28 Mart 2015

Ayça’nın Banyosu

YAZI: VALERİE DAYAN

 
Fotoğraf: Ekin Özbiçer
 
Güzelliğe bir banyo dolusu merakın var. Bu ilgi nasıl başladı?
Kendimi bildim bileli bütün güzelliklere ilgim var. Hatırlayamadığım yaşlarım için de aile büyüklerimin bana anlattıkları var; kağıtlar, anneannemin çay tabakları, ona ait ve incelikle yapılmış her şey.
 
Niş parfümlere olan özel merakın nasıl gelişti?
Kokuların benim üzerimdeki etkisi büyük. Kolayca duygularımı harekete geçirip beni bir yer veya ana götürebiliyor. Hatta kokuları duygu düzenlemesinde kullanıyorum diyebilirim. Yaratıcısının özgürce ortaya çıkardığı kokuları bir sanat gibi görüyorum. Pierre François Lubin tarafından 1798’de kurulan Lubin, kristal şişeleri ve Limoges büst kapakları ile MDCI, Paul Vacher’in Prens Murat’tan satın aldığı Le Galion, Caron ve Puredistance sevdiğim markalar. Şu sıralar gündüz için Le Galion’dan Sortilege, Lubin’den Nuit de Long Champ ve Buly’den alkolsüz parfümü Makassar’ı ve El Kassir’i kullanıyorum. Geceleri ise MDCI’den Cuir Galamente ve Promesse de l’Aube ile Puredistance’ın Antonia’sını sıkıyorum. Favori notalarım ise yasemin, sandal ağacı, paçuli, safran ve Osmanthus.
Fotoğraf: Ekin Özbiçer
 
Seyahatlerin güzellik merakını ve zevkini nasıl şekillendiriyor?
Aslında gerçekten sürekli seyahat halindeyim. Gittiğim yeni yerler kadar, sürekli geri döndüğüm şehirler de var ve bu seyahatler kesinlikle yaşamımı etkiliyor. Gezilerimden geriye birçok şey getiriyorum; oraya ait doğal bitkiler, baharatlar, yağlar... Güzellik adına geleneksel denebilecek bilgileri de öğreniyorum tabii. Mesela Marakeş’te Jnane Tamsna’da argan yağı ile hazırlanan sabunları, Hindistan’da zerdeçalı nemlendirici ile karıştırıp yazın serinlemek için kullanmayı ve doğal sürmelerin bahar aylarında ortaya çıkan göz alerjilerime birebir olduğunu öğrendim.
 
Nasıl bir bakım rutinin var?
Aslında ürün denemeyi seviyorum ama minimumda kullanıyorum. Sanırım en büyük bakım ritüelim hamama gitmek. Mutlaka haftada bir gidiyorum. Temiz bir cilt, hafif bir nemlendirici Rodin, by Terry veya Dr.Harris&Co dudak kremi gün içinde olmazsa olmazım. Havalar ısındığında gerekmezse nemlendirici kullanmıyorum ama her mevsimde güneş koruyucusu sürerim. Anne olduktan sonra da gece ile gündüzü birbirinden ayırt edemediğim ilk iki yılı saymazsak değişen tek şey daha pratik ve hızlı olmam. Banyoda geçirdiğim zaman yarı yarıya azaldı.
 
En sevdiğin ve en çok kullandığın makyaj ürünleri neler?
Hafiflikleri ve çok yönlülüklerinden CC kremler, by Terry’nin maskarası ve dudak kremi.
 
