. Ojeli olmasına rağmen kusursuz görünen tırnaklar da belli bir ayrıcalığın işaretçisi olabilir mi? Yine aynı ojesiz tırnaklar son dönemde konuşa konuşa bitiremediğimiz sessiz lüksün en güzel ifadesi değil mi? Glazing Milk gibi ürünlerle cam cilt görünümünü taklit edebilirsiniz, ancak ojesiz olsa da sağlıklı görünen tırnakların bir muadili yok. Dolayısıyla canlı ve güçlü tırnaklar hayatta bedeninize dair birtakım doğru kararlar aldığınız ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip olduğunuz mesajını da verecektir.



