Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Yedi editör, iki jenarasyon, beş bölge. Odakta tek bir duygu: Aşk. Vogue Türkiye, farklı sesleri bir araya getirerek modern aşkın izini sürüyor.
Bir bilinmezlik denizi aşk. Boyu aşan dalgaları da var; sakin huzurlu limanları da... Bazen bir kedi misali her kaba sığıyor; bazen sınırlar, engeller ona vız geliyor. Peki, zamanın ruhuna göre eğilip bükülüyor da olabilir mi? Bu sorunun cevabını bulmak için dünyanın farklı yerlerinden editör ve kültürel yorumcularla konuştuk; Z ve milenyum kuşaklarının üyeleri yedi katılımcıya hem yaşadıkları bölgenin hem de jenerasyonun aşka bakışında
ne in ne out diye sorduk. Dürüstlük ve açık iletişimin ısrarla altı çizildi, geleneksel ilişki rolleri sorgulandı. Sosyal medyadaki flört uygulamaları masaya yatırıldı, internetin ilişki terimleri sözlüğü karıştırıldı. Sonuç bir tanım değil aklımızın bir yerinde yankılanıp duran bir soru oldu yine: Aşktan ne haber?
IN: Günümüzde ilişkilerde gerçekten in olanın, ezelden beri olduğu gibi dürüstlük olduğunu söyleyebilirim. Hem başkalarına hem de kendine karşı dürüst olmak. İlişkilerde ne istediğini bilmek daima iyidir. Belki evlenmek ve çocuklarla dolu bir çiftlik evinde yaşamak ya da sadece eğlenmek ve sıkıcı kış günlerine enerji katmak istiyorsun, söyle gitsin. Ben insanların aradıkları her şeyi, sadece net ve şeffaf iletişim kurarak bulabileceklerine inanıyorum. Kurduğu cümlelerinin sonuçlarından korkmayan ve dürüstlüğün daima doğru kapılar açacağını bilen medeni insanlar böyle yapar. 2026 için ilişki tavsiyem mi? Makul bir insan olmak yeterli.
OUT: Son birkaç yılda ghosting’i geride bıraktık ve yepyeni ilişki terimlerine geçtik. Ancak şimdi de dijital çağın ilişkileri bir savaş alanı gibi hissettirmeye başladı. Her an yeni bir terimle tanıştığımız, sürekli genişleyen bir sözlükle artık konunun strateji geliştirdiğimiz bir video oyunu değil de insan ilişkileri olduğunu hatırlamak zorlaştı. Aslında bunların hiçbiri yeni değil; randevular hâlâ kordonlu telefonlarla planlanır ve mektuplar öpücüklerle süslenirken de lovebombing ve benching vardı. Farklı olan, bu deneyimlerimizi arkadaşlarımıza uzun ve detaylı bir şekilde anlatma ihtiyacımızdı. Çünkü hazırda bekleyen etiketler yoktu. Out? Bence yeterince netim. Oyunlar oynamak, insanları etkilemek için olmadığın biri gibi davranmak, başkalarının duygularını görmezden gelmek, açık iletişimden kaçınmak, sunamayacağın şeyler vaat etmek, konforsuz durumlarda kayıplara karışmak… Eğer özsaygının gerçekten ne anlama geldiğini biliyorsan diğerlerine de saygıyla yaklaşırsın ve bu da belirlediğin tek standart olur.
IN: Kısa, uzun fark etmez ama gerçek, dürüst ve açık iletişim üzerine kurulu ilişkilerin in olduğunu düşünüyorum. Benzer dönüşümleri dışarıda da gözlemliyorum: İtalya’daki genç kadınlar da artık duygularıyla barışamayan gönülçelenleri -güzel ama karmakarışık tipler, İtalya’da onlara malesseri deriz-kovalamayı bırakıp yerine duyguları hakkında konuşabilen, kimi zaman yaşı daha genç, çoğunlukla duygularını iyi ifade edebilen partnerlere yöneliyorlar. Nihayetinde ilk adımların Instagram hikayelerini beğenerek atıldığı bir çağdayız. Genel atmosferde buna dair duyulan tükenmişliğin payını büyük buluyorum. Belki kulağa çok optimist gelecek ama AI gibi fenomenlerle de kısmen alakalı olarak (ki bu bence bizi sosyal medyadan gitgide uzaklaştıran bir şey) Z kuşağı olarak önümüzdeki günlerde birbirimizle çevrimdışı tanışma arzumuz artacak. Somut ve gerçek, duygusal paylaşıma açık ilişkiler arayacağız.
