Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Zihinde altın sarısı bir sıcaklık, lüks ve gizem uyandıran en büyüleyici akorlardan biri olan amberi anlattık.
Parfüm dünyasında ‘amber’ kelimesi, duyulduğu anda zihinde altın sarısı bir sıcaklık, lüks ve gizem uyandıran en büyüleyici kavramlardan biri. Ancak sanıldığının aksine bu kelime, parfümeride tek bir ham maddeden elde edilen bir kokuyu temsil etmiyor, koku uzmanlarının hayal gücüyle şekillenen soyut bir kompozisyonu ifade ediyor. Amber, çokça karıştırılsa da kehribar esansı değil ama kısmen ondan ilham alıyor. Kokusu olmayan fosil kehribar taşının sıcaklığını, rengini ve dokusunu, koku duyusuyla canlandırmak isteyen parfümörler, ‘amber akoru’ adı verilen özel bir kombinasyon geliştirmişler. Tenle birleştiği anda yavaşça ısınan bu koku formülasyonu, bir battaniye gibi teni sarmalıyor. Bu akor, aynı zamanda ağır moleküler yapısı sayesinde uçucu esansları cilde yerleştirerek parfümlerin kalıcılığını ve yayılımını artırıyor.
Bir parfüm şişesinin üzerinde amber yazdığında, karşımıza çıkabilecek koku profili aslında tek bir yönle sınırlı değil ve parfümeride bu isim altında iki taban tabana zıt karakter barınıyor. Bu karakterlerden ilki ve en yaygın bilineni, başlangıçta da bahsettiğimiz kehribar ilhamlı sıcak amber. Bu yönüyle amber, yoğun, tatlı, balzamik, pudralı ve hatta bazen hafif dumansı tütsü tonlarıyla belirginleşiyor. Diğer tarafta ise tamamen farklı bir doğaya sahip olan mineral ve denizsel amber yer alıyor. Bu karakter, parfümeri dilinde ‘ambergris’ yani gri amber olarak bilinen, okyanusun derinliklerinden gelen tuzlu bir esansı temsil ediyor. Ambergris, kehribardan daha farklı bir reçine türü: Balinaların sindirim atığı. Modern parfümeride laboratuvar molekülleriyle canlandırılan bu mineral odaklı yönelim; tatlılıktan uzakta, temizlik, güneşte kurumuş tuzlu cilt hissi ve kristal berraklığında modern bir çekicilik sunuyor. Yani amber parfümleri, kendi aralarında tam anlamıyla bir kontrast barındırabiliyor: Bir tarafta çöl gibi sıcak bir esinti, diğer tarafta taze bir ten kokusu.

