Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Moda çevrelerinde adını bilmeyenler; onu henüz sahada izlemeyenler... Kusursuz postürü, cool duruşu ve kaleyi içeriden fetheden bakışlarına aldanmayın. Bir süpermodel değil o. Futbol dünyasının dilinden düşürmediği, tribünlerin adına besteler yaptığı, A Milli Takımı’mızla milyonların umudunu sırtlayan parlak bir yıldız. Dünya Kupası öncesinde ilk defa Vogue Türkiye için kamera karşısına geçen Kenan Yıldız, Etro’nun sezon koleksiyonundan ipek gömlekler, güderi ceketler ve karakterli takımlarla, yeşil sahalardan sonra yüksek modanın da zirvesine oynuyor.
İstanbul’dan Milano’ya, oradan trenle Torino’ya geçtikten sonra nihayet Juventus FC stüdyosundayız. İçeride tatlı bir heyecan var. Yalnızca Vogue Türkiye değil global Vogue edisyonlarının da tarihine geçecek bir kapak çekimindeyiz zira. Kenan, Vogue Türkiye’nin ana kapağında yer alan ilk erkek ve ilk futbolcu olmasının yanı sıra global edisyonlarda da kapağı tek başına süsleyen nadir futbolculardan. Dahası, dergimizin ana kapağını devralan Türk asıllı ilk global yetenek.

Denim bomber ceket, poplin gömlek ve ipek kravat ETRO
Çekimden bir önceki gün Milano mağazasından özenle seçtiğimiz Etro görünümlere göz gezdirirken, kapak yıldızının stüdyoya doğru yola koyulduğunu haber alıyoruz. Setteki atmosfer değişiyor, beklentiyle herkes hızlanıyor. Nihayet 1.87’lik boyuyla, tüm aura’sıyla içeri giriyor Kenan; yüzünde içten bir tebessümle ışıkçısından asistanına hepimizi teker teker selamlıyor. Üzerinde beyaz bir tişört, altında takımının amblemini taşıyan eşofman altı var; gayet rahat, doğal ve kendinden emin. Modaya da hayli düşkün ancak “Benim için moda çok fazla kasmak, bir kalıba girmeye çalışmaktan ziyade kendi kişiliğimi yansıtmakla alakalı” diyor.
Kendi yaptığı iki dakikalık sakal tıraşının ardından kuaför koltuğuna oturuyor. Vakit oldukça dar; yoğun antrenman ve kamp programı arasında bu tarihi çekime ayırabildiği süre sadece dört saat. Çekim başladığında, fotoğrafçısı, moda editörü, asistanı, makyaj artisti ve ben, etrafını çevreliyoruz. Kimimiz kıyafetine, saçına başına rötuşlar yapıyor, kimimiz direktif veriyor, kimimiz backstage video’lar çekiyor. Kenan’a bakıyorum da bu kontrollü kaos içerisinde bile odaklı ve serinkanlı. Sahadaki oyun zekasını stüdyoya da taşımış gibi. Tıpkı gözünü toptan ayırmadan rakibinin ve takım arkadaşlarının pozisyonlarını bildiği, tek bir saniyeye birden çok karar ve hamle sığdırabildiği gibi, burada da deklanşöre bakarken göz ucuyla hepimizi takip ediyor ve yönlendirmelerimizi pozlarına anında yansıtıyor. Derken, içinden bir süpermodel çıkıveriyor... Vizörün ardındaki dünyayı milisaniyelik bir refleksle sezen hayli fotojenik bu genç adamın günün ilk yarısını sıkı antrenmanlarda, sonraki saatlerini az ötedeki Juventus mağazasında izdiham yaratan kitlelere imza vererek geçirdiğini tahmin etmek imkansız.

Güderi ceket, denim pantolon, ipek fular ve deri ayakkabı ETRO Fitilli atlet Moda editörüne ait
Regensburg, Almanya. Nefesin buhara dönüşüp havada asılı kaldığı bir kış gecesi. Engin Yıldız, üzerinde günün yorgunluğu, sırtında takım elbiseyle işten çıktığı gibi mahalledeki futbol sahasında alıyor soluğu. “Hadi oğlum, son bir şut, sonra eve.” Fakat kelime dağarcığında ‘son’ yok küçük Kenan’ın. “Zaman kavramı bilmeksizin saatlerce top peşinde koşardı” diyor Engin Bey, bir an geçmişe dönüp. “Son şut hiçbir zaman sonuncu olmazdı, çünkü hayatta istediği tek bir şey vardı: Oynamaya devam etmek.” O günlerde boş tribünlere oynayan, hayali defanslara çalımlar atan oğluna bakarken bir dünya yıldızı yetiştirdiğini düşünmüyordu aslında. Evladının saf hayallerini baskı unsurundan arındırarak korumaya, onun futbol tutkusunu perçinlemeye çalışan bir babaydı sadece. “Daha güçlü olmak için hayallerin bile dinlenmeye ihtiyacı vardır” diyerek, türlü cambazlıklarla gece yarılarında eve soktuğu o çocuk, bugün Torino’da İtalyan devi Juventus FC bir yana, ülkemizin gururu A Milli Futbol Takımı’mızın, milyonlarca insanın umudunu sırtında taşıyor. Kenan Yıldız, kendine vaat ettiği geleceği yaşıyor.