OUT: Son birkaç yıl içerisinde kendimi, bir situationship döngüsüne takılmış halde buldum. Yoğun kimya, düşük bağlılık, ilişkilere isim koymaya duyulan karşılıklı korku... Situationship’ler, doğası gereği iniş çıkışlardan ibarettir. Bekleyiş, karışık sinyaller, bitmek bilmez “Bana mesaj atacak mı?” endişesi… Tüm bunlar, vadelerini doldurana dek bir nevi ergenlik çağı öforisi yaratıyor. Oysaki bu kaosun ardında bir kişi daima diğerine daha fazla yatırım yapmış oluyor, diğeri ise netlik yerine kafa karışıklığı vaat ediyor. Ben, yakın gelecekte bu döngüleri out sayıyorum.
IN: Sosyal medyada bu aralar en sık karşılaştığım ilişki in’leri, geleneksel ilişki formatlarına geri dönüş oluyor. Daha deneysel ya da yeni nesle has düzenler ise out olarak anılıyor. Bana kalırsa insanların asıl tepkisi, yeni neslin özgür düşünce stiline yönelik değil. Bence in olansa tam bu noktada daha esnek, duygusal bilincin yüksek olduğu, oyunbaz, özgür ve eşitlikçi ilişki tipleri. İlişkide açık fikirliliği korumak ama bunu duygusal olgunluğu sağlamadan yapmak kesinlikle bir ilerleme değil aksine samimiyetten kaçınmanın bir başka yöntemi. Yeni in olanın, sık sık partnerinin hislerini sormak olduğu fikrindeyim. Çabasız özgürlüklerin çağı sona erdi. Şimdilerde, “sorumluluk almaktan korkmayan özgürlükler” the new sexy oluyor.
OUT: Yeni neslin ilişkileri, partnerlerin birbirleriyle açık iletişim kurmadıkları, sadece korkuyla deneysel ilerledikleri noktalarda out sayılabilir. Eşzamanlı olarak aşırı tasarlanmış, beklentileri birer “yapılacaklar listesine” dönüştüren kuralların da yavaşça kaybolacağını öngörüyorum.
IN: Kadınların hiç olmadıkları kadar özgürleştiği bu çağda ilişkiler ya hep ya hiç tipi birer deneyim gibi hissettiriyor. Bu ya uzun bir ilişki ya da gönüllü bekarlık ile sonuçlanıyor. Ben son zamanlarda ikincisini daha gerçekçi buluyorum. Tabii ki spektrumda hâlâ sağlıklı ilişkiler, situationship’ler ya da farklı dinamikler mevcut. Buna rağmen flört havuzu standartlarını karşılamayan kadınlarda randevulaşmayı reddeden, bekarlığı seçenlerin sayısı gözle görülür şekilde artıyor. Hiç olmadığı kadar samimiyete ihtiyaç duyduğumuz bir çağdan geçtiğimizi de unutmamalı.
OUT: İlişkilerde erkeklerin değerinin düştüğünü söyleyebiliriz bence, özellikle biz kadınların artık eskisi gibi onlara bağımlılık duymamasıyla ilgili bu. Bugünün ilişki sahnesinde, bir erkek hayatınıza ya da aranızdaki beraberliğe gerçek bir katkıda bulunmadığı sürece sizi bir ilişkide olmaya ne teşvik edebilir ki? Eğer bedeli utanç ya da tekrar tekrar hak etmediğin şekilde davranılmaksa bir ilişkinin amacı nedir? Bana göre ilişkilerde bir diğer out, biriyle sadece “ilişkide” olmak için beraber olmak. Bunun artık kültürel bir değere sahip olmadığını düşünüyorum.
IN: Bence yılın ilk ayları, bizlere biraz mola vermek ve gerçekten ne istediğimizi kendimize sormak için önemli bir fırsat sunuyor. Bu soruya yanıt bulanlar ve partnerleri ya da partner adaylarıyla erkenden paylaşanlar ise in diyebileceğim netliği sağlıyorlar. Her iletişim ömür boyu sürmez ve sürmek zorunda da değildir; ama kurulan her bağ dürüstlüğü hak eder, böylelikle gerçek ve çevrimdışı bir şeye dönüşmeyi de.
OUT: Yaşadığım şehir olan Berlin, diğer yerlere kıyasla insanlara nadir sayılabilecek bir özgürlük sunuyor. Farklı ilişki modelleri, yaşam stilleri ve samimiyet formları burada eşitlik içerisinde bir arada var olabiliyor. Ancak bu çeşitliliğe rağmen ilişki sahnesinde nezaket ile karşılaşmak epey zorlaştı. Genel anlamda duygusal bağlılığın eksikliğinin zaman içerisinde sessizce sıradanlaştığını görüyorum: Artık bağlantıların ucu açık kalıyor, beklentiler konuşulmuyor. Bunlar doğal olarak vakit kaybı ile sonuçlanıyor, ki bu artık kesinlikle out.