Gitmekten en çok keyif aldığın spalar neler?
Traben-Trarbach’daki Parkschlöesschen’e Ayurvedik bir terapi yöntemi olan Panchakarma için her sene gidiyorum. Orası tüm teknisyenlerin TM (Transcendental Meditation) tekniği ile meditasyon yaptığı, gerçek bir Ayurveda kliniği. Ayurveda doktorları gözetiminde gerçek bir arınma yaşamak mümkün. Bali’de Como Shambala, Maldivler’de Reethi Rah, Bangkok’ta Oriental Palace Spa, Londra’da Connaught’taki Aman Spa ve genellikle Six Senses Spa’ları seviyorum. İstanbul’da Oshadhi aromaterapi yağları ile kendi hazırladığım karışımlarla evde masaj en güzeli. Four Seasons Bosphorus’un spasına da gidiyorum.
Fotoğraf: Ekin Özbiçer
 
En çok hangi güzellik ürününü almak seni heyecanlandırıyor?
Vücut yağları ve az kullansam da rujlar almayı en çok sevdiğim ürünler.
 
Yıllar içinde keşfettiğin güzellik tüyosu var mı?
Artık kendim için doğruluğuna emin olduğum güzellik tüyoları azın öz olduğu ve gerçekten güzelliğin içeriden geldiği.
 
Güzellik ikonun var mı?
Güzel bulduğum çok insan var. Kendi olmaktan vazgeçmeyen, güzel bakabilen, samimi ve cesur kadınlar bana ilham veriyor. Bence bütün bu özellikler kişiyi bir ışık gibi sarıyor.
 
Yeni sezonda banyona eklemeyi düşündüğün şeyler nedir?
Karşıma daha iyi yeni seçenekler çıkmadığı sürece sevdiğim eskilere devam edeceğim. Havalar ısınacağı için Rodin vücut yağının yanında serinletici Hindistan cevizi yağ, saçlarımı güneşten korumak için Christophe Robin’in lavantalı nemlendirici yağını ve kışın kullandığımdan bir ton koyu Estée Lauder CC kremimi alacağım.
 
Kendini şımartmak için ne yaparsın?
Pazar kahvaltısında sonra kızım Mira’yı babasıyla baş başa bırakıp Four Seasons Spa’ya gidip yüzüyor ve saate bakmadan spada zaman geçiriyorum.
 
Yoga ve meditasyona büyük bir tutkun var. Bu tutkunu anlatır mısın?
Bütün bu kremler, yağlar, kokular bir yana, insanı gerçekten güzelleştiren içeriden gelen oluyor. TM yani meditasyon ve öncesinde yaptığım yoga benim daha farkında ve anda olmamı sağlıyor. Derin bir dinlenme yaşattığı için olumlu ve doğru kararlar verebiliyorum. Her şey birbirini olması gerektiği gibi tamamlıyor hissi oluyor, bu da dışarı güzellik olarak yansıyor. Aslında yaşamım bunun etrafında şekilleniyor. Yoga yapınca meditasyon daha derin oluyor, sonrasında vücudun neye ihtiyacı olduğunu biliyor, istiyor ve ona göre besleniyorsun. Sinir sistemini olumsuz şekilde etkileyecek bir aktivite yapmak zaten istemiyorsun. Akşam 6:30’da yemeğimi yiyip en geç 9:30’da uyumuş oluyorum ve sabah güneş doğmadan güne başlıyorum.
 
Fotoğraf: Ekin Özbiçer
 
Hiç güzellik hatası yaptın mı?
Kakül çok severim ama saçlarım kıvırcık olduğu için kestiremiyorum. Sanırım hayatımda ne istediğimi hep iyi bildim. Dönem dönem platine boyattım, 1 numara kestirdim, rocker chic oldum, ama güzellik hatası yaptığımı hatırlamıyorum. Ancak lise ve üniversite yıllarımda şimdiye göre çok daha iddialı giysilere meraklı olduğumu söyleyebilirim.
 
Son olarak kızına güzellik öğüdün var mı?
Küçük kızlar havalanan eteklere, parıltılara, makyaja bayılıyorlar. Mira’ya her gün çok güzel olduğunu ama en çok da kalbinin güzel olduğunu söylüyorum.
 
Ayça'nın Banyosu'nun çekim arkası görüntüleri: 

ETİKETLER: GÜZELLİK , ARŞİV , DERGİDE BU AY