Haftalık E-Bülten
Moda dünyasında neler oluyor? Yeni fikirler, öne çıkan koleksiyonlar, en vogue trendler, ünlülerden güzelllik sırları ve en popüler partilerden haberdar olmak için haftalık e-bültenimize kaydolun.


Yaratıcılık, ilham ve ortak estetik anlayışıyla üretmenin dinamiklerini Gusina Pizza & Bakery kurucuları Defne ve Emre Kasrat ile konuştuk.
İşle aşkı karıştırmayın derler. Ama bu formülün her zaman tutmadığı aşikar. İşine aşkı karıştıran çift, farklı bakış açılarını koruyarak birlikte üretmenin ve yaratıcılıktan beslenen ortak bir alanda bir araya gelmenin ilişkiyi de ileriye taşıyabileceğini gösteriyor.
Defne Kasrat: Hayallerimizin her zaman ortak olması, bu işteki sorumluluk duygumuzun en temel dayanaklarından biri oldu. Bir aile olarak geleceğe dair vizyonumuzu işimize yansıttığımızda, sürecin bizim için çok daha kolay ilerlediğini gördük. Bir çift olarak birlikte çalışmanın kendine özgü zorlukları olsa da aynı gelecek için yan yana emek verdiğimizde bu zorlukların daha rahat aşıldığını fark ettik. Bu yüzden, aynı hedefe birlikte koşmanın önemini her zaman önceliklerimiz arasında tutmaya çalışıyoruz.
Emre Kasrat: İkimiz de aile mirasının ve kültürünün değerine önem veren anne-babaların çocuklarıyız. Bu sebeple aileden kalan bir değere değer katmak, ikimiz için de doğal bir refleks olarak ortak şekilde gelişti; sorumluluk duygusu da bunun ardından kendiliğinden geldi.
D.K.: Aslında bu dünyaya birlikte girdik. Ben Le Cordon Bleu’da okumaya başladığımda, Emre de aynı dönemde Glion’da eğitimine başlamıştı. Ne öğrendiysek birlikte, aynı anda ve paylaşarak öğrendik. Bu yüzden beraber kurmaya başladığımız her hayal; ortak tecrübelerimizden, gezilerimizden ve birlikte paylaştığımız anılardan beslendi. Bu işe girerken bizi bir araya getiren temel sorular şuydu: “Biz nerelerde keyif alıyoruz?” ve “Bu keyfi başkalarına nasıl yaşatabiliriz? "
D.K.: Konu önünde sonunda çok basit bir duyguda birleşiyor: Karşındakini mutlu etmek. Bu bağın yalnızca mutfakla servis arasında değil tüm departmanlar arasında kurulmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
E.K.: Bir tabağın siparişinin alınmasından mutfaktan çıkışına, misafirle buluşmasına ve tüketilmesine kadar uzanan bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreçte atılan her adım çok önemli; herhangi bir noktada yaşanan küçük bir aksaklık bile misafir deneyimine olumsuz yansıyabiliyor. Sistemin doğru işlemesi için mutfak ve servis ekiplerinin koordineli çalışması, birbirlerinin eksiklerini tamamlayarak ortak hedef doğrultusunda ilerlemesi gerekiyor. Bunu başaran işletmelerde misafir memnuniyetinin çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum.
D.K.: Genelde sezgisel olan taraf benim; Emre ise daha sistemli. Bu durum hem iş hem de sosyal hayatımızda kendini gösteriyor. Zamanla bu ayrım doğal bir şekilde netleştiği için dengeyi kurmak artık çok daha kolay. Aynı konular üzerinde, birbirimizin alanına girmeden ve sınırları zorlamadan birlikte çözüm üretebiliyoruz.
İlhamın en güçlü hali bazen en yakınından gelir. Birlikte çıkılan yolda üretmek, hayallere ortak alan açmak ilişkinin ve işin en başarılı sonucu.
D.K. :Yoğun tempoda baş başa kalabilmek için zaman yaratmak bazen zor olabiliyor. Ancak keyifli geçen akşamların sonunda özellikle sakinleşip sohbet etmeye özen gösteriyoruz.
E.K.: İş dışında bulduğumuz vakitlerde birlikte seyahat etmeyi özellikle çok seviyoruz. Bu sayede hem zihnimizi boşaltıyoruz hem de yaptığımız işe ilham verebilece yeni yerler deneyimlemekten büyük heyecan duyuyoruz.
D.K.: Sosyal aktivitelerimizin neredeyse tamamı yemek etrafında dönüyor. Bir seyahat planlarken bile önceliğimiz her zaman yemek oluyor. Çok fazla yemek anımız var ama benim için en unutulmaz olanlar; defalarca gitme şansı bulduğumuz ve her seferinde bir öncekinden çok daha keyifli
deneyimler yaşadığımız San Sebastian’daki Ganbara ve Cortina d’Ampezzo’daki El Brite de Larieto. Her zaman yeniden gitmek için fırsat kollayacağım iki mekan.
E.K.: Los Angeles’taki Pizzeria Mozza, Atina’daki Lsandsia ve Getaria’daki Elkano…
E.K.: Tanıştığımız ilk andan itibaren birbirimizden bir şeyler öğrenmeye başladık diyebilirim. Bu hiç bitmeyecek bir süreç. Yeme-içme dünyasına dair yenilikçi bakış açısını, sade ve doğal tabaklamanın ne kadar özgün ve yeterli olabileceğini Defne sayesinde hem ben hem de Gusina ekibi benimsedik.