Triko üst, deri örgü kemer ve kumaş pantolon ETRO
Henüz küçücük bir çocukken Juventus FC takımının dev kapılarını ardına kadar araladı. Formasıyla Serie A’da, İtalya Kupası’nda ağları havalandırdı. UEFA Şampiyonlar Ligi sahnesinde parladığında sadece tribünlere değil dünya manşetlerine de yazdı adını. Futbolun en prestijli genç yetenek ödüllerinden Golden Boy adaylığında basamakları teker teker tırmandı. 2024’te taraftar oylarıyla belirlenen web ödülüne layık görüldü. 2025’te Avrupa’nın en iyi genç yetenekleri arasında ilk 5’e girdi. Elleriyle yaptığı yıldız figürü ve idolü Alessandro Del Piero’yu selamlayan ikonik gol sevinciyle, yeşil sahada yetenekli bir sporcudan öteye geçti; futbolun geleceğini inşa edecek özel isimlerden biri olarak devleşti.
Sorumluluk taşımayı iyi biliyor ünlü futbolcu. Çekirdek ailesinin sevgisiyle sarıp sarmalanmış bir çocukken gelişmiş bu bilinç. Seyredilmeye talip olmak, kendi içine dışarıdan bakmayı öğrenebilmekse, her yaşta zor zanaat. Henüz 21 yaşında, kendisi olmaktan bir an bile ödün vermeyen, içine bakma cesareti gösteren olgun bir insanın özgüvenine sahip. Ama bu güvende kibir ya da ukalalık havası değil alçakgönüllü bir gurur, derin bir şükran duygusu ve bir başarı halesi var.

Keten ceket, keten pantolon, nakışlı gömlek ve deri loafer ETRO
Aile, iki kelimesinden biri. Malum; profesyonel liglerin ışıltılı, kameralarla süslü dünyasının ardındaki ağır yükü onunla birlikte sırtlanan emektar bir anne de var yanı başında. Beate Hackl Yıldız, elit akademilerin, büyük kulüplerin acımasız baskısı altında yetiştirmiş oğlunu. “Sanırım işin en zor yanı onun ne kadar çabuk büyüdüğünü izlemekti” diyor samimiyetle. “O seviyede futbol, çok erken yaşta büyük bir baskıyı da beraberinde getiriyor ve anne içgüdüsüyle her zaman çocuğunuzu korumak istiyorsunuz. Ama aynı zamanda futbolu ne kadar çok sevdiğini de biliyorduk. Bu yüzden bir yandan normal bir aile hayatı sürdürmeye çabalarken, bir yandan da her daim hayallerinin arkasında durduk.”
Kenan Yıldız, bugün dünyanın en büyük arenalarına çıkarken arkasında sarsılmaz bir kale gibi duran bu iki kişiden alıyor gücünü. Annesinden genlerine geçen kusursuz Alman disipliniyle, babasından aldığı, Afyonkarahisar’dan Almanya’ya uzanan köklü Türk tutkusunun enfes bir sentezi o. Bu kapak çekiminde cool bir duruşla sergilediği, soyadını parmaklarında taşıyan işaretin nasıl ortaya çıktığını merak ettiğimde, “Çok doğaldı aslında” diye başlıyor anlatmaya. “Soyadım Yıldız olduğu için bu harekette zaten halihazırda bana ait çok özel bir parça vardı. Basit, akılda kalıcı ama aynı zamanda beni ve köklerimi anlatan bir kutlama olsun istedim. O yıldız işareti adımı, ailemi olduğu kadar Türkiye’yi ve çocukken kurduğum o küçük hayali de temsil ediyor.”