IN: Z kuşağının 20’li yaşlara gelişiyle, bazılarının 30’lara merdiven dayamasıyla, ama çoğunun X ve Milenyum kuşağı bireylerine göre daha az partilemesiyle gerçek, konforlu bağlar aramaya başladık. Mesela artık, domestik situationship’lere yöneliyoruz. Yeni domestik dalgayla konuşma evresinin es geçildiğini, çift adaylarının bir çarşamba akşamı Instagram’da
gördükleri bir tarifi pişirmek için buluştuklarını fark ediyorum. Yine de bu, eski usul ilişkilerin geri döndüğü ve situationship’lerin de tümünün kaçıngan bağlanmalar olduğu anlamına gelmez tabii. Sadece daha az efor harcanan, amaç beraber sıkılmak bile olsa anların paylaşıldığı ve neredeyse evcilik oynadığımız randevulara ilgi duyuyoruz. Cazibesi geleneksel değerlere yakınlığından gelen ama yine de “Duygusal olarak hazır değilim” rutinine sadık kaldığımız türden randevular. Kusurların normalleşmesini de bir in olarak eklemek istiyorum. İlişkilerde mükemmellik kaygısı azalıp kusurlar geri dönüş yapıyor, yani daha filtresiz ve dürüst profillere, gerçekçi ve montajsız fotoğraflara hazır olmalıyız.
OUT: Geçici ilişkilerden uzaklaşmaya başladık. Hepimiz flört uygulamalarından da bıktık. Out saydığımız bu uygulamaların ardından sırada AI ilişkileri var. Bu, AI ile bir randevuya çıkacağımız anlamına gelmiyor (her ne kadar bazıları yapsa da). AI’dan o kişiyi bulma yolculuğunda yardım almaktan bahsediyorum. Birçok randevu uygulaması çoktan bu furyaya kapılıp algoritma desteği için yapay zeka içerik üreticilerine başvurmaya başladı bile. Özetle flört uygulamalarının, thirst trap ve Instagram flörtleşmelerinin, geçici bağların out olduğu fikrindeyim.
IN: Her şeye rağmen hepimiz biliyoruz ki bu dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey hâlâ aşk. Bu yüzden içtenlikle, sonuna kadar aşkı sevmek in bence! O iki büyük kelimeyi daha fazla söylemeli, aşka olan bakışımızı da değiştirmeliyiz. Bir süredir cazibesini yitirmiş olan flörtleşmenin bu süreçte kesinlikle geri döndüğünü düşünüyorum. Bir yere varmak zorunda olmayan, belki bir daha karşılaşmayacağın insanlarla flörtöz birkaç cümle kurmaktan zarar gelmez. Midedeki kelebekleri aceleye getirmeye, el ele tutuşmalar için saniyeleri saymaya gerek yok. Ayrıca alkol içermeyen randevular da önemli bir in: Çevremdekilerin artık yoga derslerinde, kitap kulüplerinde hatta Substack üzerinden tanıştığına tanık oluyorum. Özetle bir gün kız arkadaşlarınla notlar uygulamandaki gönderilmemiş mesajları tartışırsın, flörtleştiğin kişiye dair bir artı-eksi listesi yaparsın, bir pijama partisinde randevulaştığın erkeği taklit edip kıkırdarsın. Ertesi gün hiç beklemediğin bir keder gelir, kendini ağlarken bulursun. Bu işin doğası böyle. Önemli olan insanlara onları sevdiğini söylemek, çünkü herkes buna ihtiyaç duyar. Bana göre bu, zamansız bir in olarak listenin başını çekiyor.
OUT: Artık odağımız aşk olduğu için situationship ve chirpse gibi terimlere veda edebiliriz, bunları arkadaşlıktan öte bir yerde tanımlamıyorum. Aynı şekilde pandemi sonrası süreçle eşleşen flört uygulamalarının da sonu geldi. Bir de sadece bekar olmamak için yaşanan ilişkilere out demeliyim. Bir randevu gecesi, arkadaşlarınla geçirdiğin bir akşam kadar keyifli değilse bu bir zaman kaybıdır. Resmi bir birlikteliğe ilerlemek için bu süreci mahvetmek tamamen out fikrimce. Çünkü romantizm, aslında bu detaylarda saklı.

