Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Retinol gerçekten mucize mi, yoksa yanlış kullanıldığında cildi yoran bir aktif mi? Hangi yaşta başlanmalı, ne sıklıkta uygulanmalı ve hangi içeriklerle birlikte kullanılmalı? Uzmanların anlattığı bu kapsamlı rehberle retinolü bilinçli, dengeli ve uzun vadeli bir yatırım olarak hayatınıza dahil edin.
İnce çizgilere karşı savunma ve sağlıklı bir ışıltıyı koruma söz konusu olduğunda, cilt bakımında retinolden daha çok övülen bir içerik yok. Ancak retinolün nasıl doğru kullanılacağı, cilt bakımı konusunda en bilinçli olanları bile şaşırtmaya devam ediyor. Devrim niteliğindeki bu gençlik destekleyici aktif, eczanelerden büyük mağazaların kozmetik reyonlarına ve dermatolog muayenehanelerine kadar her yerde bulunmasına rağmen hâlâ gizemini koruyor. Bu nedenle de çoğu zaman ya yeterince kullanılmıyor ya da yanlış kullanılıyor.
Uzmanlar, bu güçlü içeriği cilt bakım rutininize nasıl dahil edebileceğinizi ve nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatıyor.
Temelden başlayalım: Retinol, A vitamininden türeyen bir içeriktir. Retinoik asit ve retinil palmitat da aynı aileye ait diğer retinoid türleridir. A vitamini ise hücre yenilenmesini destekleyen temel besinlerden biridir. MDCS Dermatology’den uzman dermatolog Marisa Garshick, retinolün ciltte etkili olabilmesi için önce retinoik aside dönüşmesi gerektiğini söylüyor. Bu dönüşüm süreci nedeniyle retinol, reçeteli retinoidlere kıyasla daha yavaş etki gösterebilir ancak genellikle daha az tahriş edici olduğu için birçok cilt tipi için daha tolere edilebilir bir seçenek sunar.
Retinolün bu kadar güçlü bir içerik olmasının nedeni, ciltle ilgili en temel endişelerin çoğunu hedef alması. İşte başlıca faydaları:
“Cilt hücrelerinin yenilenmesini düzenlemeye yardımcı olduğu için hem cilt tonunun hem de cilt dokusunun görünümünü iyileştirir” diyor Dr. Garshick. Hücre döngüsünü düzenleyip yeni hücrelerin yüzeye çıkmasını teşvik ederek cildi yeniler, genel görünümü iyileştirir ve renk eşitsizliklerinin görünümünü azaltır.
New York merkezli uzman dermatolog Whitney Bowe'a göre retinol, bir antioksidan gibi çalışarak cildi serbest radikal hasarına ve çevresel stres faktörlerine karşı koruyabilir.
Dr. Bowe, topikal bir ürün olarak retinolün kolajen üretimini artırabileceğini ve sarkma eğilimindeki cildi sıkılaştırmaya yardımcı olabileceğini ekliyor.
Uzman dermatolog Francesca Fusco'ya göre retinol, dermatolojide hem kozmetik hem de medikal anlamda “her şeyi yapan” bir içerik. “Cilt bakımında altın standart olarak görüyorum ve hastalarıma bunu ölü cilt hücrelerini, tıkanmış gözenekleri ve mat görünümü süpürüp atan bir içerik olarak anlatıyorum” diyor.
Peki retinol, retinoidler ve diğer A vitamini türevleri arasındaki fark nedir? Uzman dermatolog Angela Lamb'e göre “retinoid” terimi, ciltte kullanılan tüm A vitamini bazlı ürünler için kullanılan kapsayıcı bir ifadedir. Farklı retinoid türleri, A vitamininin farklı formlarıdır; güçleri değişebilir ve farklı amaçlarla kullanılırlar.
İzotretinoin (muhtemelen en çok Accutane adıyla bildiğiniz form), akne tedavisinde kullanılan oral bir retinoiddir. Tretinoin (ya da retinoik asit) ise hem akneyi hem de yaşlanma belirtilerini hedef alabilen en yaygın reçeteli retinoiddir. Retinol ise reçetesiz satılan, reçeteli seçeneklere kıyasla daha az tahriş edici olan bir retinoid türüdür ve düzensiz cilt tonu, pigmentasyon ve doku sorunlarını iyileştirmek için kullanılır.
Uzun yıllar boyunca retinolü rutine dahil etmek için 30 yaş bir dönüm noktası olarak görüldü. Ancak birçok kadın, güneş lekeleri ya da kaz ayakları gibi erken yaşlanma belirtileri nedeniyle ya da en yeni teknolojilerden erkenden faydalanmak istediği için daha erken başlıyor; elbette dermatolog kontrolünde.
New York merkezli uzmandermatolog Ellen Marmur, “Yirmili yaşların ortası retinole başlamak için harika bir zaman” diyor. “Yıllardır kullanan pek çok hastam retinolden vazgeçemiyor.”
Ancak başlamak için en doğru zaman, cilt ihtiyaçlarınıza bağlıdır. Örneğin ergenlik döneminde akneyle mücadele ediyorsanız, Dr. Garshick’e göre bu içerik rutine eklenebilir. İnce çizgiler ve diğer yaşlanma belirtilerine karşı önlem almak için 20’li ve 30’lu yaşlar uygundur. Mevcut yaşlanma belirtilerini tedavi etmek için ise 40’lı ve 50’li yaşlarda başlanabilir.
