Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Vites kolunda gizemli bir el, damatsız düğün fotoğrafları, gizli etiketlemeler… Erkek arkadaşlar ne zamandan beri sosyal medyada kara birer leke oldu?
Kız arkadaşlarınızla WhatsApp grubunuzda 67 okunmamış mesaj var. Düğünler, ortak arkadaşların doğum günleri gibi birtakım davetlerde görüp selamlaştığınız o kız, Instagram’da yeni boyfriend’ini soft launch ediyor; yani “Bakın, bu benim erkek arkadaşım” demeden, “Bir erkek arkadaşım olabilir... mi acaba?” diyor. Peki neden çiçeği burnunda çiftin apaçık bir selfie’si yerine sürücü koltuğundaki gizemli beyefendinin kolu üzerinde taze manikürlü bir el görüyoruz? Yaşadığımız çağın bu soruya verdiği yanıtı, British Vogue yazarlarından Chanté Joseph bulmuş gibi görünüyor. Bir Erkek Arkadaşınızın Olması Artık Utanç Verici Bir Şey mi? başlıklı, temelde aynı soruyu sorduran yazısı aylık konu toplantısında konuşulunca, ben de çevremdeki kadınlara sormaya başladım: “Erkek arkadaşınız ya da eşinizle fotoğraf/ video paylaşıyor musunuz?” Çok yaratıcı varyasyonlarıyla karşılaşsam da yanıt, ciddi bir çoğunlukla, hayır.
Başta kendi DM kutusu doldu, TikTok’ta binlerce stitch, YouTube’da makaleyi yorumlayan videolar, X’te günlerce uzayan thread’ler... “Bekar kadınların sesi ilan edilmiştim; bir Carrie Bradshaw özentisi; bir cadı!” Öyle ki, farklı süreli yayınlar British Vogue yazarının ortaya attığı soruyu tartışadursun, Joseph tepkilere cevaben yayımladığı videolarla işin içinden çıkamayınca ekim ayı sonunda yazdığı yazıya, kasım ortasında bir devam makalesi yayımladı. Kimi kadın, “Benim erkek arkadaşım harika ve eşsiz, başka erkeklerle alakası yok. Hiç de utanmıyorum, erkek arkadaşımı seviyorum” diyor, kimi de yazıyı okuyup erkek arkadaşından ayrıldığını haber veriyordu. “Defalarca gördüğüm yorumlardan biri de ‘Kıskançsın. Fesatsın; bekarsın” diyor Joseph. Kıskandığını inkar ediyor ve ekliyor “Hater olsaydım bile bu, söylediklerimin aksini göstermezdi.” Bir erkek arkadaşınız olmasının utanç verici olduğundan emin.
Joseph’in fitilini ateşlediği tartışma şu oldu: Bir anda herkes soft launch kültürünün, ilişkileri saklama trendinin, boyfiend cringe’in -ilişkinin dijital izdüşümünden rahatsız olma hali erkek arkadaşı sosyal medyada paylaşırken kara bir bulut gibi çöken utancın altında yatanı düşünmeye başladı. Büyük resmi görelim; yalnızca fotoğraf paylaşmayı konuşmuyoruz aslında.
Bu paylaşımlar kadınlar için bir tür sosyal kumar, açık bir risk, bir kimlik ya da kimliksizlik meselesi; birer kişisel PR hatası.
Günümüzde romantik ilişkiler yalnızca duygusal bağların ötesinde, birer kimlik stratejisi. Kadınlar ilişkilerini sosyal medyada sergilemenin kişisel markalarına, işlerine, sosyal çevrelerine hatta feminist duruşlarına nasıl etki edeceğini düşünüyor. Sevgili paylaşmak politik bir jeste, bir itibar beyanına ya da kaybına dönüşmüş durumda. “Bence kadınların iki taraftan da kazanma çabasından geliyor bu durum. Bir yandan partneri olmasının sosyal faydalarından yararlanmak, diğer yandan partnerine saplantılı gibi görünerek ezik bir imaj sergilemekten kaçınmak.”
Vogue’dan bir meslektaşından örnek veriyor: Stephanie Yeboah sosyal medyada erkek arkadaşını hard launch’layınca -belli belirsiz göstermek yerine açık seçik post edince- yüzlerce takipçi kaybetmiş. İçerik üreticisi Sophie Milner da flörtüyle Sicilya paylaşımları yapınca tepki toplamış. “Lütfen erkek arkadaş yapma!” yorumlarıyla karşılamış takipçileri durumu. Çağımız ilişkilerini, kadınların bu ilişkilere ve erkeklere bakış açısını epeydir konuşuyoruz aslında. Bundan birkaç sayı önce, Vogue Türkiye’de kadınların ilişkilerde edindiği duygusal yük, mankeeping’den bahsediyoruz. Konular editörümüz Öykü Badur, Kadınlar Artık Yalnızlığı mı Tercih Ediyor? başlıklı bir yazı yazıyor Vogue Türkiye web sitesine ve şöyle diyor: “Kadınlar için yalnız olmak, kendi koşullarını koyabilmenin, neyi istemediğini bilmenin bir göstergesi. Belki de asıl başarı, yalnız kalabilme cesaretinde saklı.”
