Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Kusursuzluk arayışından uzaklaşan, daha kişisel ve daha özgür bir yaklaşımla güzellik portrelerini kurgulayan New York Moda Haftası'nın öne çıkan saç ve makyajlarını keşfedin.
New York Moda Haftası’nda güzellik görünümleri bu sezon tek bir fikre bağlı değil. Bir yanda neredeyse çıplak bırakılmış tenler ve dağınık saçlar, diğer yanda yoğun renkler, grafik göz makyajları ve belirgin dudaklar var. Ortak nokta ise kusursuzluk arayışından uzaklaşan, daha kişisel ve daha özgür bir yaklaşım. Defilelerden çıkan bu görünümler, önümüzdeki sezon makyaj ve saçta hangi detayların öne çıkacağını şimdiden gösteriyor.

Fotoğraf: Ralph Lauren
Ralph Lauren’ın 2027 İlkbahar/Yaz güzellik portrelerinde ilk dikkat çeken şey, yüzle fazla oynanmamış olması. Ten canlı ve hafif parlak, cilt dokusu görünür durumda. Yanaklara yayılan yumuşak pembe ton, sanki makyaj masasından çok açık havada geçirilen birkaç saatin ardından gelmiş gibi. Gözlerde belirgin bir müdahale yok. Kaşlar doğal bırakılmış, dudaklardaki pembemsi parlaklık ise yüze küçük bir canlılık katıyor. Saçta da aynı rahatlık var. Önlerden geriye alınmış ama kusursuzlaştırılmamış, uçuşan teller özellikle korunmuş. Aslında baktığınızda, Lauren’in koleksiyonda öne çıkardığı insan elinin dokunduğu hissi, yüzde de geçerli olmaya devam ediyor. Kusursuz bir fondöten tabakası, keskin kontür ya da fazlasıyla hesaplanmış saç yerine, hâlâ kişinin kendisini görebiliyoruz. Ralph Lauren’ın yıllardır savunduğu kişisel stil fikri, makyajın kendisini göstermekten çok kişiyi görünür bırakan, romantik ama hiç kırılgan durmayan bir güzellik portresiyle tescilleniyor.

Fotoğraf: @cultgaia
Cult Gaia’nın güzellik portrelerinde odak, makyajdan çok saçta toplanıyor. En dikkat çekici ve en çok konuşulan görünüm ise ensedeki, düğüm atılmış etkisi veren topuz. Saç yüzeyinin parlak ve düzgün tutulması, görünümü temiz bir çerçeveye oturtuyor. Ardından sırt boyunca aşağı inen uzun kuyruk, bu sade müdahaleyi daha çarpıcı hale getiriyor. Koleksiyonun temasını oluşturan ve yasla başlayıp sonra yavaş yavaş hafifleyen o ruh hali, saçın kontrollü ama akışkan formunda kendini gösteriyor diyebiliriz. Bu saç görünümünde Cult Gaia’nın sevdiği heykelsi etki korunuyor ama görüntü sertleşmiyor; aksine daha zarif, daha genç ve daha modern bir noktaya taşınıyor.

Fotoğraf: Acielle / StyleDuMonde
Proenza Schouler’ın 2027 İlkbahar/Yaz güzellik portresinde, göz kapaklarına neredeyse blok halinde yerleşen canlı renkler, geri kalan her şeyi bilinçli biçimde geri çekiyor. Bu kadar keskin renk seçimlerinin bu kadar sakin bir yüzle eşleşmesi, Rachel Scott’ın Proenza Schouler için kurmaya başladığı yeni dili de yakalıyor. Koleksiyondaki zebra jakarlar, kıvrılan çizgiler, geometrik peplumlar ve beklenmedik oranlar nasıl klasik New York gardırobunun içine küçük sapmalar yerleştiriyorsa, makyaj da aynı şeyi tek bir dokunuşla yapıyor. Scott’ın New York kadınlarında sevdiği o kuralsızlık burada çok açık. Gündüz şık bir elbise giymek, gece parçasını düz sandaletle tamamlamak ya da nötr bir yüzün üzerine floresan bir göz rengi koymak aynı özgürlük düşüncesinden ve ters köşe yaklaşımdan geliyor.

Fotoğraf: Gorunway.com
Altuzarra’nın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, 1950’lerin feminen kodlarını daha sert ve maskülen parçalarla yan yana getirerek özgürlük fikrini görünür kılıyor. Casa Susanna’dan gelen bu referans, güzellik portrelerinde de dönemin izlerini taşıyor ancak kostüm etkisi yaratmıyor. Saçın ön kısmında kendi üzerine kıvrılarak yükselen hacimli form victory roll’u hatırlatırken, geri kalan bölümün daha sade bırakılması görünümü günümüze adapte ediyor. Makyajda ise gözler öne çıkıyor. Kirpikler belirgin biçimde ayrıştırılmış, dış köşeden uzayan ince koyu çizgi bakışa daha grafik bir ifade veriyor. Bazı modellerde neredeyse görünmez hale getirilen kaşlar da bu hafiften tuhaf ve de bilinçli biçimde kusursuzlaştırılmamış etkiyi güçlendiriyor. Altuzarra böylece dönemin güzellik kodlarını olduğu gibi yeniden kurgulamak yerine onları biraz bozuyor, biraz hafifletiyor ve daha güncel bir hale getiriyor.

Fotoğraf: Gorunway.com
Michael Kors’un koleksiyonunda modernist referanslar, siyah-beyaz zeminin arasına giren güçlü renklerle canlanıyor. Bu grafik yaklaşım ise güzellik görünümünde göz kapaklarına taşınan yoğun renklerle devam ediyor. Calder ve Matisse referanslarının koleksiyona getirdiği renk duygusunu yüzde tek bir fırça darbesine indirgeyen bakışlar, 60’lar estetiğine göz kırpıyor ama nostaljik görünmüyor. Far, gözün iç köşesinden dışına kadar geniş ve neredeyse tek parça halinde uygulanırken yüzün geri kalanı olabildiğince doğal tutulmuş. Ortadan ayrılan, fazla şekillendirilmemiş saç da makyajın bu tek güçlü hamlesine alan açmış.