“Denge kritik” diye uyarıyor Dr. Bowe. “Çok sık kullanılırsa ya da formül cildiniz için fazla güçlü olursa retinol ciddi tahrişe yol açabilir.” Başlangıçta düşük yüzdeli (yüzde 0.01 ila 0.03) reçetesiz bir formülden bezelye büyüklüğünde bir miktar kullanmayı ve haftada iki kez uygulamayı öneriyor. Cildin alışması için kullanım sıklığı yavaş yavaş artırılmalı.
Peeling yapacağınız günün bir önceki günü retinol kullanmamanız önerilir. Peeling haftada iki ila üç kez yapılabilir. Ayrıca lazer, microneedling ya da mikrodermabrazyon gibi işlemlerden önce retinole ara verilmelidir. Hassas ciltler için zamanla salınan (time-release) formüller daha nazik bir tercih olabilir. Aktif içerik cilde tek seferde yüksek dozda geçmek yerine yavaş yavaş salındığı için kızarıklık ve yanma ihtimali azalır. Reçeteli retinoidler, reçetesiz ürünlere kıyasla daha güçlüdür. Cilt zamanla alıştıkça, Dr. Garshick’e göre retinol her gece kullanılabilir.
Retinol kullanmaya başladığınızda hafif tahriş, kuruluk ve güneş hassasiyeti normal kabul edilir. Ancak yoğun soyulma, kızarıklık ya da yanma hissi varsa kullanımı bırakmak gerekir.
Egzama, rozasea ya da aşırı hassas cilt durumlarında retinol önerilmeyebilir. Ancak bu durumlarda yaşlanma karşıtı başka birçok alternatif mevcuttur.
Retinole tolerans gösteremiyorsanız, bu tek seçenek değildir. Yabani indigo gibi tahriş yaratmadan çalışan yaşlanma karşıtı içerikler mevcuttur. Ayrıca bakuchiol, retinole benzer faydalar sunan daha nazik bir alternatif olarak öne çıkar.
Uzmanların hemfikir olduğu en önemli noktalardan biri, retinol kullanırken her gün güneş kremi sürmektir. Retinoidler fototoksik değildir ancak UV ışınlarına maruz kaldıklarında parçalanabilirler. Bu nedenle sabah kullanımı etkinliği azaltabilir. Retinol ya da retinal (retinolden 10 kat daha biyoyararlanımlı bir retinoid) gece kullanılmalıdır.
Gündüzleri en az SPF 30 geniş spektrumlu güneş koruyucu uygulanmalıdır. Uzun süre doğrudan güneşe maruz kalınacak tatillerde retinol kullanımına ara verilmelidir.
Retinol kurutucu olabilir, bu nedenle nemlendirici içerikli ürünlerle birlikte kullanılmalıdır ya da rutine ayrıca güçlü bir nemlendirici eklenmelidir. Önce nemlendirici, sonra retinol uygulamak tahrişi azaltabilir.
Boyun ve dekolte bölgesi de yaşlanma belirtilerini sık gösterir ancak çoğu zaman ihmal edilir. Bu bölgeler hassassa, seramid içeren bir nemlendiriciyle karıştırarak uygulayabilir ya da bu bölgeye özel daha düşük dozlu bir retinoid tercih edebilirsiniz.
Gece rutininizde, cildinizi temizledikten sonra ve nemlendiriciden önce bezelye büyüklüğünde bir miktar tüm yüze uygulanır. Başlangıçta haftada birkaç kez kullanılmalı ve cilt toleransına göre sıklık artırılmalıdır.
Formüller gelişmiş olsa da güçlü bir aktif olan retinol ile dikkatli olmak gerekir. Hiyalüronik asit ve niyasinamid, nem desteği ve yatıştırıcı etkileri nedeniyle birlikte kullanılabilir.
Ancak C vitamini, salisilik asitve glikolik asit gibi içerikler tahriş riskini artırabilir. Daha güvenli olmak için bu içerikleri günün farklı zamanlarında kullanmak tercih edilebilir.
Gözle görülür değişim için zamana ihtiyaç vardır. Dr. Garshick’e göre altı ila 12 hafta içinde iyileşme görülebilir. Daha belirgin kırışıklık azalması ve sıkılaşma ise üç ila altı ay sürebilir.
Retinolü bıraktığınızda cilt bir gecede kötüleşmez ancak elde edilen faydalar zamanla azalabilir. Hücre yenilenmesi ve kolajen üretimi yavaşlayabilir, renk eşitsizlikleri artabilir, gözenekler daha belirgin hâle gelebilir ve yaşlanma belirtileri daha görünür olabilir.
Uzmanlar hamilelik ve emzirme döneminde retinol kullanımını önermez. Sistemik retinoidlerin doğum kusurlarına yol açabileceği görüşmüştür. Bu nedenle alternatiflere yönelmek daha güvenlidir.
Azelaik asit, niyasinamid ve düşük konsantrasyonlu laktik asit gibi alfa hidroksi asitler, ton ve doku iyileştirmede yardımcı olabilir. Bakuchiol ise yaşlanma karşıtı ve aydınlatıcı etkileri bilimsel olarak desteklenen, daha nazik bir alternatif olarak öne çıkar. Kolajen ve elastin üretimini düzenleyen genleri aktive ettiği düşünülür ve retinole kıyasla daha az tahriş edici olabilir.