Dergi toplantısında bekarların kendilerine ne gibi bakım ve özsevgi ritüelleri yaratabileceğini konuşuyoruz.
Özetle buralarda da durum farklı değil. 20-50 yaş aralığına sordum: 30 kadından yalnızca ikisi bu tür paylaşımları rahatça, sonrasında olacakları düşünmeden yapıyor diyebilirim. Öte yandan “Profilimde yer almayı hak edecek ne yapmış ki?” diyor bir meslektaşım. Kimileriyse ilk paylaşımın erkek arkadaştan gelmesini beklediğini, ancak ondan sonra paylaşacağını söylüyor. Joseph’in de sık sık karşılaştığı üzere, nazardan korkan da var. “Mutlu ilişkilerinin başka insanlarda ayrılmalarına neden olacak kadar güçlü bir kıskançlık yaratacağını düşünüyorlar.” Sık gelen bir yanıt da ayrılık ihtimali. “Bugün var, yarın yok. İlişki bitti, ne yapacaksın o post’larla?” Ayrılma ihtimalinin korkusu, bazılarında altı-sekiz ay aşıldıktan sonra diniyor. “İlişkinin oturduğuna inanmalıyım” diyor bir arkadaşım, “ondan sonra da en fazla el, kol, bacak. Etiketleyebilirim, ama gizli. O paylaşsın.” Z kuşağı biraz daha rahat, paylaşımlara açıklar. Ama hikaye ya da dump arası olmalı. “Dump kapağı da olmaz; sonradan silinmiyor. Araya girmeli, gerektiğinde silinebilmeli.”
Henüz evliliği bir başarı olarak niteleyen kafa yapısından çıkamayanlarımız olsa da, erkeklerin Instagram profillerimizde boy gösterebilmesinin de bir başarı olduğu konusunda dünya kadınlarıyla hemfikiriz; çünkü Joseph’in de gözlemlediği üzere, heterofatalizm gerçeğiyle karşı karşıyayız. Erkek arkadaşların utanç verici olup olmadığını tartışan bir yazıyla, kadınların date’lere çıkmak yerine köpek sahiplendiğini bildiren yazı aynı temel fikirden geliyor: Tekrar eden hayal kırıklıklarından kaynaklanan, giderek güçlenen bir umursamazlık ve beraberinde gelen, erkeklere duyulan ilgisizlik. İlişkinin duygusal yüküyle boğuşmaktansa yalnız olmayı, mankeeper olma ihtimalinden korkup flörtü belli bir seviyede tutmayı tercih ediyor kimileri. Erkek arkadaşlarını paylaşan influencer’ların aldığı tepki estetik kaygılar ya da kıskançlıktan değil, kolektif bir boyfiend cringe’den geliyor.
Joseph’in yorumlara cevaben paylaştığı videolarda söyledikleri arasında en etkilendiğim, bütün bunlara erkeklerin tarih boyunca ilişkilerde yarattığı duygusal terörün neden olduğu.
Haksız mı? Joseph’in yazısında alıntıladığı bir substacker, çevrimiçi kimliklerin partnerlerin yaşamı çevresinde şekillendiği dünyaya Boyfriend Land adını veriyor. Görünüşe göre şimdilerle bu büyülü evren, Pooh Pooh Land’e dönmüş durumda. Kocan Kadar Konuş’tan, partner sahibi olmanın kadınlığın bir onayı olmadığı hatta kimi durumlarda statü düşürdüğü noktaya geldik. Hal böyle olunca kimse bir yandan vazgeçemediği ilişkisini sergilemiyor. Kadınların ilişkileriyle kurduğu yeni bir sosyal sözleşmeyle tanışıyoruz. Bir tür görünürlük pazarlığı. Joseph’in yazısı muhteşem ve berbat erkek arkadaşlarla değil aşina hisler uyandırmasıyla ikiye böldü interneti. İster 20 ister 50, “Paylaşırsam kim olurum?” diyoruz aslında. Paylaşım yapmama tutumunu ayrılık ihtimaliyle açıklamak da ilişkide olmayı bir statü gibi gören bakış açısına bağlı sayılmaz mı? Sevgilisinden ayrılınca sayısız fotoğraf silmek zorunda kalan o kadınla alay edildikçe, evet. Ama bir yandan “evde kalmak”, “kedili kadın”, “kız kurusu” gibi ifadelerin nihayet dilden silinip gideceğini de düşündürüyor tüm bu tartışma… Siz hangi taraftasınız?