Güderi ceket, denim pantolon, ipek fular ve deri ayakkabı ETRO Fitilli atlet Moda editörüne ait
Küçük, laf değil; mütevazılık besbelli. Kenan, annesinin gözünde “insanları fark eden”, dünya adını ezberlemeden çok önceki o hassas çocuk hâlâ. “Kalbinin güzelliğini düşündüğümde aklıma hemen futbol gelmiyor; günlük hayattaki küçük, ince davranışları geliyor” derken hafızasına kazınan bir anıyı paylaşıyor benimle: “Çocuktu; antrenmanlardan çok yorgun düştüğü bir gün, tek başına oturan yalnız ve üzgün bir çocuk fark etti. Aslında bir an önce eve gitmek istiyordu ama yine de durdu, çocuğun yanına gitti. Onunla konuştu, yüzünü güldürmeye çalıştı. Küçücük bir jestti belki ama benim için dünyalara bedeldi.” Beate Hanım, oğlunun bu yanını belki de futbolcu kimliğinden bahsederken hissettirmediği türden bir mutlulukla, gözlerinde parıltıyla anlatıyor. “Tabii ki bir futbolcu olarak onunla gurur duyuyoruz ama benim için en önemlisi iyi bir insan olarak kalabilmiş olması. Birinin zorlandığını görürse, ilk içgüdüsü ona yaklaşmak ve yanında olmak. Temiz kalpli derken tam olarak bunu kastediyorum: Dünya bir futbolcuyu tanımadan önce, biz o çocuğu tanıyorduk. Temiz bir kalbe sahip, saygılı ve dünya tatlısı bir çocuk.”
Futbolun yüksek temposundan yorulduğunda, sırtındaki ağır formayı çıkardığında sığındığı yer yine aynı. Ne büyük malikaneler ne lüks restoranlar... Kenan için en büyük huzur, annesinin yaptığı bir tabak köfte-pilavın mis kokusunda gizli. Babasıyla şakalaşmalarında, ailesiyle kaçtığı sakin bir deniz kenarında... “Genelde ailemle ya da bana en yakın olan insanlarla bir arada olmak bana yetiyor. O anlarda futbol hayatımdan biraz uzaklaşıyor ve kendimi yeniden Regensburg’daki o küçük çocuk gibi hissediyorum” diyor. Milli takımda Arda Güler ve Hakan Çalhanoğlu ile kurduğu ilişki, sahadan taşan bir dostluk; benzer baskılarla büyümüş bir neslin sessiz ortaklığı gibi. “Grubumuz çok güzel. Öncelikli olarak Hakan abi, Arda ve diğer tüm takım arkadaşlarımla aramızda çok doğal, güçlü bir bağ var. Çünkü dünden bugüne hepimiz benzer beklentilerle karşı karşıyayız. Çok şakalaşırız, birlikte vakit geçiririz ve her şeyi olabildiğince normal tutmaya çalışırız.”
Peki ya aşk? Gönül ilişkilerinden söz açılınca, büyüteç altındayken aşkı keşfetmek zor mu, sorusuna “Özel hayatı korumak her zaman kolay olmuyor” cevabını veriyor. “Çünkü futbol çok büyük bir ilgi gerektiriyor. Ama bazı şeyleri kendine saklamanın önemli olduğunu düşünüyorum.” Ebeveynlerinin temennisiyse, her şeyden önce dürüst bir partner.“Tek umudumuz, dürüst, sakin ve ona destek olacak biri” diyor Engin Bey. “Hayatında ona huzur verecek ve onu sadece futbolcu olduğu için değil gerçekten kendisi olduğu için sevecek birini bulması.”

Tişört, denim pantolon, deri kemer ETRO
İstanbul’a döndüğümüzde, ekibimle beraber yüzlerce kareyi masaya yatırıyoruz. Şaşırtıcı şeydir; koca dijital arşivde birkaç fotoğraf dışında boş kare yok. Bir futbolcunun ‘moda otoritesi’ popülaritesine ulaşması, sık rastlanır bir hadise değil; tarihte örneği az. Ancak Kenan’ın geleceğinde sadece yeşil sahalarda kazanılacak zaferler olmadığı, modanın zirvesine uzanacak uzun bir yolculuk olduğu çok aşikar. Bu toprakların bağrından çıkan genç bir yeteneği yüksek moda dünyasıyla buluşturmak, bir genel yayın yönetmeni olarak benim için çok özel bir duygu. Ay-Yıldızlı forma giyen bir milli futbolcumuzu yayın tarihimizde birçok ilke imza atan kapaklarla merceğe almaksa bambaşka bir gurur. Zira, “Türkiye’den ayrılıp Almanya’da yeni bir hayat kurmak kolay değildi” diyen Engin Bey’in olduğu kadar Türkiye’nin de iftiharı Kenan. “Milli takım formasını giydiği anlar benim için inanılmaz duygusal, unutulmaz. Hikayemizin çok güzel bir şekilde bir araya geldiğini, şimdi tamamlandığını hissediyorum.”
Önümüzdeki günlerde, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Ay-Yıldızlı formasıyla yeniden yeşil sahalara çıkacak Kenan Yıldız ve zafere koşarken pusulası her daim iyiyi, ait olduğu yeri gösterecek. Bize de hayranlıkla, elimizde Türk bayrağı, göğsümüzde tarif edilemez bir gururla izlemek kalacak. Koş çocuk, koş! Nice goller, zaferler ve şampiyonluklara...








Genel Yayın Yönetmeni: Zeynep Akdoğan
Fotoğraf: Raffo Marone
Moda Direktörü: Ece Öğütoğulları Altın
Moda Editörü: Ceren Çetinoğlu
Yardımcı Moda Editörü: Lyan Kaplun
Saç & Makyaj: Gaia Dellaquila
Proje Yöneticisi: Gülsün Alpan
Proje Uzmanı: Zeynep Ölçer
Prodüksiyon: Asitane Yapım
Yapımcı Prodüktör: Ceylan Naz Yücesoy
Prodüktörler: Bahar Karaman, Duygu Gönül
Fotoğraf Asistanı: Marvin Morales
Işık Asistanı: Pietro Oliva
Moda Editörü Asistanı: Aslı Yenice
Mekan: Juventus Creator Lab
Rams Global’e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.