Fotoğraf: @chloelecareux
Amber akorunu oluşturmak, derinleştirmek ve zenginleştirmek için çeşitli notalar ve nota karışımları gerekli. Labdanum, amber akorunun omurgası. Akdeniz’de yetişen kaya gülü bitkisinin yapraklarından elde edilen bu koyu renkli, yapışkan reçine, kokuya mistik, hafif deriyi andıran, dumanlı ve sert bir güç veriyor. Styrax ağaçlarından elde edilen benzoin reçinesi, bal benzeri koyu bir tatlılık taşıyor ve kokuya sıcaklık katan bir dengeleyici görevi görüyor. Antik çağlardan beri tütsü ayinlerinde kullanılan mür ise amber akoruna daha ağırbaşlı ve mistik bir hava katıyor. Sığla ya da bir diğer ismiyle olibanum, akora hem reçineli hem de parlak ve taze bir hava vermek için kullanılıyor. Daha animalik bir açı için styrax devreye giriyor ve kokuya deri, katran ve tarçın çağrışımları yapan güçlü, hayvansal ve balzamik bir nüans ekliyor. Peru balsamı ise doğrudan amber DNA’sını zenginleştiriyor. Doğal içeriklerden sonuncusu olan ‘ambergris’e yani gri ambere gelirsek, balinaların sindirim sisteminden okyanusa salınan, deniz suyunda ve güneşte yıllarca olgunlaşarak taşlaşan tamamen organik bir madde olan gri amber, okyanus tuzluluğunu, deniz yosunu esintisini ve eski kitap sayfalarıni anımsatan, güneşte kurumuş temiz bir ten hissi barındırıyor.
Hem gri amber etkisini yakalamak hem de parfümlerin performansını en üst seviyeye çıkarmak için laboratuvar ortamında üretilen modern amber molekülleri de mevcut. Bu moleküllerin içinde ilk ve en çok bilineni Ambroksan. Doğal ambergrisin parfümerideki en ünlü ve popüler muadili olan bu molekül, pürüzsüz, kristal ışıltısında, hafif tuzlu, kuru odunsu ve güneşte ısınmış bir cilt gibi kokuyor. Cetalox ise Ambroksan'ın en yakın kimyasal akrabası, ancak koku profili ondan çok daha yumuşak. Tende kaliteli bir sabun hissiyatı bırakıyor, kremsi ve pudralı bir gri amber etkisi yaratıyor. Bu iki taze amber molekülüne ters köşe yapan Ambermax, ‘süper odunsu-amber’ olarak adlandırılıyor ve ekstrem güçteki yeni nesil moleküllerin başında geliyor. Kendisi oldukça kalıcı, agresif, kuru, keskin ve odunsu bir sıcaklığa sahip. Ambrocenide de inanılmaz derecede güçlü, kristalize, kuru ve metalik nüanslar barındıran lüks bir odunsu-amber molekülü. Formüllere çok küçük oranlarda eklense bile parfümün tüm yapısını domine edebilme özelliği mevcut. Son olarak dumansı, hafif odunsu, kuru ve hafif sentetik bir sertlik barındıran geleneksel bir amber molekülü olan Karanal geliyor. Parfümlere maskülen, güçlü ve odunsu bir gövde kazandırıyor.
Her koku imzasına uygun favori amber parfümlerini sizin için derledik.

Paris gecelerinin sıcak yansımasını şişeleyen Grand Soir, amberin en rafine ve pürüzsüz hâlini anlatıyor. İspanyol labdanumu ve hafif tatlı bir portakal dokunuşuyla açılış yapan parfüm, kalp notasında kendini gösteren sıcak tarçın yaprağı esansı ve lavanta ile asil bir derinlik kazanıyor. Kokunun asıl gücünü sakladığı dip notasında ise Siam benzoininin balzamik reçine yapısı ile güçlü amber akoru birleşiyor. Kapanışı kremsi vanilya ve bademsi tonka fasulyesi ile yapan Grand Soir, geleneksel oryantal kokuların o agresif, dumansı ve dominant yapısındansa adeta sıvı bir altın gibi konforlu ve modern bir sıcaklık sunuyor.

L'Ambre des Merveilles, amber notasını karanlık ve ağır kalıplardan çıkarıp ona güneşli ve havadar bir ruh veren minimalist bir başyapıt. Sizi lüks bir kaşmir atkı gibi yumuşakça sarmalayan koku, açılışında tatlı ve neşeli bir mandalinayla bütünleşen, aydınlık bir amber dokunuşuna sahip. Kalp notasında devreye giren sıcak ve kremsi vanilya ise parfüme konforlu bir tatlılık kazandırıyor. Bazdaki labdanum reçinesi ile yumuşak paçuli birleşerek kompozisyona kalıcılık ve derinlik sağlıyor.

Ambre Levant, Louis Vuitton’un Orta Doğu’ya uzanan koku koleksiyonunda amberi gün batımı ışığı ve ud sıcaklığıyla birlikte ele alıyor. Jacques Cavallier-Belletrud imzalı parfüm, canlı mandalina ve keskin tarçının çarpıcı kontrastıyla perdelerini açıyor. Ardından devreye giren gizemli beyaz tütsü, beyaz biber ve safran, parfüme dumanlı ve mistik bir derinlik kazandırıyor. Bangladeş udu kokunun odunsu ve kalıcı çizgisini belirlerken labdanum ve ambergris, kokuyu ağırlaştırmadan sıcaklığı yoğunlaştırıyor.

Christian Dior’un La Collection Privée’sinin bir parçası olan Ambre Nuit, amberi tatlı ve reçineli bir sıcaklıkla değil, ‘ambergris’in tuzlu ve mineral dokusuyla yorumluyor. Ten üzerinde ışık ile gölgenin zıtlığını kusursuzca sergileyen bu parfüm, bergamot ve greyfurtla açılışı serin ve parlak tutarken Türk gülü kompozisyona yumuşak bir floral katman ekliyor. Paçuli ve odunsu akorların ortaya çıktığı son aşamada ise koku, rafine bir derinliğe kavuşuyor.

Byredo Alto Astral, tam anlamıyla bir tatlı-tuzlu dengesi parfümü. Brezilya kültürünün bulaşıcı neşesinden ve iyimserlik felsefesinden ilham alan bu son derece enerjik ve modern olan koku, ferahlatıcı hindistancevizi suyu ile köpüklü aldehitlerin alışılmadık ve canlı düetiyle kapılarını aralıyor. Misk, yasemin ve tütsü kokunun orta kısmına sıcak ve yakın bir boyut eklerken sandal ağacı ve kaşmir, kompozisyonu daha sarmalayıcı hâle getiriyor. Olfaktif hikayenin merkezinde olan tuzlu amber ise hindistancevizinin kremsi tarafını dengeliyor, kokuyu yoğun bir gurme tatlılıktan uzaklaştırıp ona mineral, sıcak ve güncel bir karakter veriyor.

Modern niş dünyasının en zengin ve oryantal esintili kreasyonlarından biri olarak öne çıkan Ambre Safrano, lüks safran, canlandırıcı siyah biber ve tatlı mürdüm eriğinin büyüleyici birlikteliğiyle açılıyor. Zaman geçtikçe orta katmanlarda beliren siyah deri akoru, mistik olibanum tütsüsü ve kadifemsi Türk gülü, karışıma karanlık bir asalet katıyor. Fransız meşesi, kremsi sandal ağacı ve Madagaskar vanilyasının çarpıcı kapanışı ise kompozisyonu tene yerleştiriyor. Parfümün amber yönü, karamelize edilmiş ve dumansı bir formda yorumlanıyor. Derinin hayvansal çarpıcılığıyla sarılan bu benzersiz amber akoru, safranın aleviyle birleştiğinde adeta kadife bir zırh gibi sıcaklık yayıyor.

Balmain Sel D’Ambre, adındaki tuz vurgusunu ambergris üzerine yerleştirerek klasik sıcak reçine fikrini daha mineral bir çizgiye çekiyor. Quentin Bisch’in bu yorumu, ‘çöl gecesi’ fikrini ağır bir sıcaklıkla resmetmeyen bir karaktere sahip. Olibanum kokunun ilk bölümüne dumanlı bir katman ekliyor, Rukeri çayı ise reçineli yoğunluğu hafifletip kompozisyona daha açık ve serin bir dokunuş katıyor. Ambre 83 ve kehribar, parfümün sıcaklığını belirlerken iris kökü bu yoğunluğa pudramsı, daha sakin bir faset kazandırıyor.

Kırmızı ay ışığından ilham alan, karanlık ve sıcak bir amber yorumu olan Ambre Samar, amberi düz bir vanilya sıcaklığından uzakta, tütsünün isli etkisiyle daha gölgeli bir şekilde işliyor. Delphine Jelk imzalı parfümde tütsü, badem ve kakule ilk anda baharatlı, hafif dumanlı bir giriş yaratıyor. Davana ve amber tentürü, kokunun merkezinde meyvemsi sıcaklığı daha yoğun bir katmana taşıyor. Benzoin, paçuli ve tonka fasulyesi ise kapanışta tatlılığı kontrollü tutan, reçinemsi ve tenle bütünleşen bir iz yaratıyor.

Juliette Has A Gun Not A Perfume, geleneksel parfümeri kurallarını yıkarak sadece tek bir molekülden oluşan kışkırtıcı bir olfaktif kurguya sahip. Alışılmış piramit yapısına sahip olmayan bu koku, içeriğindeki Cetalox molekülü sayesinde klasik açılış, kalp ve dip notası aşamalarını tamamen devre dışı bırakıyor. İlk sıkıldığı andan itibaren kişinin kendi ten kimyasıyla birleşerek kişiye özel temiz ve odunsu bir aura yaratan parfüm, gri amberin en saf, en steril ve moleküler hâlini yansıtan Cetalox üzerine kurulu. Ağır reçinelerden, şekerli vanilyalardan veya yoğun baharatlardan arındırılmış bu hikayede, amber saf bir cilt kokusu veya rüzgarda kuruyan beyaz çamaşırlar gibi hissediliyor.